birkaç kötü site. nihaha. ayrıca da kendi biloğumu kendim yaparım. hahayt!
fak feysbuk
tambılır
blogg.se
vkontakte.ru
stumble
okuma sitesi
formspring
imdb
ekşi sözlük
twitter
ask.fm
good reads
deviantart
triancula single listesi
profil
last.fm
eksprensip
limonyak
boş zamanlarımda kendimi sevmiyor değilim.




Wednesday, April 30

Gözlem'e

1- Bu yıl Tria'nın "seninle taxim'e çıkıp bağırıcam" şatafatında olmadığı görüldü. Olabildiğince basitti, paçozdu.
2- Bu yıl Tria'yı yine son 2 yılda olduğu gibi yalnızca 30 Nisan'da "yerim seni" mesajıylan hatırlayan biri çıktı. Ya o da çıkmasaydı? :)))
3- Hediyelerin en tatlısının, en özenilmişinin, bu çabaya rağmen en sade ve bu yüzden de en mükemmelinin yine yine yeniden battaniye'den çıktığı dikkatli gözlerden kaçmadı. Kuzu...
4- Resim çekilirken, insanların "nasıl geçti?" sorularına "al, cevap" anlamı taşıyan o karelerde marka pastalar yerine marka bir tatlı başrol olarak karede yer aldı. (hasan usta-keşkül) yalnız, arkada ise ev işi yapılmış pastanın varlığı yine dikkatli gözlerden kaçmadı, kaçamadı. "bak sen şu beceriksize." Al işte bu da siyasi bir resimdir üleyn! 1 Mayıs şerefine gelsin! :)


Lafmacun

1- Malum Tria sevmez o gün bu gün şu günleri sıfatlandırıp etiket vermeyi. Bugün güzel bir gündü ama sadeydi ve sıradandı. Çünkü öyle olması gerekiyordu. İşte budur'du.
2- Bir erkeğe alınacak en güzel hediyedir boxer. Hele nöel baba veya looney tunes'sa tadından yenmez. Hele de kırmızı. Bana kırmızı çok yakışıyoor. Allahım çok sexy oldum ben.
3- Battaniye ben senin "İYKİ" ni yerim :) Onlar "Bonibon" muydu yoksa çakıl taşı mı? :))) hala çözemedim? :) Motorola motor olmasaydı bir ara bilgisayara da aktarıcaktım ama sen bana bir ara şaaparsın artık :)
4- Ben dakik insanımdır ve günün en dakik kutlayışı olarak tam 2'de arayan babamı seçiyorum. yavrum ya. Şile seni ham yapsın e mi! :)
5- Burhan'ım İzdivaç'a katıldı ya, bana daha ne hediyesi gelsin başka kuzum? Anıra anıra güldüm gene :)
6- Of çok sıkıldım, nerdesin be "Sürpriz, Sürpriz, Sürpriz, Yavrum?" Var bi kabızlık, hadi hayırlısı...
7- O değil de, bana artık kıtır diyorlar Hüsamettin Amca, Nuriye Yenge, Necati Enişte, Hayriye Abla?

Labels: ,

7 comments


Monday, April 28
haydi ortaya karıştıralım, "hasta olsam bir gün, benim için naaaaaaaaaaaapardın?" diye kendime sorasım ve yanıt olarak da kendime "kalk da bi semizotu pişir olüüüm" diyesim var. hatta şu anda diyorum ben. dedim ben.

1- şimdi insanlar napar acıkınca, genel olarak böyle bir huysuzlaşır, efendime söyliyim sonra efendim de bana söylesin, işte nedir böyle eli ayağı titrer, huzursuz olur, hatta direk huysuz olur. şincik bu tria da bu dediklerimizin allahını falanını filanını olur. o derece böyle çekilmez olur. hayır allahtan evde kimse yok da zararı kendine. dur vazgeçtim şöle dieceeeğüm. nasıl bir insan karşısındakine "git yatağına yat, üstünü ört, boğazlarını üşütme" diyip, kendi Battaniye'sine sarılmış uyurken NASIL üşütebilir? bu gerçekten anbılivıbıl'dır. hımbıllıktır. falandır filandır. daha da ötesi, gene manyak olduğuna şüphe duyulmayan bir arkadaş tavsiyesi üzerine "açlıktan elim üşüyo leyn" sorusuna "git eldiven tak" denilir ve çözüm olarak sade ve sadece bu yapılır? tria, manyak mıdır? ki cevap evettir. allahım. bütün gün ot gibi uyudum, yetmedi boka sardım. çok rezildi, utandım "heycanla koşturalım, oraya gidelim, şuraya yetişelim, yoldayım, trafikteyim" diyememekten. işin komiği gözümü akşam açtım, karşımda star tv'nin oynak teyzeleri, amcaları, esra'ları, erol'ları, izdivaç'ları vardı. daha vahimi kendimle yüzleşip "çok eğleniyorum leyn" diye yeni sindirmişken şöyle bir vahimlik ortaya çıktı. malum star açık kalmış ve bu bir şok'tur. ne yani ben koskoca sultan seda sayan'ı petek dinçöz'le mi aldatmıştım, tanrım! ahahahahahaha. kendim yazarım kendim gülerim, sizi ne kadar düşünüyorum yevrülerim. bir de burhan'ımın aslı'yla "su ısıtıcısı"nı ille de bedava alma sahnesine rastladım şöyle bir çala, bir güldüm bi güldüm. yevrüm yaptım gene. "tria altıntop olacam uleyn ben herkese inat!" dedim.


