birkaç kötü site. nihaha. ayrıca da kendi biloğumu kendim yaparım. hahayt!
fak feysbuk
tambılır
blogg.se
vkontakte.ru
stumble
okuma sitesi
formspring
imdb
ekşi sözlük
twitter
ask.fm
good reads
deviantart
triancula single listesi
profil
last.fm
eksprensip
limonyak
boş zamanlarımda kendimi sevmiyor değilim.




Friday, February 26


"Aşk, bir kalbin içinde ağlıyor aşk."
Yusuf Güney



İnsanlara o dillere destan sevgimi, o körpe heyecanımı bahşetmemeye karar verişimin üstünden geçen bu ikinci dakikada, içimdeki sevimsiz hissi bastırması için "aybakgeçengünneoldu" tadındaki "Naif Gülben Ergen Şarkıları" isimli klasörümü açtım. Karşıma ilk olarak "Ben hep doğru, sen bayan hep yanlış; Bay Doğru ile Bayan Yanlış" çıktı. Normalde bu şarkı başlar başlamaz "ahaha" nidaları eşliğinde, ellerimi düzenli aralıklarla yukarı aşağıya sallardım, ama ruh halime uygun olmadığını düşünerek ikinci şarkıya, "Hava soğuk ayaz bu gece, üzgünüm çok üzgünüm :(((((8"e geçtim. Yine olmadı; çünkü ben bu şarkıyı yalnızca mutlu anlarımda dinleyebiliyordum. Oysaki ben şu anda sinirliydim. Eski sevgilimin hediyesine bakıp dil çıkarmamak için kendimi zor tutuyordum. En az "kendini ispat etmek için herhangi bir kızla çıkmak isteyen" gizli gay'ler kadar sevimsizdim. En az Thomas Bernhard kitapları kadar agresif, en az Ertuğrul Özkök'ün Pazar yazıları kadar anlamsızdım.


"Bi' daha bu ateşi yakmam, giderken ardıma bakmam. Kapısına kilit vururum umudumun, ben -mış gibi yapmam."ı açtım; bu şarkıyı ilk "kiminyazısını" okurken dinlediğimi hatırladım, hemen "Ah." dedim. Kalp atışlarım hızlandı, "Ben zannetmiştim ki beraber yaşlanırız." diyesim geldi. Zaten hemen o anda sağ elim seri hareketlerle "Yani hakkaten mi gidiyorsun, kısmet bu kadar mı diyorsun?"u açtı. Kendimi daha beter hissettim; derdini anlatamayan Mehmet Ali Birand gibi. Ya da rol yapamayan Vildan Atasever gibi. Ya da dünyanın en saçma muhabbetini yapan Ata Demirer - Hülya Avşar ikilisi gibi. (kaynak: Gazete Habertürk) Ya da az önce narkotik polisi tarafından gözaltına alınan Tarkan gibi.



Hem çok üzgündüm, hem de çağrıyordu hayat. Yani hakkaten gidiyordum ben. Yani "Kısmet bu kadar :):)" diyordum. Yani bir de gülüyordum. Yani ben böyle istiyordum. Yani hiç acımam yoktu. Yani iştahım ne kadar da çoktu. Yani yaşamak istiyordum. Yani ben böyle istiyordum.
 

Labels: , , ,

0 comments


Thursday, February 18


Mert: "Var mı eğlence? Var! Var! Var! Haydi söyle, durma Ayşe!"
Ayşe: "Bendé!"

Polemikleri seven bir insanım, evvela burada anlaşalım. Hayata yüksek meblağlı Ayşe Özyılmazel gözlüklerinden bakmaya karar verişimden itibaren - ki takriben bir yıl önce filan - artık insanlarla olan diyaloglarımda daha farklı bir yol izliyorum: Çok daha samimi, yer yer avam ama kesinlikle dobra, haddinden fazla dobra, eleştirel fakat aynı oranda ılımlı, bazı klişelerin gerçekten öyle olduğu için söylendiğinin bilincinde ama yeniye ve bugüne deli gibi de aşık. Bence çok güzel bir yol. Bu yolun her türlü gideri var bence. Evet.

