birkaç kötü site. nihaha. ayrıca da kendi biloğumu kendim yaparım. hahayt!
fak feysbuk
tambılır
blogg.se
vkontakte.ru
stumble
okuma sitesi
formspring
imdb
ekşi sözlük
twitter
ask.fm
good reads
deviantart
triancula single listesi
profil
last.fm
eksprensip
limonyak
boş zamanlarımda kendimi sevmiyor değilim.




Thursday, May 29
insanlar çok ve aslında bir konu var! neden konuşamayız, neden hep suskunuz? neden hep mutsuzsun? ağzımda hep tadı var, bitince gitmez ki!


birileri var, birileri yine sarhoş!



birileri geri sayıma başlar
birileri "geç kalma" der
birileri hakkını sorar
birileri kızdığını söyler
birileri zaten hiç aramaz
birileri paramı çalar
birileri yalan söyler
birileri yalnızca konuşur
birileri için objesindir
birileri için uzaktasındır
birileri hem vardır, hem toktur!



üçgen gezegenleri, meşhur cinayetleri, yine onu vurdular yine ona bam! birileri bize çok acı "çektirdi'ler" (!)
"beni bırakıp gitmeyin, beni terk etmeyin!"

Labels: , , , , ,

2 comments


Sunday, May 25
1- Uyanıklık Hali
"Birine, sendeki seni ortaya çıkarttığı için aşık oluyorsun. Sendeki hayatı yeniden başlattığı için. Uzun bir uykudan uyanmak gibi. Aşk, sonsuz ve derin bir uyanıklık haliydi." güzel demişsin ece temelkuran!
2- Fil'im Kalorifere Kaçtı
Halimi soranlara yanıtım: "süs oyuncak fil'i kalorifer peteğine sıkışmış bir çocuk gibiyim" hatta direk o çocuğun kendisiyim! ve delirmek üzereyim, nasıl olur da parmaklarımla dokunduğum şeyi elde edemem ben? komik.
3- Batsın Bu Düğünler, Bitsin Tüm Evlilikler!
meğersem en alt komşunun torunu evleniyormuş. iyi de pazar sabahı saat 13.30'da beni uyandırmak zorunda mısınız? tek bugünüm boş benim! ve bir kez daha evlenmeme kararı aldım! soyumun kuruması en büyük temennim o da ayrı bir şarkı konusu.
4- Salonuma Kuş Girdi
evet hala etkisindeyim. seni çok sevdim ben necmi! kimbilir kim'lerin evine sıçmaktasın şimdi? bir ara uğra da o şanslı ev sahibi yine ben olayım!
5- İnsanlar Çok
yok şikayet mikayet değil. içi boş bir sandık teşbihini kaldıramıyor bünyem daha fazla. ama arsız olunmamalı. yahu ben senin yüzüne bakmıyorum, nedir bu hala tamam deyişimi bile soruyla uzatma hevesi? insanlar çok bebek!
6- Olmak, Oldurmak, Oldurulmak