2- çilekeş yeni albüm çıkarmış baştan sona arabesk. bir "akrep" sesi kısıldığında çokça sevilebilir. seksendört desen arabeskin allahı. ama bir "belki" sesi kısıldığında ve sözler duyulmadığında dinlenilebilir. yüksek sadakat fena olmayan eh işte bir albüm çıkarmış. "aşk durdukça" mükemmel, "içimde yağmur" şahane. zeynep casalini mükemmel olmuş şarkıda gene. bir de pinhani giller, zafer sarhoşu kuzenler albüm çıkarmış ki "zaman beklemez" şarkısı mükemmel. daha gerisini dinleyemedim şarkının mükemmelliğinden.


3- karşı'lığın bokunu çıkaran insanlar ve devamlı kendini bir alt kategoriye dahil etme meraklısı gençler, delikanlılar, hanımlar. sevmiyorum ben sizi! hadi yaptınız diyelim, "ooo ben buna sanki ilk defa mı katılıyorum ahaha şu dediğine bak!" bunu demeyin bana, gelmeyin bana bunlarla...


4- bak 4.madde olarak seçtim unutturma bana "dan" çakarım suratına, bir ara hatırlat da şu minibas'ı anlatıyım. sahi dün gece neydi :) uyuttun beni zalim! dırıdırıdım! hayır işin komiği seni uyutmazken kendim uyuyakaldım hem sen salaklaştın hem ben, ahahah :))))


5- cimbom'um. harikaydın dün! nonda'yla her şey onda! iki kapılı bir nonda, gidiyorum gündüz gece! geçmiş olsun kanaryam, minik kuşum! :)))


6- uyuyan prenses! bu lafım sana, gelinim sen anla! Karnaval Gibiyim, Kutlanmak İstiyorum! :) aney tey tey 2 gün mü kaldı. :)))

