birkaç kötü site. nihaha. ayrıca da kendi biloğumu kendim yaparım. hahayt!
fak feysbuk
tambılır
blogg.se
vkontakte.ru
stumble
okuma sitesi
formspring
imdb
ekşi sözlük
twitter
ask.fm
good reads
deviantart
triancula single listesi
profil
last.fm
eksprensip
limonyak
boş zamanlarımda kendimi sevmiyor değilim.




Friday, June 10

Sözlerinin ne anlama geldiğini gayet iyi bilmene rağmen seni tam olarak o anda yansıtmayan herhangi bir şarkıyı, bir sigara eşliğinde daha önce otuz dört defa söylemiş gibi ve tam da o sözleri söylemek istiyormuş gibi muazzam bir hevesle söylemek istemek ve hatta daha da ileri gidip o çirkin sesinle söylemek. Şu anda kurumuş dudaklarımı birbirinden ayırıp koca bir nefesi boğazımdan içeri çekerek gerçekleştirdiğim şey bu ve şu anda neden bunu bu kadar detaylı bir şekilde anlattığım konusunda en ufak bir fikrim yok. Ya da neye canımın bu kadar sıkıldığını da bilmiyorum. Bir hafta önce, saat sabahın 4'ünde Berkay'a "Ben bunları hak etmedim." dedikten sonra neden tam bir gerizekalı gibi ağlamaya başladığımı da bilmiyorum.


Aklıma bir saniye içerisinde beş yüz altmış tane şey gelirken ve ben bununla yaşamayı artık kabullendiğimi sanarken muazzam bir baş ağrısı çekiyorum, gereksizce hatırladığım ve gereksizce yücelttiğim her bir anı yüzünden. Hiçbir zaman doğru kelimeleri birbiri ardına sıralamayı başaramamış bir insan olarak ve bu başarısızlıkta korkunç derecede istikrarlı bir insan olarak kendimden ölümüne sıkıldığımı evet, belki çok defa anlatmış ve paylaşmış olabilirim; fakat ilk defa bunu her bir zerremde hissediyorum ve bu gerçekten ayak bileklerimin buz kesmesine sebep olacak kadar itici bir şey: Hunharca sevdiğim, çok ama çok sevdiğim insanlara olan yaklaşımım gerçekten yorucu derecede çocuksuluk içeriyor ve bu hiçbir şekilde sevimli değil.


Gün içerisinde minimum beş yüz defa aklımdaki o asıl şeyi yapmayı çok istiyorken ve hep bir şekilde aklıma çok ama çok gülümsediğim bir anı geldiği için o anı hep bir şekilde erteliyorken ve ben bu ertelemelerle hayatımı idame ettireceğimi artık kabullenmem gerektiğini düşünürken ve bunu inanılmaz derecede sıkıcı buluyorken, çıkış noktası olarak sürekli sigarayı seçmem ve sigaraya seninle başlamış olmamı hatırladıktan sonra her şeyden ve bilhassa kendimden takriben yirmi beş saniye boyunca önlenemeyecek derecede büyük bir mide bulantısı duymam, bünyemde ter kokusu etkisi yaratıyor ve bu hiç hoş değil.


Kırk üç dakika öncesine kadar seninle geçirdiğim her bir anıya korkunç derecede büyük bir saygı duyuyordum. Sonra bir şey oldu. Ağladım durduk yere. Ağlarken senin ağlamanı hatırladım. Bunu çok iyi hatırladığım için daha da sinirlendim ve mütemadiyen geçmişe dönüp durduğum için kendime daha da kızarak daha da çattım kaşlarımı.


Sonra aklıma Mayıs 2009'un muhtemelen üçüncü haftasındaki bir akşam üstü geldi. Sigaraya başlamamın üstünden üç ay geçmiş olmasına karşın aç karnına sigara içilmemesini bir türlü öğrenememiştim ve bulantımı bastırması için marketten aldığın pembe ve beyaz marşmelovları ağzıma atıyordum. "Ne yani, aynı düşünmüyoruz; ayrılalım mı o zaman şimdi?" Hani çok saçma şimdi o cümlenin aklıma gelmesi. İkimizden biri kurmuştu o cümleyi ve kimin bunu söylediğini, kimin neyi savunduğunu hatırlamadım. Şu anda da hatırlamıyorum. Sana olan kırgınlığım hat safhada olmasaydı bir telefon açıp, iki yıl önce o cümleyi hangimizin kurduğunu sorardım. O derece değer veriyordum çünkü ben sana kırk üç dakika öncesine kadar. O derece saygı duyuyordum ve tartıştığımız bir anı bile hatırlasam üç saniye sonra gülebiliyordum.