"biz aslında yokuz. olabilseydik ol'umlu ve olumlu kalabilmeyi de bilebilirdik. hem biz olabildiğimizi kesin olarak olmadığımızda bile fark edemiyorsak, olduğumuzu sandığımız anlarda olmak ve olmamayı tartışmak çok da saçma değil midir?" gibi şeyleri düşünmedim ben "bir başkası" gibi. düşünmeyince hayat güzel çünkü!
7- "Kreş"teki "Sakin" "Gece"
bir adet "sakin alınıp" sözleri kreş boyutuna "hafifletilip" müziği de yine "kreş'imtrak disko soundu" haline dönüştürülüp piyasaya çıkış yaptırılır. adı da gece olur. aşık mıyız? ne kadar sıradan ve bu sebepten ne kadar da idare edilebilir. kasmasın. hepimiz oynamaya geldik hem zaten.
8- Yalın Bakışı
bir de çok fazla içli dışlı olmamak gerekiyor. yani tutup da beraber vakit geçirmek zorunda olduğum birine "ya biliyor musun tam bacağımda bir yer var abi, orayı kıtlatınca seviniyorum, baya süper oluyor rahatlıyorum falan ne mal birşey değil mi?" derseniz, karşılığında "o zaman devam et" gibi son derece doyuma aç bir cevap alabilirsiniz. "ama olsun" diyor, "yalın bakışı" atmaya devam ediyoruz.
9- Babam Ve Oğlu Ve Ulrich Amca
tutup da "das leben der anderen" gibi bir filme "hayatım boyunca izlediğim en süper 3.film" demek için sanırım ya toplamda 3 film izlemek ya da aptal olmak gerek. pardon da son derece "garanti" ve risksiz bir konuyu sıkıcı bir başlangıç sonrasında gelen hareketli sonlar ve yalnızca çok iyi bir kapanış cümlesiyle anlatmak ve oscar almak bu filmi baştacı etmeye yetmez. tamam belki ulrich möller miydi neydi, o adamın iyi oyunculuğu ve bu yaz hakkı rahmetine kavuşması (evet ulrich amca kavuştu ben gördüm!) falan etkileyebilir insanları ama yapmayın bacım! benim için "die fatten jahre sind vorbei"den öte bir alman filmi henüz çıkmamıştır. (ki o da gayet de alternatif bir filmdi ve son derece de mükemmeldi) evet sanırım ben klasik kurgudaki filmleri pek sevemiyorum! işte babamla en büyük farkım da bu sanırım!
10- Mucize Tria Mix!
hatırlatıyım müsadenle, fazla değil, geçen sene, biz kimbilir nasıldık ehe ehe, böyle olmamız bir mucize!
çıkış parçam klibinde Necmi'nin de oynadığı (sağolsun kırmadı, tekrar sıçtı ve gitti :p) "Ah Bir Kuş Olsam" veya diğer bir ismiyle "Salonuma Kuş Girdi" olmuştu hatırlarsanız. Ve yoğun isteklerden dolayı da sanırım albümün 2. single'ı "Batsın Bu Düğünler, Bitsin Tüm Evlilikler" olacak. Son single'ı da siz belirleyin bakalım. 3. klip için anket "Zort!" sesinden sonra başlasın! Bu yazıyı okuyup da ankete katılmayan da "TrOZ" olsun! ZORT!