Labels: , , , ,

10 comments


Sunday, April 27
Hah! Çok mutluyum yavrular. Oy canlar, köfteler, patatesler, domates, biber, patlıcanlar sizi! Hepinizi yerim ben, saat sabahın ççç'si ve üstelik ben bir gulyabani de değilim hani. İnsan haklı çıkınca mutluluğu ne kadar da perçinleniyormuş bilir misin sen? Bu deliliğin normal ol-a-mamakla alakası olduğu gibi (dün 4'er saat aralıklarla 2 insandan "uleyn sen normal değilsin tria!" cümleleri işittim "daha da mutlu oldum, eyvallah yavrular" dedim.) yerinde duramamakla, en salak gereksiz ve sıfır anlam bile içermeyen şarkılarda bile kıpır kıpır oynamakla, insanlara diz kapağımdan mutluluk uzatmakla ve üstüne bir de trip hop'ın dans versiyonunu uygulayan timbaland seri üretimindeki şarkılarında kafayı önce sağa sonra sağa sallamak ve kırmakla da alakası var. gerdan parçalamak değildir bunun adı. bu bir saçmalıktır. bırak tria uçsundur. allahım? haklı olmak ve mutlu olmak. bu nasıl bir gaz verir bilir misin sen ey bücür yavru? Herşey dün gece gerçekleşti ki zaten süper gelişmeler olurken bir de üstüne bu olay taze biber oldu. Ne güzel, biber ucuza geldi. Start çizgisi ise nerdeyse 1 yıl gerçekleşmiştir. O zamana dek saçmaladığının farkına varamadığın o sana yakın insan bir anda fazla gelmiştir ve azeri kızı günel gibi "restini çeke çeke" yapılması gerekmiştir ve uygulanmıştır da. ama piçlik ya da pislik yapılmamıştır, son dakkada "şşt, şşt sinirlerine hakim ol sümüklü tria" taktiği uygulanıp sadece "yolun açık olsun" denilmiştir ya da "sen yoluna ben yoluma peki o nereye?" denilmiştir. Sonra nolmuştur tria'cık? Bir güzel hayvani "Özüüüüüüüüür dileriiiiiiiim böbeğiiiiiiiim, affet beni, haklısın sen, bi hatam, bi kusurum var ve de birsürü saçmalığım ve ihmalim ama yine de biz eskisi gibi olalım" işitilmiştir. Geçti borun pazarııııı, cumasıııı, salısı bööbeğim. Ama bunu bana söyledin ya bitti işte, kalktı her yerim, kalktı burnum, kulaklarım, tırnak uçlarım! Kopuyorum, "ha-ha" diyorum, sabahtan akşama kadar koca bir aç olmama rağmen yalnızca 4 poğaça yiyip, akşamüstü mahşerdeki cümbüş güzellerine anıra anıra gülüyorum ve sonra sürprizler yapıyorum, güzel güzel şeyler oluyor, beni mutlu edebilecek insanlarla konuşuyorum, edemeyenler varsa onları ben ediyorum ve bir de sıfır anlam içeren o burnunun dikine giden inatçı insanı sonunda yola getiriyorum. Allahım. "Susalım ve Hep Haklı Olalım!" taktiği bu olsa gerek. Boşuna sabredin demiyor "insanlar". Çok mutluyum lan! İlk kez aynı anda hem deli gibi keyfim yerinde, hem de bir insanı ağlatabilicek kadar haklılığımın farkına varılmış durumdayım. Boşuna demiyorum "Pis'sin lancık Tria sen!" diye. Olsun. Hem daha nolsun? Ya-Ya-Ya-Ya!

Labels: , ,

8 comments


Saturday, April 26
Ve merakla beklenen 2008 Tria Müzik Ödülleri, yeterli heves ve İstanbul'u esir alan sağanak yağmurun fırtınalı etkisiyle yapıldı! Tam 1 haftadır medyada "Acaba Yapılmayacak Mı?" söylentilerinin çıktığı Türkiye'nin en mıyyak ödülleri bu gece sahiplerini buldu! Efendim, ev sahibi olarak Tria hemen gecenin özetini yapıyor ve ödül alan şarkıcı yavrulara ve onlara ödül dağıtan blogger yavrulara ve gece için özel repertuar hazırlayan yavrulara da teşekkürlerini sunuyor. Gece için hazırlıklar yapılırken akşamüstü 5 buçuk sularında Tria, yağmur çamur demeden kendini caddelere, sokaklara fırlatarak "hoşgeldiniz canlar, nerede kaldınız, gelin sizi ben bi öpeyim mua mua" yaptı, herkesi sonsuz bir baba sevgisiyle kucakladı. Bu hareketiyle Tria'yı herkes daha da bir sevdi. Ahah! (: Arkasından minik çaplı bir kapı öncesi sohbetler yapıldı ve ne yazık ki o resimler elimizde kalmadı, ne sohbetler edildi, ne kahkahlar atıldı valla "gelmeyen bin pişman olsun e mi!" dendi ve hep bir ağızdan e-e-e-e! türküsü söylendi... Derken saatler 8'i gösterdiğinde yavaş yavaş salona geçildi. O Da Ne? Biri "Havada Aşk Kokusu Var" diyerek bizleri sevgi yumağına bulandırıyordu. Bu Cem Yılmaz'ın deyimiyle "Zenon Doğulu" nun ta kendisiydi!


Kenan gece için önceleri bi "Çakkıdı" oynadı, arkasından Tria'nın çok sevdiği "Baş Harfi Ben- Atlı Karınca Mix"i de söyledi. Ve "Atlı Karınca Gibisin, Oturmak İstiyorum" dediğinde salondan müthiş bir çığlık koptu. Işık gösterisi de cabasıydı. Sonra yine güzel bir devam şarkısı olan "Rüzgar" ı söyledi. Ya da diğer bir adla süper eğlenceli "Bizim Bayramı Çocuklara Devredeli" Evet, Evet! Süpersin Zenon!



Derken, ilk ödül verilmeye başlandı. Efendim ilk kategorimiz "En İyi Pop Kadın" Önce Adayları görelim derim ben, dedim de, ve gördük de.


