birkaç kötü site. nihaha. ayrıca da kendi biloğumu kendim yaparım. hahayt!
fak feysbuk
tambılır
blogg.se
vkontakte.ru
stumble
okuma sitesi
formspring
imdb
ekşi sözlük
twitter
ask.fm
good reads
deviantart
triancula single listesi
profil
last.fm
eksprensip
limonyak
boş zamanlarımda kendimi sevmiyor değilim.




Wednesday, September 15


"Artık işimlen gündeme gelmek istiyorum."
Anonim


Düşünmüyorum. Düşünmeye kalkarsam, kendi içime düşerim. Bunu istemiyorum. Yalnızca bunu değil, hiçbir şeyi istemiyorum. Ben güçlüyüm. Sizi seviyorum. Siz de beni seviyorsunuz. Ben hepinizden daha önemliyim. Ama siz de önemlisiniz. Ama ben daha önemliyim. Hiçbir sorun yok ortada. Bir sorun var, ama ortada değil. Çünkü ben sorunları paylaşmam. Paylaştıklarımı da genel hatlarıyla anlatırım. Çünkü gerek yok. Hepimiz aynıyız: Hepimiz sike sike yaşayıp, hepimiz sikile sikile öleceğiz.


Her şeyi hatırlıyorum. Aklınıza gelebilecek her şeyi hatırlıyorum. Affedemeyeceğim hiçbir şey yok. Nefes aldığım süre boyunca, her şeyi affetmeye de devam edeceğim. Kırgınlığım yok, ama olursa diye diyorum bunları. İstemeden sizi kırdıysam, evet, belki özür dileyebilirim. Birçok şey benim kontrolümün altında olsa da, bir o kadar çok şey de kendiliğinden gelişiyor. Akışına bıraktım bu yüzden her şeyi. Yapabileceğim pek bir şey yok. Hayat kendisi seçiyor. Bu halimi sevmiyorsanız, gidebilirsiniz. Üzgünüm, ama insanlar beni seviyor. Bu sizi kızdırabilir ama zerre umrumda değil. Hak etmediğimi düşündüğüm bir şey varsa ortada, bunu sindirmem zaman alıyor. Hiçbir şey basit değil. Hiçbir şey planlandığı gibi gitmiyor. Hiçbir şeyden pişman değilim. Şu anda hayatımda olan her insana bayılıyorum. Mutsuz değilim. İstesem de mutsuz olamam. Mutsuz olsam bile, siz bunu anlayamazsınız zaten.


Sadece bekliyorum. Bir de artık susuyorum. Şöyle bi' 9-10 ay sonra yine her şey güzel olacak. Bambaşka insanlara dönüşmüş olmamın ve dönüşmüş olmanızın keyfini tadacağım. Ben işte o zaman konuşmaya daha hevesli olacağım; işte o zaman anlatmak isteyeceğim bazı şeyleri.


Tamamen kendimi dinliyor olacağım bu süre zarfında. Siz konuşacaksınız. Ben yine sizi seveceğim ve yanınızda olacağım; fakat hiçbir şekilde kalbimi delip geçen şeyleri size anlatmayacağım. Bilin ki, mutlu bir mutsuzluk dönemi bu. Dibine kadar yaşamak istediğim bir mutsuzluk bu. O kadar güzel bir mutsuzluk ki bu.


Sonra zaten daha güzel olacak her şey. Çimenlerin üstüne uzanacağım. Gri gökyüzü vücudumun her bir yanını yalayacak ve ben bir kez daha yaptığım seçimlerin ne kadar doğru olduğunu düşüneceğim. Sonra, kalbimi hiç istemeseler de acıtan o bayıldığım insanlar, bana ayrı ayrı zamanlarda gülümseyecek ve ben, bu hayatın doğru insanlarla, yalnızca doğru zamanlarda güzel olduğunu hatırlayacağım.