Labels: , , , , , ,

6 comments


Saturday, May 24
English Version
...and with these perfect sentences, you guaranteed the 3rd gift for your birthday which is in really next month :p and last night, i realized that countries change but people can not. thanks for your sincerity again also you deserved this post! :) and tonight my 12 points goes to...
"Geltona , žalia , raudona Lithuania"! :)))) no! mor ve ötesi! :pp but "1945" is so hard to translate! :)) also... I'm can can can can! :))) it's really funny that you even couldn't find a time to ask :))) Deli! :)))
Turkish Version
allah belamı versin ki, alttaki yeni evli çift bebek yapma törenlerine başladı. çok fena şeyler oluyor burada moby dick! dalgalandın yeter artık durul!
CD Extra
yaşasın mor ve ötesi! yaşasın samimiyet! yaşasın yenilik! yaşasın müzik!

Labels: , , ,

12 comments


Thursday, May 22
Bu da oldu ya, artık ölsem de ölmesem de sonuç olarak gam yemem kardeşim. Saat 23.54 Tria yorgundur, argındır. açık kalan salonun camını kapatıp, kapıyı kilitleme girişiminde bulunmaktadır. herşey normaldir. Gider, bi güzel uyur. oy yavrum tria. Sonra. Saat 07:06. Tria salondan sesler duymaktadır, o da nedir? "orda bir ne vardır?" hırsız olamazdır, "dağları delmesi, çölleri aşması, erleri kız başına yenmesi "gerekmektedir hırsızın ama hayır tria emindir ve hırsız değildir. iyi de kim? kim? derken o da ne! tria odasından sonra 1 adım atıp sola döner ve karşısında kültablasında step hareketi yapan sevgili Bay Kuş Necmi vardır! misafirliğe gelmiştir kendisi. Ah kuşum, necmi'm benim, olum işin gücün yoktu da evde yemek kıtlığı yaşanan bize geldin ya pes be gülüm. hayır bir de adam gitmiş bütün gece koltuğun arkasında mı durmuş anlamadım ama sırf oraya pisletmiş (iki pislik de hayvani boyutlarda, havalar da çok sıcak aslında, alla alla, kuşum üşüttün mü? tylol hot?) sonra tabi "yeter bu kadar ziyaret, bırak beni necmi kendi halime" dedim. necmi bırakmıyor! dedim "açım olum, cornflakes almam lazım, bak süt de yok, sinir etme, işim var" adam inatçı! aldım elime annemin mor uzun ince mumunu başladım dikşin dikşin kafasına kafasına vurmaya. bi de beyfendi tenezzül etmiyor, resimde de görüldüğü gibi kafasına vurup sersemletsem de tepki sıfır! bir de dönmez mi bana kıçını, resim çektim dibinden ama kendisi bana mısın dememekte. hey allahım ya. sen beni güldürdün, allah da seni gani gani güldürsün, gülmekten öldürsün e mi necmi! e !

Labels: ,

8 comments


Tuesday, May 20
1- er kurusu oldum valla, boş gezene kız vermezler, napçaz şimdi? yatçaz şimdi! gidip de banka soyucak değiliz ya! (hayır yani gidip bir gazla ağaca tırmanıp düşmek de var, tey tey tey tey)
2- aşkından ölmedim, kalp krizi geçirmedim, keyfim yerine geldi, şimdi çok iyiyim (davul ve zurna coşar burda ha bir de emekli elektro gitar)
3- ben de geldim aşka, benimki çok bir başka tria! (hadi lan ordan huayyt dağıtırım, herkes aynı şeyin şeyi!)
4- o değil de, erkekler de yanar, hem de nasıl yanar be tria! sorma tria'cım sorma... (yanar baba, yanar abi)
5- zavallı "ego'ist"ler çekemedi bizi tria (yep beybican!)
6- sensizlik ömür boyu sonsuz çile tria! (yok lan, git bi çay koy iyi geliyor, bana geldi, ben kimim ve dolayısıyla sen kimsin, senden gelen cevap neydi, hmm bu güzel bir soru, oy!)
7- aaaa bu hayat böyle bebeğim. a bu hayat böyle! (harbi öyle böyle şöyle)
8- bekledim çay bahçesinde, bekledim öylesine! (ah yavrum...)
9- hiç farkın yok ötekilerden, sen bi mikropsun sen! dert küpü oldum ben! (öteki mi var?mikrop? biber sürerim ağzına tria, abartma olum, yarın sayıklarsın en tey tey'inden)
10- cık dedim, gelmez dedim, hadi olüm kalk git evine, zıbar dedim! (de baba sapına kadar orası ayrı...)


böyle oldu şimdi!
böyle oldu şimdi!
a bu hayat böyle!


tria'nın vasiyeti

1- ayıp da etsen, seviyorum seni! utanç verici gelse de şimdilik böyle kendi halime bıraksam da ben beni ve bir erkeğin başına gelebilecek rezil şeylerden biri olarak da görsem ve belki sen hala işin ciddiyetinde bile olmasan da yine de seviyorum seni! takıl sen, ben özlerim seni mutlaka gene. bebek katili olmayalım. ne sen, ne ben!
2- skull'um, olüm nikah şahidin olucam senin, sözün var! ne adamsın, ahan da bir daha güldüm. (bu biraz "yeminim var yembo! yembo! oo!" gibi oldu ve iğrençsin triagül!)
3- gidenler gider, gider be geberik! hayat böyle geçmez, geçer mi geberik?
4- ne sevilesi bir ruhun var senin nazan öncel! seviyorum ben asıl seni! (ömürcek'çik gör bunları gör, bu da mı gol değil?)