Efendim. Adaylar bir hayli zorlu adaylar. Son ana kadar müthiş bir kapışma ile geçti. Bilmeyenlere aktaralım, önceleri Hande Yener-Sıla kapışması olurken, Nil dış kulvardan inanılmaz bir iddiayla geldi yaklaştı ama Sıla'yı geçemedi. Asya'ya 4 oyu veren canlara (ki bir tanesi eminim Mine'dir (: , teşekkürlerimi sunuyorum) Ödülünü Vermek İçin Sahneye gecenin ev sahibi Tria davet edildi efendim. [Dat Dara Dat Dat Daaat... & Hadi bakalım kolay gelsin jenerik müziklerimi bileşimi çaldı fonda... :p]


Tria geceye maskeyle katılmıştı, söylemeyi unuttum. And The Tria Goes To... SILA! şak şak şak şak. Evet efendim. Sıla geceye özel bir saç stili ve şık bir kostümle katılmıştı. Onun şıklığına mı sevineyim yoksa ilk ödülün ona gitmesine mi, yoksa onun ödülünü benim verişime mi? Biz efendim sahnede çok duygusal anlar yaşadık, ben ağladım ödül verirken, Sıla kulağıma "Tria'cım senin gözyaşlarına kenar süsü oliyim yapma etme canım" dedi. sevindim. Çok güzeldi leyn (:



Şimdi de gecenin 2.ödülü gelsin canlar. "En İyi Pop Erkek" adayları...



Yine zorlu adaylar. Salondan bir kendini bilmez kendini konserde sanıp "tarkaaaaaaaan" yaptıysa da keyiflerimiz yerindeydi. Açıkçası kişisel favorim "kim alsa da olurdu"da hadi gene de yalın olsun süper olsun derdim ben. Efendim ödülünü vermek için sahneye kim çağrıldı bilin bakalım? (Bu Arada "Türkiye'nin İlk" lerinden biri de bizim ödül töreniydi :), Türkiye'nin İlk Sunucusuz Ödül Töreni :)) kolonlardan sesler geldi öyle duyduk herşeyi. Salondakiler yine "Hmm... Tria, harikasın dediler..." Sağolun varolun... Evet kim geliyor? Kim Geliyor? Gece için özellikle saçlarını yaptıran dünya harikası bloggerlardan "Mine Winehouse" geliyor efendim... Hadi Bakalım Kolay Gelsin...




Ve Mine geceyi düzenleyen Tria Productions'a selamlarını çaktı, "Annem süpersin acanım" dedi ve hemen zarfını açtı. Bir de şakacı insan kutu esprisi yapmasın mı Demet Akbağ gibi? Yapsın, öldük gülmekten. İşin komiği nedense bu kutu esprileri de hep Yalın'a denk geliyor :) Ya da Türkiye'nin en komik insanları neden ona hep ödül veriyor? diye sormak daha doğru sanırım. Evet mine ağzını açtı, yumdu gözünü ve, "Kalbimin Orta Yerine Bu Nası Bi Cumhuriyet" dedi. Yalın geldi, kaptı ödülünü Mine'nin elinden. Bunlar fotoğraf da çekindi, bi görün. Amy Winehouse feat Kenan Doğulu ((:



Gelelim artık bir de Rock kategorisinden ödülleri vermeye... Üçüncü kategori "En İyi Rock Kadın"

Amanın. gene süper adaylar. Favorim elbette "yardımcı olmuyor" diye bunalım takılan Aslı'ydı. Sil baştan'la şebom da süperdi ama nasılsa her yeni albümde mutlaka ödül alacağı için bu yıl Aslı alsın garibim dedim ben kendime... Kaldı ki Pamela'nın Aşk yoruyor'u ve Özge'nin Unutulurmuş'u da bir hayli çalmıştı Tria FM'de. Gökçe'de albümün tek süper şarkısı "Her Gece"yle aday olabilme başarısını kazanmıştı. Ve ödülü vermek için kendini bir anda Törende se-le-na misali ışınlanmış bulan, herşeyden bihaber, gönül dostu süper insan Soldansay geliyor efendim... (Dat-dara-dat-dat-daaat-dat-dara-dat-dat-daaat)



Soldansay çok içkiliydi, buram buram tuborg kokiyidi. (Napiyim lan, bana sponsor tuborg oldu, cümle içinde kullanmam gerekiyidi. :P) Ve efendim zar zor kutuyu açtı, oha lan ne kutusu dedi kendi kendine, ve sonra kutuyu bıraktı ve zarfı açtı... Ve bir bağırma, bir sevinme, bir tepinme! Allahım... "Şebneeeeeeeeeeeeeem, gel beybi ödülünü al!" diyişi hala kulaklarımda... Şebnem'de bir sevinç, bir sevinç, sanki ilk defa ödül alıyor bebişim... Hemen geceye özgü imajıyla dikkatleri çekti ve o tatlı gülümsemesiyle "Teşekkürler..." dedi. Yerim onu ben...