Çok eğlenceli, çok şahane Ayşe Özyılmazel şarkılarını gizli gizli dinlemenize ve şarkılarını sevmiş olmanıza rağmen "hiçbir yenilik getirmeyen tipik ekşi sözlük genci" gibi hareket edip kadın hakkında olumlu bir cümle kuruyormuş gibi gözükmek istemediğinizi, Orhan Pamuk kitaplarını okumadan adam hakkında atıp tuttuğunuzu, Elif Şafak muhabbetlerinde halihazırda herkesin bildiği şeyler haricinde yeni bir cümle kuramadığınızı, sırf arkadaşlar arasında dışlanmamak adına her şeye "Evet." dediğinizi, "Popüler olan kötüdür." saçmalığına inandığınızı ve alternatif olan her şeyi komik bir şekilde destekleyişinizi, objektif tespitler yapan insanları "Anarşist!" olarak gördüğünüzü, kendinizi havalı ve erişilmez göstermenizin altında yatan tek şeyin karı-kız kaldırmak olduğunu, hiçbir insanı bir birey olarak algılayamadığınızı ve algılayamayacağınızı dolayısıyla yargılarınızdan bir türlü sıyrılamadığınızı, homofobik olduğunuzu ve eşcinsel insanların hakkında çok rahat dalga geçip aynı anda bireyin özgürlüğünü savunduğunuzu ve haliyle komik durumlara düştüğünüzü, mensup olduğu dine uygun hareket eden insanların her birine istisnasız etiket yapıştırdığınızı, dini sömüren insanlara ise prim verdiğinizi, kuralcı olduğunuzu, herhangi bir topluluğun dışında kalmamak adına farklılıklarınızı törpülediğinizi, elit şarkılar dinleyip beş yaşındaki çocukların bildiği küfürleri komşularınıza dediğinizi, herhangi bir ortamda asla hakkınızı savunamadığınızı, size "dönek" denilmemesi için liseden itibaren devamlı aynı çizgide ilerlediğinizi, başkalarının sizin için beslediği olumsuz düşüncelerden ölümüne korktuğunuzu, ailenizden gelen ezberlerinizi katiyen bozamadığınızı filan çok iyi biliyorum.

Lütfen bunları daha fazla inkar etmeye kalkışmayın. Vallahi çarpılırsınız. Sonra da üste çıkıp "İnanmıyorum dredg süper!", "Oha, Oi Va Voi Türkiye'ye geliyormuş!", "Ama sen Jay-Jay Johanson'ı çok seviyorsun ki, niye gelmiyorsun lan benimle konsere?", "Göt!", "Naber yaprağım? :)" gibi cümleler kuruyorsunuz. Bahsi geçen cümlelerden sonuncusuna "ehehe" diye bir karşılık verdiğime bakıp da yanılmamalısınız. Siz bu davranışları yapmamalı, bu cümleleri kurmamalısınız, altına yeni kaçırmış da sanki kaçırmamışcasına etrafa gülücükler saçan benim minik bebeklerim. Dürüst olun biraz, rahat olun, olmadığınız gibi davranmayı bırakın artık.

Size, her şeyi son dakikaya bırakan, şu hayatta hiçbir dert yokmuşcasına hareket eden ve bittabi her olaya "ehehe" şeklinde yaklaşan kısaca hiçbir şeyi pek de öyle umursamayan, ders kaydınızın hangi saatlerde yapıldığını sizi arayıp söyleyen, her telefon görüşmesinden sonra "Kendine çok iyi bak, Can'ım benim." gibi bir cümle kuran, muhabbet esnasında canı sıkılıp iki tur atan bir insan gerek. Bence size Barış gibi bir arkadaş gerek. Barış, seni seviyorum bebeğim. Hatta (Л)

Allah ayırmasın sevenleri bence. Evet.