Labels: , , ,

4 comments


Sunday, May 18

Labels:

14 comments


Saturday, May 17
"yıkıldı duvarlarım, önümde binlerce insan, aşkım bir hiç, sonu yerle yeksan" kim daha güzel cümle kurabilir bana bundan öte? sesimi çıkarmicam. ama zaten yokum da ben. sen varsan varsındır, heves diye bir şey de var. ama ben yokum. belki gene olucam. şimdiki benden kat be kat ilerde kalıcam ama. tıpki aylar öncesinde senin başına geldiği gibi. hanimiş kibirli tria? o eski halimden eser kalmicak şimdi. kibir bir canavar gibi bekliyor pusuda tria, sarıl o eski dostuna şimdi!

bu da yazdığım en kişisel post'tu. şeffaf olayını aştım. ya da aştığımı sandım.


ve ben hala "özel hayatımlan gündeme gelmek istemiyorum"

Labels: , , , ,

4 comments


Friday, May 16
Saat 18:22. Tria yorgundur. mutludur. yorgundur. gülümsemektedir. ama yorgundur. yavaş adımlarla kendini mavi taşıtlara atar, gideceği yerin parasını verir. o da ne? bir mesaj! hemen bakılır. ve mümkünse umur olunur, cumhur olunur ama dumur olunmaz, olunamaz. olunamayacak kadar komiktir herşey çünkü.

İŞTE OLAY YARATAN O MESAJ!


"Amo sosları çorbaları ezo yarım tencere sos 3 ölçek şehriyeli pilav az makarna patlıcanları kızartırsın yakmadan sağol görüşürüz sabah"


Türksel teyze sağolsun "çalıştığım restoranın şefinin" adını ve soyadını da keşfettim. Şakir Amca'ymış ya. haa. tamam.


ŞOK ŞOK ŞOK! ŞAKİR AMCA'NIN MESAJIYLA ORTAYA ÇIKAN GERÇEK!


Bizim Tria herkesi ders çalıştığına keklemektedir. Aslında kendisi bir restoranda garson olarak çalışmakta ve gideceği okul için şimdiden harçlık biriktirmektedir. Bugünün işini yarına bırakmamak gibi bir felsefeyi benimsemiş ve herkesi keklemeyi iyi başarmıştır. Kek yapmayı çok iyi bilmektedir. Ve o aslında 9 ay boyunca erkek başına yapabildiği çin böreklerini, kekleri, krepleri boşuna iyi yapmıyordur. Onun çok sevdiği bir Şakir amcası vardır ve kendisi restoranda şeftir. tria'nın garsonluktan canı sıkılınca, şakir amca ona tarifleri öğretiyordur. ve böylece tria'ya sık sık "oğlüm seni alan yaşadı, hey gidi hey!" demekte, tria da ona her zamanki "ehehe" gülüşünü uygulamaktadır. ama tria'nın kötü bir özelliği vardır. patlıcanlarla anlaşamamaktadır. nedense onları fazla yakmaktadır. mesajda da görülebildiği üzere şakir amca her zamanki şakacı üslubuyla tria'ya "patlıcanları yakma tria" diye dokunduruvermiştir her mesajda olduğu gibi. ah şakir kemal amca, ah be gülüm, ah be canım. çok yaşa e mi! e!

