birkaç kötü site. nihaha. ayrıca da kendi biloğumu kendim yaparım. hahayt!
fak feysbuk
tambılır
blogg.se
vkontakte.ru
stumble
okuma sitesi
formspring
imdb
ekşi sözlük
twitter
ask.fm
good reads
deviantart
triancula single listesi
profil
last.fm
eksprensip
limonyak
boş zamanlarımda kendimi sevmiyor değilim.




Monday, August 9



"Sen mi ben mi daha cesuruz ağlamaya?"
Sıla Gençoğlu


Hiçbir zaman fen derslerim iyi olmadı benim. Lise 1 kimyasında bile inanılmaz zorlanmış bir insan olarak, tahmin edileceği gibi biyolojim de hiçbir zaman iyi olmadı benim. Feridun Düzağaç'ın ergen-lise-şarkıları yaptığı 2003 tarihli albümünü de zaten artık hiç mi hiç sevmiyorum; o zamanlar severdim; çünkü o zamanlar ben de fena bir ergendim sonuçta.


Dolayısıyla şu aralar yaşadığım bölünmenin, mitoz mu mayoz mu, yoksa bölünme mi çoğalma mı olduğunu idrak edecek bir beyine sahip değilim; bu beyne ne sahip oldum ne de daha sonra olacağım ve ekseriyetle fen bilgisine sahip olmamamın bana çok şey kazandırdığını düşünüyorum ve kuvvetle muhtemel düşünmeye de devam edeceğim. Ben böyleyim sonuçta; eksiğini bilen ve tamamlamak için hiçbir çaba göstermeyen kel bir adamım ben.


Ve sen güzel kadın, sen ruhumdaki eksiklerin birçoğunu halihazırda yalamış olarak karşımdasın ve gülüyoruz seninle. Şayet bir çocuğun dünyaya gelişine edepsiz sıvımla yüzde 67 gibi bir oranla katkıda bulunacaksam, muhtemelen ben seni doğuracağım kontes; içimden bir çocuk, bir kız çocuğu çıkacaksa bu kesinlikle sen olacaksın. Ya da en azından senin gibi asi ve kesik bir şey olmalı.


Suçluyuz kontes, suçumuz birbirimizi bulmak ve biz bunu yalayarak, tükürerek, durup kusarak öğreneceğiz.

Labels:

1 comments


Saturday, August 7

"Hasta olursam bir gün, bi' çorba yapar mıydın?"
Nazan Öncel


Ölümler haricinde, başınıza gelebilecek en kötü şeyi söylüyorum, hazır olun: Yaz ortasında, 45-50 derece İstanbul sıcağında hasta olmak! Tamamen prensip olarak antibiyotik kullanmıyor, yine prensip olarak kıçımı kaldırıp da bırakın hastaneye gitmeyi, manavdan meyve bile almıyorum. Gerçi bizim burada manav diye bir şey kalmadı, lafın gelişi manav diyorum. Yoksa baya baya bildiğin "XXL Karfur"a gitmek zorundasın Adatepe'de meyve ihtiyacını karşılayabilmek için. İnsanlık hali, hangimizin canı zaman zaman ananas çekmiyor ki? Yani.


Hayatı tehlikeli bir örümceğe ve/veya zehirli bir yılana benzetip, teşbih sanatında yeryüzündeki en klişe insan olacağımı düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Ama hakikaten ben bu hayatın ta amına koyayım yani.


Şimdi ben hasta olduğumdan mütevellit, evde çılgınlar gibi ilaç arıyorum tahmin edersiniz ki. 3 gün önce can havliyle ben bu işlemi yaparken, ilk olarak çocukken şeker niyetine yediğim için bana yasaklanan pastilleri buldum. Minoset, Kongest, Parol filan da buldum daha sonra. Tabii hemen Minoset aldım; çünkü bizim ailede biri hastalanmışsa ve bir ilaç alacaksa ilk olarak Minoset alır; hastalığının türünün hiçbir önemi yok. Sonraki gün Parol'ü tercih ettim. Bugünse "Ben kesinlikle grip gibi bir şey olmuşum sanırım." gibi fantastik bir cümle eşliğinde Kongest'i içtim. "Aman... İlaçların hiçbiri de bi' sikime yaramıyor." yapıp elit-Ayça-Şen-kuğulluğu sergileyebilirim her an, ama tabii ki ilacı adam gibi düzenli içmek gerek. Ha bence de sikerler, size katılıyorum. Aynen abi; evet, evet.