Bir şey oldu işte kırk üç dakika önce. Tıpkı babam gibi canın istediğinde herkesi tek bir hamlede silip atabileceğini oturup yedi saniye boyunca hızlıca düşündükten sonra senden korkunç derecede soğudum. Çok komik, değil mi? Babamdan soğumadım ve senden soğudum. Annem ve babamla beraber en çok sevgi beslediğim üç insandan biri olan senden soğuma sürem yedi saniye sürdü sadece. Radiohead filan da dinlemiyorken üstelik; bunu bilhassa belirtmek istiyorum. Herhangi bir Thom Yorke melodisi aklıma gelmemiş bir şekilde yardıra yardıra gittin aklımdan.


Eminim bunları duyduğuna çok sevineceksin; çünkü biliyorum ki sana olan bağlılığımın, anlamsız; çünkü sonsuz sevgi ve her şeyden önemlisi saygımın planladığımızdan çok daha erken bir şekilde sonlanmış olması senin de içini rahatlatacaktır. Artık adım geçtiğinde klişe bir şekilde arkamdan küfür edebiliyor olacaksın, "öf" efektini vereceksin, "ahaha" diye güleceksin ve konuyu kapatmaya çalışacaksın. Muhtemelen ben de benzerini yapacağım. Böylelikle bu konu da böylelikle kapanacak.


Ve hani şey. Bunların hiçbiri aslında beni üzmüyor. Aslında tamam hayvanlar kadar çok üzüyor tamam mı? Ağzına sıçayım, sürekli aklıma geliyor ve sinir oluyorum birçok şeye. "Ne yani amınakoyim, niye böyle oldu ki?" diye sürekli tiksinti duyuyorum. Klişe olan her şeyin ebesini çatır çatır sikerken şu gelinen noktanın buram buram klişe olması çok sinir bozucu.


Hiçbir şeyin önemi yok ama tabii. Bugün hava yağmurlu mesela. Hayatımda ilk defa senden ve sana ait olan her şeyden yüzde seksen dokuz oranında soğudumu düşünüyorum ve hala daha bu fikrim değişmedi. Ve lütfen değişmesin. Biliyorum bunu çok istediğini; sinir bozucu bir şekilde senin hakkında hala daha iyi şeyler düşünebiliyor oluşumdan dolayı tiksinti duymaya başladığını çok ama çok iyi anlıyorum.


O yüzden son kez bir şey söylemek istiyorum sana. Bir daha aklıma geldiğin takdirde en yakınımda bulunan camdan aşağı sarkacağım. Söz veriyorum.


Mutlu ol. Ablanı çok ama çok sev; çünkü o hayatımda tanıdığım en mükemmel insanlardan biri. Onu sakın üzme. Erkek arkadaşını da sev ve onun hakkında hiçbir kötü cümle kurma. Hep içine sinen şeyleri yap. Hiçbir kimseyi kırma. Başta Eda ve Çağrı olmak üzere bütün sevdiğin insanları sevmeye ve onları kollamaya devam et. İnandığın şeylerin arkasından gitmeye devam et. Aç karnına sigara içme. Başının çok sık dönmesini daha fazla kanıksama; doktora git bir an önce.


Ve lütfen hiçbir şekilde benim hakkımda olumlu şeyler düşünme. Seninle paylaştığım en özel şeylerimi beni aşağılayarak ve yerin dibine sokarak en sevdiğin insanlara anlat. Hakkımda olumsuz düşün. Beni düşmanın olarak gör. Benden nefret etmeye devam et. Benimle geçirdiğin her süreye lanet et. Beni hatırlama. Hatırladığın takdirde panik olma ve üç saniye içinde aklından geçip gitmem için allaha dua et.


Söz mü?

Labels:

0 comments


Thursday, June 9


"Ben sana bi' kelime söylemedim, oturduğun yerden kuruyo'sun."

Sıla Gençoğlu



Merhaba Serab. Şimdi şöyle bir şey var: İnsanlar gerçekten gerizekalı, bunu sen zaten baya iyi biliyorsun. Bu konuda hemfikiriz diye umut etmiyor değilim. Hayır bir de sadece gerizekalı olsalar iyi; aynı zamanda paranoyak, ruh hastası, asosyal, kaltak, dengesiz ve içten pazarlıklı.


"Samimiyetini seviyorum ulan." diyen o şahane kadınla "Sikerim seni. Önce doggy, sonra ayakta, en son da bacak omuz." şeklinde bir cümle kurup hayvanlar gibi gülüp, dağılmama neden olan o şahane adam mesela bugünlerde o kadar "eyjafjallajökull babuşummm" etkisi yaratıyor ki bünyemde, bence bunların hepsi çok başarılı şeyler. Yeğani "Seviyorsan siktir git, fazla konuşma bence." de çok başarılı, "sdkjfdlskfdsjfldsfs" şeklindeki halet-i ruhiyemi fena iyi özetleyen o cümle de fena başarılı.


Hayat böyle bir şey Serab. Bir yandan alıyorsun, öbür yandan da veriyorsun. dksjfsjfldsjfsdf.


Ama tabii sikerlær çanım yeğa. Böyle böyle insanların kaç kuruşluk olduğunu çözüyorsun filan. Çok sevimli gerçekten her şey. "ASADB" ve "KSMD" var tabii bir de. Her şey süper, her şey normahahahal.