Labels: , , , ,

0 comments


Saturday, February 6


Formspring'ime kimliği belirlenemeyen bir kişi tarafından "Sevgilin var mı? :D:D" şeklindeki bir soru bırakılmasından mütevellit; halkıma sevgilimde olması gereken özellikleri sıraladım. İşte, benimle çıkmak isteyenlere 59 maddelik rehber:
Madde 1: Esprili olsun. Küçük ve sevimli şakalar yapmasını bilsin. Mükemmel bir gülümseyişe sahip olsun.
Madde 2: Samimi olsun. Söylenmemesi gereken şeyleri bile rahat rahat söyleyebilsin.
Madde 3: Çok iyi fotoğraf çekebiliyor olsun. Ya da çok iyi yazı yazsın. Ya da çok şahane cümleler kurabiliyor olsun. Buradaki amaç yaratıcı olması. Yetenekli olduğu bir şey olsun. Bittabi başarılı da olsun, hırslı da olsun.
Madde 4: Komplekssiz olsun. "O ne der, bu ne der" telaşını bünyesinde barındırıp da beni yormasın. Korkusuzca yaşasın birçok şeyi. Korkmasın.
Madde 5: Realist olsun. Hayallerde yaşamasın, zaten hayal de kurmasın.
Madde 6: Trip atmasın. Trip asla atmasın. Trip hiçbir zaman atmasın. Tribin atılacak bir şey olmadığını çoktan çözmüş olsun.
Madde 7: Değerimi bilsin, benden ona hiçbir zarar gelmeyeceğini kafasına yerleştirmiş olsun.
Madde 8: En az 1 tane Orhan Pamuk, en az 3 tane Dostoyevski kitabı okumuş olsun.
Madde 9: Aynı anda hem Radiohead, hem de Demet Akalın dinleyebiliyor olsun. Elit geçinmeye asla çalışmasın. İçindeki avamlığı ortaya çıkarmasını bilsin.
Madde 10: Beni sevsin ama asla kıskançlık yapmasın.
Madde 11: Boş zamanlarında bana sürpriz yapma gibi saçma girişimlerde bulunmasın, bana mesaj atmak yerine beni direk arasın.
Madde 12: Sevdiğim insanlarla iyi geçinsin; onlara laf sokmaya çalışmasın, onlarla iyi anlaşsın.
Madde 13: Egosu yüksek olsun. Kişiliği oturmuş olsun. Karakter sahibi olsun. Öyle her şeye "Evet!" demesin.
Madde 14: Facebook kullanmasın.
Madde 15: Konuşkan olsun, en azından beni dinlesin ve gerçekten anlamaya çalışsın.
Madde 16: Kendine güvensin; dünyanın en çirkin insanı olsa bile kendiyle gurur duyuyor olabilsin.
Madde 17: Dinle kafayı bozmamış olsun.
Madde 18: Enerjik olsun. Suratına baktığımda sebepsiz yere gülümseyebiliyor olayım.
Madde 19: Emesen iletisine "Çok mutluyuz. :D:D:D:D" gibisinden komik şeyler yazmasın.
Madde 20: Canı ne istiyorsa onu yapsın ama yüzsüz de olmasın.
Madde 21: Blöf yapmasın. Ya da yapıyorsa da "Ben blöf yapmam, hiç yapmadım da; sen beni hala iyi tanıyamamışsın." gibi cümleler kurmasın.
Madde 22: Bana dünyanın en mükemmel adamıymışımcasına muamele yapsın. Beni güçlü hissettirsin.
Madde 23: "Sekssiz aşk olmaz!" gibi Ayşe Arman'ımsı düşüncelere sahip olsun.
Madde 24: Benimle beraber Deniz Seki dinleyip, sigarasını yakabilsin. Ha, sigara içiyor olsun.
Madde 25: Beni düşünsün ama işin bokunu çıkarmasın.
Madde 26: Kahveyi sek içsin.
Madde 27: En sevdiği yemek karnıyarık olsun.
Madde 28: Bana yemek yapsın. Yemek yaptığında benim onu mutfağın tenha köşelerinde sıkıştırmamı doğal karşılasın. Mutfakta tek başına olduğunda gözleri hep beni arasın.
Madde 29: Chris Corner'a bayılsın, en yakın IAMX konserine benimle beraber gitsin.