İlaç ararken karşıma çıkan son şahıs (kendisiyle aramızda artık bir mesafe var) ise tabii ki de bayan Taylot'tu. Yıllarca yaşadığımız karşılıklı ve zaman zaman karşılıksız (ben istedim o vermedi bazen...) aşkın hatrına kendisiyle mutfak tezgahında bakıştık. İnanır mısınız, içim cız etti... O da üzgündü. Sanki fakültenin ilk yılında İşletme finali öncesi ağzıma hiç sıçmamışcasına, burnumu yüksek tansiyon sebebiyle hiç kanatmamışcasına, yüzüme mağrur bir ifadeyle baktı. Onu çok özlediğimi fark ettim. Onun da beni arzuladığını... Kondom engeline takılan çocuklarımızı düşündüm sonra... Sonra saçmaladığımı idrak ettim ve onu çöpe attım.


Çok fazla da üzülmedim; zira Taylot biteli çok olmuş. Buradan da tabii ki annemin, eski gelininin kutusunu, çöpe atamayacak kadar insanlara ve nesnelere değer veren biri olduğunu anlıyoruz tabii. Teşekkürler anne.

Labels: , , ,

0 comments


Friday, August 6

"Toplanmamış bir oda: Benle hayat. Sen, yağmur sonrası."

Jehan Barbur


Jehan Barbur'un dünyanın en sevimli, en samimi, en şirin ve en mütevazı kadını olduğunu elbette ki hepimiz biliyoruz. Bir de bunun erkek versiyonu var, o da işte ben oluyorum. Ağlamam, ağlatırım; sevmem, sevdiririm. Böyle de şahane bir yanım var; bittabi hayat benim için çok daha kolay. "Ay olveys get vat ay vant!" diye de çok meşhur cümlem vardır, beni bilen bilir, beni seven bu cümleyi kurduğum zaman daha da sever. Ha, ben onu sever miyim? Kesinlikle severim ama hani şu kadar: İşaret parmak çok hafif yukarıda kalacak şekilde, baş parmakla işaret parmağını birleştirmek.


Gerçekten istersem her şey olabiliyormuş. Gerçekten, her insan her istediğini elde edebiliyormuş. Bunların hepsinin insanı nereye götürdüğü mühim olan: Beni herhangi bir yerden çok spesifik bir boşluğa ittiği kesin. Ben o yoldan yürümeye devam eder miyim? "Asla!" demiyorum; ama devam ettikçe rastlayacağım herhangi bir şeyin beni güçlü kılmaya yetecek kadar temiz olacağını düşünmüyorum; nedensizce eminim de üstelik bundan. İstediğim şey, her şeyi şu adımda bırakıp kaçmak ve uçmak ve Jehan ve tekrar uçmak ve şiş boğazla sigara içmek ve çay ve sıcak ve ter ve yatak ve tekrar Jehan ve toplanmamış-bir-oda-benle-hayat.


Neden?


Çünkü ben böyle istiyorum. Çünkü çok şahane bir insanım. Çünkü ben böyle olmasını istedim. Çünkü ben ne yaptığımın bilincindeyim. Çünkü hepinizin amına koyayım. Ki çok güzel, çok sert, çok haşin koyarım, öyle diyorlar; buna şüpheniz olmasın sakın.


Canım.

Labels: , , ,

1 comments


geçmişimin kara lekeleri
April 2006
May 2006
June 2006
July 2006
August 2006
September 2006
October 2006
November 2006
December 2006
January 2007
February 2007
March 2007
April 2007
May 2007
June 2007
August 2007
September 2007
October 2007
November 2007
December 2007
January 2008
February 2008
March 2008
April 2008
May 2008
June 2008
July 2008
August 2008
September 2008
October 2008
November 2008
December 2008
January 2009
February 2009
March 2009
April 2009
May 2009
June 2009
July 2009
September 2009
October 2009
November 2009
December 2009
January 2010
February 2010
March 2010
April 2010
May 2010
June 2010
July 2010
August 2010
September 2010
October 2010
November 2010
December 2010
January 2011
February 2011
March 2011
April 2011
May 2011
June 2011
November 2011
December 2011
January 2012
March 2012