Labels: , ,

4 comments


Sunday, May 11
Hayır neden böyle oldum bir bilsem? İsteksiz, hevessiz. böyle kibirli, egoist, pislik. "ki hep öyleydin" deme bana! bu akşam karnım hala aç ve saat 10 buçuk! gidemiyorum yavru! "At beni çöpe! gençliği" yetişiyor hanım! ham yapmalı seni tria gülüm, hiç şansın yok. "Aşkın ölür ya, duan tutmaz ya, rüyan olmaz ya, sevgin ölür ya, izmir bilir ya, fallar çıkmaz ya, kimse bilmez ya ben de kül oldum yandım." izmir... güzel izmir. gavur izmir. ama aklı başında izmir. yolun da açık olsun, cebin de arkadaş! benden sana çıka çıka bu çıktı: yol postu. tostunu ye ve bu yazıyla gözlerin dolu dolu olsun arkadaş! öp annenin elini, git bahçendeki biberleri topla! ve ağla ulan! yokum ben. "göjüme püşür kaçtı." ve bak demet akalın da vefat etti! "s*k*mde değilsin şarkıları öksüz kaldı" ve sen dumur oldun, ben "ahah" yaptım. ama yok be gülüm yok be dayım, hacım, babam, türk polisim ve anlam karmaşası yaşatan kimyam ve yaşayan halin. ne demiş fırlama yaman? "idare edemem anne!" hakkaten idare edemem ama anne ben bu vaziyeti!

Labels: , , ,

13 comments


Saturday, May 10
önceleri içim titrerdi, zangırdardı birşeyler. tepki koymak diyorsunuz ama değil, belirti gösterme hevesiydi sadece. bugün aynısı oldu. tık. tık. tık. nefesimi tuttum. 1 dedim. 2 dedim. 3 derken uyudum kaldım ve beyaza büründüm. evet huzur diye bir şey de vardı ve ben onu avuçlarımda gülerken buldum. melish gibi dudaklarım kanamadı, mine gibi "baş başın" yapamadım ya da soldansay gibi "hocam eyvallah" diyemedim. apansız kaçtım gittim. çünkü bu skull'la taptığımız bir şeydi. nefes aldık. nefes verdik. hepsi bu. basit ve güzel. ouch!

Labels: , ,

10 comments


dünya üzerinde bir erkeğin bir kıza yavşarkenki ve bir kızın da bu yavşamaya karşılık verişi hali kadar sinir bozucu 2 insan tipi daha vardır. bunlardan biri beyaz çorap, açık yaka ve kıl kombinasyonu ve olmazsa olmaz bıyık bermuda şeytan 333geni görüntüsünde bir adam ve son moda çantası, bel hatlarını ortaya çıkaran dar ve ötesi bluzu, rengarenk etek ve yırtmacın arasından görünen gül desenli külotlu çorap görüntülü türbanlı kadın. sevmiyorum, hoşlanmıyorum ben sizden ey 3 örnek tip! işin kötüsü 2. ve 3. örneklerle bir gönül bağım olmaması sevindirici iken, ilk örneğimiz ne yazık ki "o şimdi kalbin kadar yakın bebek" ilk örneğimizdeki erkeğimiz farz-ı mahal tria'nın yakın bir arkadaşı olsun. yavşadığı insan da tria'nın bir şekilde tanıdığı bir kız arkadaşımız olsun. ve gözümün önünde ikisinin resmen kur yaparcasına birbirleriyle son derece saçma şeylerden bahsedişleri ve anlamsız yere diyalogları saçma boyutlara taşıyışları, gülüşleri, "bak sen"leri de bu örnek içinde olsun. tria da çayının içine pötibör bisküvisini bandırıyor bir vaziyette olsun mesela! Hazır bu anın yaşanmışı da var ama örnekteyiz biz hala. "gel de kusma tria" diyin bana. "allahım, kör et gözlerimi, bisküvim boğazıma kaçsın, çayımı içmek nasip olmasın da geberiyim ben bu sahnenin biri biz gözetliyor kamerası olacağıma. bunu yapmayın, bunu bana yapmayın yavrularım...