Madde 30: Evliliği hiç düşünmesin.
Madde 31: Hayatta yapacağı en son şey çocuk doğurmak olsun.
Madde 32: İnsanlara önyargılı davranmasın. Hatta yalnızca insanlara değil, aynı zamanda siyasi konulardan tut da saçma sapan şeyler hakkında bile "Bu böyledir, şu şöyledir." kalıpları üzerinden konuşmasın. Her konuda bir düşüncesi olsun ama düşüncelerinin zamanla değişebileceğinin bilincinde olsun.
Madde 33: "Eski sevgili" muhabbetlerinde rahat olsun, saçma kıskançlıklar yapmasın.
Madde 34: Yaşadığı şeylere sahip çıksın, günün birinde beni hatırladığında hep iyi ansın, benden hep iyi bahsetsin.
Madde 35: Yüzüme krem sürsün, arada bir beni şaşırtıp bilhassa dudağımdan beni öpsün.
Madde 36: Son zamanlarda dinlediği en şahane albüm The xx'in "XX" albümü olsun.
Madde 37: Merdiven fantezisi olsun, beni herhangi bir yerin merdiveninin basamaklarında tek yakaladığında köşeye sıkıştırsın ve baya baya öpsün.
Madde 38: Benimle kanka muhabbeti yapmaya bayılsın.
Madde 39: İnsanlarla dalga geçmesin, kavga etmesin.
Madde 40: Kırılgan bir yapıya sahip olmasın.
Madde 41: Pek de kibar olmadığı anlar olsun, kabalıklarıyla beni güldürsün, kabalıklarıyla benimle yarışsın.
Madde 42: Yorgun olduğunda tıpkı bir ayı gibi horuldaya horuldaya uyusun, tıpkı benim gibi.
Madde 43: Yaşlı taklidi yapsın.
Madde 44: Pasif agresif olmasın, hele çıkarcı hiç olmasın.
Madde 45: Kafasına bir şey takıldığında hemen, hiçbir çekinme duygusu olmadan paylaşsın.
Madde 46: Banyo fantezisi de olsun. Aynı anda ikimiz de çok rahat bir şekilde hareket edebiliyor olalım banyoda. Saçma sapan "A, olur mu öyle şey yea, Can manyak mısın?" gibi beni tersleyici şeyler demesin.
Madde 47: Kaşları kalın olsun, kaşları asla çok ince olmasın.
Madde 48: Kaşlarını almasın zaten.
Madde 49: Veya çok çirkin olsun.
Madde 50: Veya çok çekici olsun.
Madde 51: Saçmalasın, saçmalamaktan asla çekinmesin.
Madde 52: Değişmekten asla korkmasın.
Madde 53: Bana düzensiz aralıklarla "Oha. Çok iyisin sen yea." desin.
Madde 54: Bana kalın, siyah çerçeveli gözlük alsın.
Madde 55: Apolitik asla olmasın.
Madde 56: Aktivist de olmasın.
Madde 57: Bana "Küçük Can :}" desin.
Madde 58: Arada bir şımarık olsun. Ama çok nadir.
Madde 59: Beni hiç unutmasın.

Labels: , ,

6 comments


geçmişimin kara lekeleri
April 2006
May 2006
June 2006
July 2006
August 2006
September 2006
October 2006
November 2006
December 2006
January 2007
February 2007
March 2007
April 2007
May 2007
June 2007
August 2007
September 2007
October 2007
November 2007
December 2007
January 2008
February 2008
March 2008
April 2008
May 2008
June 2008
July 2008
August 2008
September 2008
October 2008
November 2008
December 2008
January 2009
February 2009
March 2009
April 2009
May 2009
June 2009
July 2009
September 2009
October 2009
November 2009
December 2009
January 2010
February 2010
March 2010
April 2010
May 2010
June 2010
July 2010
August 2010
September 2010
October 2010
November 2010
December 2010
January 2011
February 2011
March 2011
April 2011
May 2011
June 2011
November 2011
December 2011
January 2012
March 2012