Ayrıca lan hayvan, bari horlamadan uyu. İbnesin Serab, başka açıklaması yok. dkslfjsdlkjfldjfs.


-of üşendim, <3- kjsdkfjdsşfjdsjfksdjfksld

Labels: , ,

0 comments


Monday, June 6



"Bu ne biçim son böyle?"
Can Temiz



Şimdi bi' insanı çok seviyorsun, tamam mı? Acayip ama. Hastası oluyorsun. En büyük fanı oluyorsun daha ilk görüşte. "Lan ben yıllardır senin gibi biriyle tanışmak istiyordum. Oha amınakoyim, çok iyisin sen yiğaaa." filan diyorsun. Bayılıyorsun kurduğu her cümleye, ölüp geberiyorsun patlattığı her espriye. Aslında her şeyin gayet de sıradan olduğunun da bilincine sahipsin ve fakat kendini o kadar şanslı hissediyorsun ve karşılaştığın bu kimya o kadar kutsal geliyor ki, gözün hiçbir şeyi görmediği gibi, rahat rahat "bu gerçekten bambaşka." diyebiliyorsun; bunu demekten asla çekinmiyor ve herhangi bir tereddüte düşmüyorsun.


Sonra yavaş yavaş onunla aynı şeyleri yapmaya başlıyorsun. Karşı tarafla çok rahat çatışacağını bildiğin şeylerde geri adım atabiliyorsun ve bunu olumlu bir şey olarak algılayıp, sessiz kalmayı ve sabırlı olmayı kabul ediyorsun. Aynı esprileri yapıyorsun. Aynı şeylere küfredip, aynı şekilde tavır alıyorsun. Herkesle ve her şeyle dalga geçebiliyor olup kendini inanılmaz huzurlu hissediyorsun.

Öyle bir huzur yaşıyorsun ki, yavaş yavaş kusur bulmaya başlıyorsun; çünkü hepimiz biliriz ki bir ilişkide iki taraf da birbirine ne kadar açık olursa, aslında o kadar da leş bir ilişkidir o. Buram buram amatörlük kokar. Nasıl ki sabah uyanır uyanmaz evden çıkmıyorsak, muhakkak ki bir duş alıp koltuk altlarımıza parfüm sıkıp kendimize 'çeki düzen' vererek apartmanın kapısından siktirip gidiyorsak, herhangi bir şahane ilişkide de aynı şey mevcut: Karşı tarafın hoşuna gitmeyecek şeyleri hiçbir şekilde söylemeyeceksin ve kendini daha az sunup, gri bir ambalajla süslemeye çalışacaksın.


Tabii sen tam bir gerizekalıysan ve siktiğimin karşı tarafına ne kadar açık olursan, o derece 'herhangi bir olumsuzluğa' karşı 5 tepkisini verebilecekken 17 tepkisini verirsin. Çünkü sen başta bir gerizekalılık yapıp çokça güvenmiş ve -burası çok önemli- ona 'yok zaten şimdi ahaha saçmalama' vaadini vermişsin. Biz buna teoride gerizekalılık diyoruz.


Sonra her şey sikkolaşmaya başlıyor filan. Açık olan ara, her yeni gelişmeyle beraber, bir magazinel-son-dakika haberi kadar '19 saniyeden sonra mühimliğini kaybeden flaş gelişme'ye dönüşüyor ve her şey tam anlamıyla vasatlaşıyor.


Durup bi' sigara yakıyorsun ve epey bi' gülüyorsun. Ortak arkadaşlarınla konuşuyorsun ve anlam veremiyorsun birçok şeye. 23 sigaradan sonra, gecenin finalinde diyorsun ki: Ne yani, bu muydu?

Evet, buydu.

Çünkü sen tam bir mal gibi dürüst bir şekilde yaklaştın ve haddinden fazla açık olarak haddinden fazla değer verdin. Sana müstahak tüm bunlar.


YLMZMRGL'ün de dediği gibi: "Musikide herkes iki yüzlü!!11!!111çokbir"


Hakikaten de öyle.

Labels: , , , ,

1 comments


geçmişimin kara lekeleri
April 2006
May 2006
June 2006
July 2006
August 2006
September 2006
October 2006
November 2006
December 2006
January 2007
February 2007
March 2007
April 2007
May 2007
June 2007
August 2007
September 2007
October 2007
November 2007
December 2007
January 2008
February 2008
March 2008
April 2008
May 2008
June 2008
July 2008
August 2008
September 2008
October 2008
November 2008
December 2008
January 2009
February 2009
March 2009
April 2009
May 2009
June 2009
July 2009
September 2009
October 2009
November 2009
December 2009
January 2010
February 2010
March 2010
April 2010
May 2010
June 2010
July 2010
August 2010
September 2010
October 2010
November 2010
December 2010
January 2011
February 2011
March 2011
April 2011
May 2011
June 2011
November 2011
December 2011
January 2012
March 2012