Labels: , ,

4 comments


Monday, May 5
yan apartmanda bir çocuk var. çocuk desen değil, abi desen değil. tuhaf bir yaşı olduğunu düşünüyorum. 30'unda bile olabilir çaktırmadan. ama aynı oranda henüz 20'lik de olabilir. aslında kendisiyle ilgili tek tuhaf olan yan bu da değil. tam 4 yıl boyunca ben neden her camdan dışarı bakıp bir şarkı mırıldandığımda hep ona rastlıyorum? ve daha ilginci neden devamlı o gökyüzüne bakarken birbirimize bakışır bir halde 2 saniye geçiriyoruz? çocuk dakiklikte benle yarışır bir halde, günün belli zamanlarında yolun kenarına gelip önce sola sonra sağa dönmekte. derken gökyüzüne bakıp sık sık beni görmekte, daha sonra ise saatini kontrol edip sol tarafa tekrar bakmakta. "üzülüyorum bebeğim senin için, abi gel şöyle yapalım, bir yardım dizkapağı uzatmak istiyorum ciğerlerine" demek isterken buluyorum kendimi o her saatine bakıp hayalkırıklığına uğradığında. acaba annesi mi ölmüştür? bu bir travmadır ve doktorlar çare bulamamışlar mıdır? neden bir insan 4 yıl boyunca tek başına bir hareketi yapar ve dahası neden bir yakını ona karşı çıkmaz, çıkamaz? sonra hemen "sanki benim halim ondan daha normal yavrum" diye avuturken buluyorum ben beni. psikolojik bir yorum istiyorum, anlıyor musun kuzum? bunu başkalarına anlattım, "kim o ben bilmiyorum, öyle biri var mı harbiden?" dediler. kalleşler. kendimi, hayalet gördüğüne 1 Mayıs'ın olaysız geçmemesi ihtimali derecesinde inanan ama bunu kimseye inandıramayan yusuf yusuflar gibi hissediyorum. yusuf deyince aklıma geldi. sabah 7 olmak üzere. aklıma ayla ile yusuf'un kahvaltı edişi geliyor. ikisi de son derece sessiz, sakin ve kıpır kıpır bir mutluluk içerisinde. bu sahneyi aklıma getirirken hemen semih kaplanoğlu'nun türkiye'nin en mükemmel yönetmeni olduğunu da hatırlıyorum. zaten bu ülkede "meleğin düşüşü" ve "yumurta" gibi 2 olağanüstü film yapmış olması benim için onu mükemmelleştirmeye yeter de artardır. lakin hangisinin daha aşmış olduğunu çözemiyor ve onlardan daha fazla bahsedip de "aç insanlara inat kahvaltıda jambon!" gibi bir pişmanlık, bir kullanılmışlık, bir suçluluk duygusu duymak istemiyorum.
not: neden nejat işler uyuzu benim sevdiğim kadınların bir şekilde partneri oluyor anlayan beri gelsin.blogspot.com! melisa sözen, saadet ışıl aksoy ve şebnem ferah sayısal loto 6/49 olamaz.blogspot.com!
not 2: edirne seni çok özledim. sen kaşarsın biliyorum ama yine de güzelsin. ama en son bıraktığım kadrodaki gibi olsun bizim araba. marketten abur cubur aldığım insan da olsun, beraber köfte yediğim insan da. ve ben de mutlaka eskisi kadar sorunlu, mutsuz, salak, mal, aptal oliyim. şimdi bana "eroinlen uçmuşsun sen", "bi olmuşsun sen" diyorlar anne-baba-evlat-doktor bey!

Labels: , , ,

10 comments


Sunday, May 4
sustuysam bir sebebim vardı. ve hala da var. sen anla dedim. kalplere anlattım, sevimli bıdıklarım da oldu. belki geçiciydi. solumdan örtülü. ve çayın yanındaki kısırla döngülü. yanlarda uyudum. canlarda uyandım. can dedim. canım dedim. ve yüzümü boyadım. yüzüme çizgiler çizdim. adımlarım fıtık etti beni. lazerler olmasaydı uçardım biliyorsun. can taşıyorum ama benimki de çok güzel. hepimiz güzeliz belki ama o da çok bir güzel. sen anla.