Labels:

0 comments


Thursday, September 9

"Akışına bıraktım, gidiyorum. Sonu hayır mı, şer mi, bilemiyorum."
Sıla Gençoğlu


Ben hayatım boyunca onun kadar güzel bir kadın görmedim. O çok güzel; çünkü nabzına göre şerbet veriyor. Çünkü bir kadında aradığım o hafif maskülenlik, onda mevcut. Çünkü yazabilme ve kendini bir şekilde ifade edebilme kabiliyeti var. Çünkü bir üslubu var. Çünkü onunla oturup bir çay içmeseniz bile, bir "İnşallah unutursun sen de." demesi bile yetiyor ona güvenebilmek için. Çünkü bir karakteri var. Çünkü kurduğu cümlelerin en sıradanında bile bir mantık var. Çünkü en sevdiği kitap olan "Örümcek Kadının Öpücüğü" hayatım boyunca sonunu merak etmeden okuduğum, hatta sonunu umursamayıp, ara ara 10-15 sayfa geriye dönüp, tekrar tekrar okuduğum bir başyapıt. Çünkü başarılı. Çünkü özel bir sesi var. Çünkü şarkılarının her biri birbirinden farklı. Çünkü ruhu karmakarışık. Çünkü egosunun yüksek olduğunu çok rahat gözlemleyebilmenize rağmen, insanlara karşı mütevazı olabilmeyi ve yakın durabilmeyi bir şekilde becerebiliyor. Çünkü 'geyik' ve 'kafa' bir insan olduğunu, "Sıla Hanım, merhabalar. Sizin en çok o duruşunuzu beğeniyorum."lara rağmen saklamaktan ve bunu paylaşmaktan çekinmiyor. Çünkü nerede nasıl davranması gerektiğini biliyor. Çünkü yalın bir dili var. Çünkü zaman zaman "Bakın, böyle de güzel kelime oyunları yapabiliyorum."u da kimseden çekinmiyor. Çünkü seksi bir kadın. Çünkü sıradan bir soyadı varmış gibi gözükse de, özel bir soyadı var. Çünkü sakin gözükse de, anarşist bir ruhu var. Çünkü inandığı siyasi bir düşünce var ve bunu yeri geldiğinde rahat bir şekilde açıklamaktan çekinmiyor. Çünkü aslında hepimizde var olan ve açıklamaktan çekindiğimiz o arabesk sevgisini çok estetik bir dille ifade ediyor. Çünkü "Vazgeçtim Dünyadan"ı çok güzel söylüyor. Çünkü gazete okuyor. Çünkü sık sık takip ettiği köşe yazarları var. Çünkü çok içten gülüyor. Çünkü klişe sorulara karşı anlayışlı. Çünkü kararlı. Çünkü aşka inanıyor. Çünkü geçmişte ona ait olmayan bir adamı sevdiğini açıklamakta beis görmüyor. Çünkü ne yaptığını biliyor. Çünkü yolundan yürüdüğü o büyük kadını çok sevdiğini ve onun gibi olmak istediğini çok rahat bir şekilde söyleyebiliyor. Çünkü mimikleri acayip sevimli. Çünkü yaptığı her ne ise, ona değer vererek yapıyor. Çünkü Egeli. Çünkü yaş olarak benden büyük. Çünkü olgun bir ruhu var. Çünkü "Sevişmeden Uyumayalım"ı her dinlediğimde, şu hayatta aramızın hiçbir zaman bozulmayacağını bildiğim, aramızdaki o bağı birbirimizin bile anlamadığı o güzel kadın aklıma geliyor. Çünkü "Sevişmeden Uyumayalım"ın içinde, o kadının beni aylarca dolaylı bir yoldan üzmüş trajik hikayesi anlatılıyor. Çünkü o şarkıda "Anlaşmadan ölmeyelim." gibi ölümcül bir dize var ve o dize yaşanılanlardan sonra beni çok üzüyor. Çünkü o hangi dine inanıyorsa, benim de dinim o. Çünkü eskiden çok çirkin giyinmesine rağmen, artık çok güzel giyiniyor. Çünkü sürekli saçlarının şeklini değiştiriyor. Çünkü kısa saç ona çok yakışıyor. Çünkü uzun saç da ona çok yakışıyor. Çünkü "İnşallah"ın klibinin başındaki ve sonundaki ağlamaklı yüz ifadesini üç-dört saniyeliğine de olsun görmek bile sizi etkileyebiliyor. Çünkü ceket giymek ona çok yakışıyor. Çünkü sigara içiyor. Çünkü elit olma takıntısı yok. Çünkü koca bir sıradanlığın içinde, kendinden bir şeyleri daha çok sunarak farklılaşabilmeyi beceriyor. Çünkü İsveç'te yaşayan ve metal müzik dinleyen biri bile bir şekilde onu keşfedip sevebiliyor. Çünkü sokakta görsem, boynuna sarılmaktan çekinmeyeceğim tek ünlü. Çünkü beni tanıyan herkes ona ne kadar aşık olduğumu biliyor. Çünkü beni bir şekilde tavlamanın en kolay yolu, ona saygı duyduğunu ifade etmekten geçiyor. Çünkü benim aklımı başımdan almış bir kadın. Çünkü ben bir kadın olarak dünyaya gelmiş olsaydım, muhtemelen o olurdum. Çünkü bana benziyor. Çünkü o şu anda bana göz kırpıyor. Çünkü söylediği tüm cümlelerde aklına ben geliyorum. Çünkü şarkılarını benim için yazıyor. Çünkü o aslında bana aşık. Çünkü ben de onu seviyorum.

