birkaç kötü site. nihaha. ayrıca da kendi biloğumu kendim yaparım. hahayt!
fak feysbuk
tambılır
blogg.se
vkontakte.ru
stumble
okuma sitesi
formspring
imdb
ekşi sözlük
twitter
ask.fm
good reads
deviantart
triancula single listesi
profil
last.fm
eksprensip
limonyak
boş zamanlarımda kendimi sevmiyor değilim.




Sunday, August 31


gitgide ne kadar suratsız insanlara dönüşüyoruz ve nedense herkes de bunun farkında. herkes "nerde?" diyor ve bunu üstünde iğreti olarak durabilicek ben bile söyleyebiliyorum. ama şu iğrenç "nerde o eski bayramlar" cümlesi değil, insanlar olarak, yaşam tarzı olarak. yaşam "kalitesi" olarak. bir de kusulası bir "organiklikle" şimdi taze olan moda ya sözde hani tırnak içinde ben kıçımla gülüyorum. bak şu anda gülüyorum mesela! yani bu rezil "bireyselliğin kucağında hoplama pozisyonundayken" inatla "organik olsun, bizim olsun!" diyoruz ya, bu çok fena bir şey. kucakta bariz kucak dansı yapıyoruz onu da belirtmek isterim! yok "bütün herkes toplansın, toplansın, toplansın!" durumu değil, hani o tarz hareketlerin de bir işe yaramadığını düşünüyorum - tamamen şov amaçlı! ama bu da değildir ki, etraf dünkü sümüklü insanlara kalmalı, "koltukları, sap gibi eşleri olmadan tek başına gittikleri törenlerde oturanlara bırakmalıyız" hadi ordan! bu elbette değil!


ama insanlar üretmeye çabalarken ve ister istemez bireyselliğinin dibine vururken, meydanda pis bıyıklı amca ve dekoltesiz ve sevimsiz kadınların dolması çok fena bir şey!


bunu kimlere anlatmalı? parası bol, eskiden ahkam kesen ve şimdi "kurallara uyan, kim oy aldıysa onu destekleyen, dekoltesi bol, entel takımına!"


canım sıkkın.


hemen dünya basiti şeyler yapmalı. yerdeki fayanslar silinebilir. çekirdek çitlenebilir. vikipedi'ye yeni bir madde açılabilir.


hem zaten börekler açmaya geliyor birazdan nazan öncel, en sevdiği paltosunu da yanında getiricekmiş. haydi bakalım, burdan hemen dosdoğru "bir melek olarak, fatih melek'in bloguna!"

Labels: , , , ,

11 comments


Friday, August 29
Rüyamda korkunç bir şey gördüm! Mert'lerin yazlığının orda (ki şimdi gerçekle karşılaştırdığımda "ne alakası varmış, sırf atraksiyona çalışmış o an aklım!" dedim) baya kargaşa patlak veriyor, hatta o da yetmiyor, ana haber bültenlerine çıkıyor, ortalık karışıyor. sonra ne alaka ise, babamın "komün hayatı ütopyası"nın hayata uygulandığını görüyoruz ve evde biri bana aceleden minicik bebeğini emanet ediyor, herkes kaçmaya başlıyor! durun diyorum. elimde de kola! ben yavrum bebeği, kucağımda çok rahat saklayabilirken, muhteşem bir gerizekalılıkla kolanın içine atıyorum! (düşünün bebek o kadar küçük, kola da o boyutta - bu bir efsane!) boğulmasın diye de (mantığa bakın ya :D) içiyorum bi yandan, hani yer açılsın, "o da insaaaan" gibi bir düşüncenin ürünü olarak...




sonra ne alakaysa ben biriyle herhangi bir yolun kenarında yürürken, o kişi bana "koladan artık ses gelmiyor, tria?" diyor. soruya bak, soruya! ben de bir güzel panikliyorum, ve içiyorum kolayı! :D yemin ederim dünyanın en baba olmaması gereken adamıyım! sonra bir fena katı haldeki bebeğimiz kalıyor içerde, çıkmıyor, çıkamıyor, ben zekai olarak bir de güzel ittiriyorum artık ve elbette korkunç son!



sonra bu salaklık yetmiyor, ben bir de "çok akıllıydım ve herşeyi yaptım da, gene de olmadı amca!" düşüncesine bürünüp, muhteşem bir "haklıyım ben olm!" ile bir güzel yolun dibinde ağlamaya başlıyorum. sonra resmen içim büzülüyor artık ve ben türkiye saati ile 12, ukrayna saati ile 13'te, utancımdan ve kahrımdan uyanıyorum.



bence benim allah belamı versin!

durma!
çekinme!
çemkir!