Labels: , , , , , ,

6 comments


Saturday, May 3
saçlarım gözümün içine girmiş. ben o kadar mavi montlu biri olmuşum ki son zamanlarda. ve sana yalan söylemişim. daha azını göstermişim bendeki çoklar sel olup taşmışken. belki göl olsun diye sana vermiştim tüm o kelimeleri, belki de aslında herşey basitti ve herşey aklanıyordu olduğu yerde. rüyama da girmişsin, durgunlaştırmışsın da derimi. da'lar de'ler havada uçuşmuş. güzelmiş her şey. artık masanın adı bile "güzel masa" olmuş. yalnızca ben'ler, yüzlerce sen'ler, siz'ler, "ve onlar" hep güzel sıfatıyla nitelenmişsiniz. belki önceden de varmış birşeyler ama nerden çıktı ki bu hortlama versiyonu? yoksa ben bir remix miydim en kedilisinden ve o kırmızı odadaki slow dans ritminde? mutlu olmuştum ve seninki de yansıyordu çaylara, kahvelere. belki soğuk belki de ılık. hayır sıcak olan başkasınınki. benim yanlarım çok. tabaktaki meyvem miydin yoksa vazomdaki çiçek mi? belki de ikisiydin. belki de ekmek gibiydin. nazan öyle demişti sezen'e geçen gün, "her gün sesini duymazsam olmaz bebeğim" diyordu ve belki de sen de, siz de öyleydi. ilaç değildin. başım sıkıştığında adını ilk ağzıma alamadım, sen isterdin belki ama yapamazdım. ki sen canımdın, bilirdin elbette bildiklerimi, ismin çoktu ama dışardan bakıldığında yadırgardı herkes. sana isim vermeyişime. herkes basitti ama senin farklı olmanı istedim, bunu ben yarattım. sadece sen de değil, belki de siz de. bana özeldi. herkesin yaptığı gibi. yani her şey yine aynıydı ve ben fark diye çırpınırken yalnızca karalamalara malzeme üretiyordum. tıpkı şimdiki gibi. ve etiketler çoğalır da ben "başka"yla konuşurken gülerdim ya bu olaylara, ve sen de gülerdin ben bilmesem de tahmin edebilirdim. onun gibi birşeyler işte bebeğim. başka'ya gitsin bu cümle. hem o ben geğirsem bile anlar nedenini. ben olmazsam, sen ol. beni yaşat!

ballad versiyon bonus track


çok acı. çok acı. o ağaç artık sevgiyi de tattı. odunluğunun saf özünü yitirdi, bizim gibi yitik oldu. onu de ellerimizle çürüttük o şimdi ilkbaharda çiçek açmaya başlamışken. "ahlaksız yüreklerimizin frenleri" mahvetti yapraklarını. rahatı kaçtı o ağacın... biz mahvettik ve kim bilir, belki de aslında biz o ağacın ta kendisiydik?

Labels: , , ,

10 comments


geçmişimin kara lekeleri
April 2006
May 2006
June 2006
July 2006
August 2006
September 2006
October 2006
November 2006
December 2006
January 2007
February 2007
March 2007
April 2007
May 2007
June 2007
August 2007
September 2007
October 2007
November 2007
December 2007
January 2008
February 2008
March 2008
April 2008
May 2008
June 2008
July 2008
August 2008
September 2008
October 2008
November 2008
December 2008
January 2009
February 2009
March 2009
April 2009
May 2009
June 2009
July 2009
September 2009
October 2009
November 2009
December 2009
January 2010
February 2010
March 2010
April 2010
May 2010
June 2010
July 2010
August 2010
September 2010
October 2010
November 2010
December 2010
January 2011
February 2011
March 2011
April 2011
May 2011
June 2011
November 2011
December 2011
January 2012
March 2012