Labels: , ,

0 comments


Wednesday, September 8




"Ay, Tarkan tam bir sanatçı. Duyarlı, duygusal, samimi. Bayılıyorum ya, yok böyle bi' şey."
Annem


Bu aralar çok düşündüğüm 3 şey var: "Tarkan'ın son albümü bu yılın en şahane Türkçe albümü, aaabi.", "Üsküdar'da "Evet!"çileri, Kadıköy'de "Hayır!"cıları görmek ve onların sidik yarıştırdıklarına tanık olmak, hakikaten çok eğlenceli; ama hayır!" ve "Bir şeyler üreten insanların yaptıklarına "Şahane!" demek o kadar saçma ki; çünkü üreten insanların bir dertleri var ve onları üretmekten alıkoymayan şey, her seferinde kendini iyi ifade ettiğini düşünürken, bir şeylerin eksik kaldığının bilincinde olmak. Üreten insan bu yüzden mutsuz; çünkü her daim eksik kalmaya mahkum."


Şebnem Ferah'ın o malum albümündeki şarkılarla geçen gün barışmayı denedim. Barışmayı çok becerebildiğimizi sanmıyorum. Uzun bir süre görüşmediğin insanla tekrar konuşurken "o farklı bakış açısı"yla hareket etmeye ve daha uzaktan bakmaya başlarsın ya hani, öyle oldu bana da. "Bu akşam seni çok özledim." demesi bile en azından onu samimi kılmaya yetecekken, neden devamlı "Kaldığım bir otelden, ayrılır gibi gitmeseydik; daha iyi olmaz mıydı?"yı, insanların gözüne soktuğunu anlamadım. "O bana bunu bunu yaptı, ben de böyle böyle hissettim." Ferah için bir samimiyet göstergesiyse şayet, ki muhtemelen öyle, ve genel olarak Ferah'ı samimi bulan bir toplumda yaşadığımızdan da hareket ederek, genelgeçer samimiyet algısı bana gerçekten inanılmaz derecede anlaşılabilir olmayan bir şey gibi gelmekte.


Alt metin şu: Samimi gözüküyor olsak da seninle ve sevgilinle, sevgili arkadaşım, inan bana, ben ve her şeyim sizin ne kadar antipatik ve çıkarcı insanlar olduğunuzu biliyoruz.


Sevgilerimizle,
Can & Meryem

Labels: , , ,

1 comments


geçmişimin kara lekeleri
April 2006
May 2006
June 2006
July 2006
August 2006
September 2006
October 2006
November 2006
December 2006
January 2007
February 2007
March 2007
April 2007
May 2007
June 2007
August 2007
September 2007
October 2007
November 2007
December 2007
January 2008
February 2008
March 2008
April 2008
May 2008
June 2008
July 2008
August 2008
September 2008
October 2008
November 2008
December 2008
January 2009
February 2009
March 2009
April 2009
May 2009
June 2009
July 2009
September 2009
October 2009
November 2009
December 2009
January 2010
February 2010
March 2010
April 2010
May 2010
June 2010
July 2010
August 2010
September 2010
October 2010
November 2010
December 2010
January 2011
February 2011
March 2011
April 2011
May 2011
June 2011
November 2011
December 2011
January 2012
March 2012