Labels: , ,

8 comments


Thursday, August 28

Malumunuz korsancılar blogger'ları da vurdu. şöyle ki, artık öyle nerde bir yazıya 15, hatta 20 yorum falan? artık 5'e tamamlandı mı diyorum ki "yarabbi şükür hacıcan ve bacısu!". insanlar mezun oluyor amca! ya da teyze! Vapurunu alan Ukrayna'yı geçti!!! (hani üç ünlem koydum ki, forza italya! diyenler utansın!) ukrayna:1 , italya:0! yaşasın ruslana'giller!


bu resim yılların resmidir. mörül mörül bakan, ahmet hakan olsun! öyk! onun dışında valla arada bir "şat ap ent let mi go!" yaparken buluyorum kendimi. hani bir sevinç, bir kıpırtı o kadardır. the ting tings'giller sağolsun. bir de bol bol balık yiyorum sanki bu yaz hiç yememişim gibi. ve elbette yaklaşık 2 haftadır yayınlayamadığım, buram buram yaz kokan fakat o kadar uzun anlatmışım ki, radyolar ambargo koyup, postumu yayınlamazlar diye "neresinden kessem de koysam, yerim ben bu yazıyı be, bu yazıyı beğenmeyen son ayların klişe tabiriyle bir şehir yakınıma bile yaklaşmasın!" dediğim sevgili yazımı düzenlemeye devam ediyorum. klip çekimlerinde bir sorun yaşanmıştı, piyasaya da klipsiz bir single olarak sürmeye gönlüm yanaşmadı. Son çare artık Gürcan Keltek. ayrıca oha, gürcan keltek video klip çekmiyor mu, yoksa bana mı öyle geliyor? (biri bana gelsin ve hemen bunun cevabını versin ve sonra dilediği yere gitsin!)



o değil de, biri içimdeki ismail yeka'yı da sustursun. skullllllll... senin için geliyor! allah belanı versin!

Labels: , , , ,

8 comments


Tuesday, August 26
Geçtiğimiz günlerde çok sevgili rus arkadaşlarımdan feci bir ayar yedim. ya bana bariz "ne bok şarkılar bulmuşsun rusça" dediler ve tavsiye olarak mailime yolladıkları şarkılar da 13.yüzyıl şarkılarıydı! içinden bir an kalinka çıkacağından korktum! ki ilkokulda hatırlıyorum da söylemiştim evde falan, ka-ka kakalin, ka-kalin, kamoya, sadoya, godomalyin, kamalyin, kamoya! :DD hadi nata'cığımın günahını almiyim ama anton beni dumurlara uğrattı! bir de gelmiş, "yulia savichevaa??? elena terleevaaa??? anastasya stotskaya??? diyor ya!" dedim "olm anton, ben seni döverim kankacım!" dedim, o da "kan çıkar, can'cım!" dedi. yuliya savicheva'yı sevmeyen ölsün ya. dolgaja zimaaaaaa... ve dahası polovinkaaaaaa! işin komiği sevgili natasha ne dinliyor biliyor musunuz? anastasya stoskaya'nın türkiye şubesi olarak, petek dinçöz'den istanbul geceleri! :DD yetmiyor bana "sen sevdin anastasya'yı, petek ise bana bir türkiye hatırası'dır" (r'si düz, amca!) diyor.



tamam şu yukarda gördüğünüz anastasya çok feci derecede magazinel bir şahıs lakin kendisinin klibi de şarkısı da enfes. "Prikolnaya" adı şarkının hatta ve google'da kiril alfabesiyle aratınca bir türk arkadaşın bu şarkıya "yahu hiçbir rus bu kadını sevmiyor ama klip de, şarkı da şahane canım" diyor ki adama hak veriyorum. ama dur ya belki kadındır. nette herkesin erkek olduğu gibi son derece maskülen bir düşünce besliyorum ben burdan sevenlerime açıklamak istiyorum! klibe gelince şunu diyebilirim ki, gülşen'in günah çıkardığı böcüklü şarkısının videosu gibi. prikolnaya'yı da kelime olarak hiç sevmiyormuş anton efendi, "hadi ordan!" dedim. gerçi sonra araştırınca hak verdim, kursa kursa sevda demirel kurarmış o kelimeyi :DD hayat çok acı. oysa ben bu şarkıyı bir kadına armağan etmek istiyordum fakat ne yazık ki şarkı argo dilinde bir erkeğe yavşamak için gerekirse adamının ayaklarını bile yıkayacağını sereserpe itiraf eden bir kadının hikayesini anlatmaktaymış. ama klipte oyuncak ayılar falan var. hayat bu kadar masumluktan öte olmamalı :( tipe bakılırsa eğer, beyaz ten + siyah saç! ki ruslar onu da beğenmiyor, aşağılıyorlar bildiğiniz, "beyaz ten'e açık saç, siyah ten'e siyah saç" diyorlar. deli mi ne'ler! ya işte bu benim rus yavrular direk dışladı beni, 2 rus 1 türk'lü grubumuzdan :D yetmiyor, bir de beni çekiştiriyorlar rusça ya :D ah yavrular :D bu yaz rusçayı da söktüm ve dediklerini 3 aşağı 5 daha da aşağı algıladım ya helal bana :D allah bana şöyle okkalı bir tokat yapıştırsın inşallah maşallah! amen canım!

Labels: , , ,

4 comments


Saturday, August 23
# İnsanların niyetlerinin ne denli art olduğunu, bu akşamüstü daha iyi anladım. yıllardır pek sevdiğimi düşündüğüm lakin bugün bana vermiş olduğu sebepsiz ve kötü niyetli ayarlarla hayallerimi "olduran" ilkokul arkadaşım sayesinde 123.kez içimde yeni birşeyler başladı. hayat çok sevimsiz bir yer be bay doğru ve bayan yanlışlar! o yüzden sosyal mesajım, ilkokul'da arkadaş edinmeyin!





# Melisa Sözen dünyayı kurtaracaksa ben varım arkadaş! Melisa'm, aşkım, böceğim, hayatım. Biri bana "Melisa!" der, ben eriyip biterim işte o anda! Allah ayırmasın sevenleri bence. İşte o kocaman gözleri ve masum bir kedi haliyle tüm organik ürünler için sorduğu "Peki bunun ne özelliği var?" sorusunu bana sor mesela hayatım, teker teker anlatırım sana. Allahım içimdeki sapık insan uyandı!



# Cano ölmüş. Pek sevgili Sezen'imin çakkıdı çakkıdı oynayan yol arkadaşı. "Ah yavrum" dedim trajik ölüm haberinin içeriğini duyunca. hala da demekteyim, yavrum ya... ben varken, sen nereye be cano? Allah sonumu benzetsin bir an önce!




# Kendimi istikrarsız Kanal 1 yönetimi gibi hissediyorum. Ya da devamlı yabancı transferinden mustarip olan pek sevgili Galatasaray gibiyim. Ya da ailemizin popçusu Yalın'ın son videosu "Kalamadım"ın nakaratında gösterdiği muhteşem "Elini açıp isyan eden, fakat ne yaparsa yapsın, isterse sakal bıraksın yine de bir çocuk gibi gözüken" görüntüsü gibiyim. Hatta ve hatta, yıllardır huy olarak bana benzeyen küçük kuzenimin, zamana ayak uyduramayıp seneler içerisinde abisine benzemesi sonucunda, ona karşı beslediğim kızgın ve sitemkar hissi, askeri bir müdaheleye başvurarak üçümüze yaşattığım minik çaplı bir soğuk savaş neticesinde, kendimi Rusya-Gürcistan-ABD çoklu ilişkisinin Rusya bölümü gibi de hissediyorum.




# "Hande Yener'le Marilyn Manson arasındaki 7 farkı bulunuz!" şeklindeki emir kipli gizli soruyu ilk doğru yanıtlayana sözü ve müziği bana ait olan, "Masal Kahramanı Fetişisti Olarak Hande Yener" isimli bir post armağan edeceğim...



# Yıllar önce bir derbide Galatasaray'dan gol yedikten sonra su içen Werner Lorant'ı hatırladım an itibariyle. "Afiyet olsun amca!" demiştik. Önümde su. İçiyoruz bu gece! Tria: 0, Diğerleri: 300-500!

Labels: , , , , , , , ,

5 comments


Friday, August 8


Çıkış Tarihi:
8 Ağustos 2008 (Radyo)
12 Ağustos 2008 (CD-Single)




Single Şarkı Listesi
1- Hiç (A-Side)
2- Hayali Göbek (B-Side)




1- Hiç


Günün sonunda senin parmakların da herkes kadar temiz kalabilir. ya da kalmış gibi gözükebilir. bu bir sürahi suyu küvet yerine bardağa boşaltmak gibidir. belki tüm yaşanılanların çok daha naif olanıdır. bu bir üçgendir. bir dörtgendir ama asla bir çember kadar karaktersiz bir şey değildir. bir şey'dir. ama asla sıfatlardan yalıtılmış bir halde olamazdır. bu kötü bir şey midir? katiyen. anlam olarak bir şey ifade etmez ve insanlar anlamı olmayan şeylere anlam yüklemekte ustadır. nefes alabilirsin. nefes de verebilirsin. bunlar senin tercihindir. sevgiyi elinin tersiyle itip, tümsek ve duygusuz hislerini "ben buldum!" hevesiyle anlatabilirsin de. yalnızca gülümseyebilirsin ve aynı anda aslında hiçbirşey düşünmeyebilirsin de! özgür bir dünya çünkü burası! mars'ın çekim yasası'nda bunlar var mı ey dünyalı?


İnsanlar zeki olabilir. saygıyı hak etmeyebilir. insanlar aptal değilken birden aptallaşabilir. herşeye rağmen bir birey olarak da sözü dinlenebilir. çünkü onun parası seninkini döver. insanlar terslenebilir. ve terslenen insan kendini muhteşem sentetik bir subjektiflikte kendini haklı çıkartabilir. insanlar sevimsiz olarak adlandırılabilir. ama aslında onu çok seven bir annesi vardır ve belki de bir köpeği!


Anlaşılmayabilirsin. ama bu senin akıllı olduğunu da göstermez!



2- Hayali Göbek

İnsanlar şunu kabul etmeli. laf sokmayı çok seviyoruz. ama bir yandan da laf sokanlara da laf sokmayı da seviyoruz biz. hayır bu bir gerçek. o kadar gerçek bir şey ki, özgür düşünceyi savunduğunu iddia eden bir insanın "yalnızca kendi düşüncesinin özgürlüğünü düşünmesi gerçeği" bile bunun yanında koca bir yalan olarak kalır. konu nedir? konu şudur. büyüklerin yaptığı resmi bir iş toplantısı vardır. yok ben hala bir çıtırım amca/teyze.


recep ivedik'i izledin mi?


- kıro o ya, iğrenç bir şey!
- ne yani şahan kendini komedyen mi sanıyor?
- oha! "murat, turat" gibi bir espri anlayışı nedir abi? ben bile daha süperini yaparım!


gibi cümleler çok popüler. ne hoş. ama bir yandan da türk sineması hayvan kadar para kazandı. recep ivedik'in bir başyapıt olduğunu mu savunuyorum? ya da süper bir komedi olduğunu falan mı? gayet de hayır aşkım! bunu savunmak çok kötü bir şey. burda anlaşalım. ama bana daha çok batan insanların onu yerin dibine sokması falan değil.


filmi yerin dibine sokan insanların aksine sonunda aradan bir kahraman çıkar!


- abi ne var? gayet de gittim, izledim çok da eğlendim ve katıla katıla da güldüm yani!


hemen arkasından elbette "evet aslında süperdi, o kadar insan enayi mi canım siz de yani lütfen rica ederim murat bey, aşkolsun size nurgül hanım!"


koca göbekli veyahut zayıf olsa bile bu "kahramanlık" hissiyatına sahip soyut olarak göbekli insanlara çok gülüyorum. onlar da bana gülsün sorun değil aşkım. hem insan dediğin gülünç bir şeydir zaten.





not: çok çılgın olay devam ediyor. şöyle ki, bu post'a x blogger'ı yorum çaktı hemen altına cümlesinin yanına 1.lik ile 200.lük arasında bir şey söylüyor ve sonuç olarak finalde X Singles Chart = 27 gibi bir sayı oluyor. 200 demek "berbat bir single bu!" demek olurken 1 demek 1 numara demek oluyor yani "oha tria'cım evlen benimle!" demek. çok önemli bir şeyden bahsediyorum burda. hayat süper, haydi daha da süperleştirin beni!

Labels: , , , , , ,

12 comments


geçmişimin kara lekeleri
April 2006
May 2006
June 2006
July 2006
August 2006
September 2006
October 2006
November 2006
December 2006
January 2007
February 2007
March 2007
April 2007
May 2007
June 2007
August 2007
September 2007
October 2007
November 2007
December 2007
January 2008
February 2008
March 2008
April 2008
May 2008
June 2008
July 2008
August 2008
September 2008
October 2008
November 2008
December 2008
January 2009
February 2009
March 2009
April 2009
May 2009
June 2009
July 2009
September 2009
October 2009
November 2009
December 2009
January 2010
February 2010
March 2010
April 2010
May 2010
June 2010
July 2010
August 2010
September 2010
October 2010
November 2010
December 2010
January 2011
February 2011
March 2011
April 2011
May 2011
June 2011
November 2011
December 2011
January 2012
March 2012