Gelsin bakalım gecenin 4.kategorisindeki adaylar. "En İyi Rock Erkek"

Yine süper adaylar. Emre çok sevilesi şarkılar yapsa da bu kategori de benim gönlümden Bertuğ'um geçmişti, süper insan, süper şarkılar ve malum hiti "Yağmur" Efendim bu ödülü sahibiyle buluşturması için peki ya şimdi kim geliyor? Ne bilmiyor musunuz? Zort. Yanlış Cevap. İçinde Hayko Cepkin adaylığı bulunan bir kategori var ve siz "Meliş"i aklınızın ucuna veya kıçına getiremiyorsunuz. Sizin Ayıbınız. Ve Meliş Geliyor efendim... (hadi bakalım kolay gelsin....)

Meliş çok durgundu önceleri sevgili baylar, bayanlar. İçinde bir tedirginlik. Ya Hayko Alamazsa?? ama aldııııııı. çok da güzel aldıııı. "Lan bana noluyor ben Bertuğ'cuydum honey?" Evet efendim tahmin edeceğiniz gibi, meliş hayko'nun alınışıyla, bir scream bir de brutal olmak üzere 2 vokal örneği hediye etti bizlere... Sağolsun, kulaklarımız Hayko'nun eline mikrofonu almasıyla daha da bir şenlendi... Ve Bu güzel kare de herkese nasip olmaz annem, babam ve herşeyim. Meliş, hadi gene iyisin ;)

Gelelim gecenin 5.kategorisi olan "En İyi Pop Şarkı" ya...



Kylie Minogue gibi "wow"layasım var canlar. Bu ne güzel seçimlerdir? Tria'nın Kişisel 3 favorisi orda sere serpe uzanmakta. Kibir bu yaza damgasını vurdu malumunuz. (hayır romiyo değil, kibir) asuman pansuman Mirkoviç'imin bombasıydı yılın başlarında. E "bu mudur?" klibi sayesinde bahar aylarında çok çaldı, "Unutamam" zaten gına getirircesine radyolarda 1 numara oldu. "...Dan Sonra" zaten yaktı, yıktı ortalığı... Efendim geceye hastalığı nedeniyle katılamayan sıcak insan Burcyni'nin yerine ev sahibi Tria ödülü veriyor...



Çok "Hey! Canlı"yım yavrular. ya bu kez Sıla alamazsa? ellerim titriyor. tiril tiril tria olmuşum ben. bir açtım. S'yi gördüm bastım hemen mikrofona, "Sılaaaaaa" çok sevindim canlar, o an itibariyle sıfırdan 2 tane pozum olmuştu Sıla'ylan. Bileğinin hakkıyla da aldı ya bir mutluluk da ondan...



Ve Gece Kısa bir Konser arasıyla devam ediyor. Bu seferki konuk ise 2'dir ödülü Sıla'ya kaptıran Hande Makbule Özyener...



Allahım o ne güzel ışıklar. Valla işi becerdi zorlaya zorlaya hatun dedirtti bizlere. Nasıl Delirdim?'inin en süper şarkıları olan 6 dakkalık "Ne Yaparsın" la başladı konsere, hemen arkasındansa Tria'nın favorisi "Seni Sevi...Yorumlar Yok" geldi. 3. ve son şarkısı ise bizlerin nefesini kestirdi. "Biraz Yalnızlık, Biraz Aşksızlık, Biraz Özgürlük, Biraz Korkaklık. Beni Ağlarken Görme!" çok ama çok güzeldi handozitçim, ellerine sağlık, keyfimiz hat safhalara ulaştı.


Ve Gelsin bakalım 6. kategori. "En İyi Rock Şarkı"


Yine süper şarkılar. Favorim elbette 1945'ti Aysel Gürel'in sözleri ve Onno Tunç bestesi olarak. Mor Ve Ötesi şarkıyı daha da uçurmuştu. Lakin Emre ve Aslı da hayli mükemmeldi. Ödülü vermek içinse kim geliyor? Sürpriz bir isim geliyor! Geceye son dakikada katılan Ömürcek geliyor efendim...

Şıklığa bakar mısınız allah aşkına? Ömürcek sararmış da gelmiş... Hemen zarfı açıyor ve "Aslıııı" diyor. Aslı da yavrum yaa, sonunda aldı ya ödülü artık ölsem de gam yemem. Kızın bir ödülü yok hala başka törenlerde benden aldı valla çok sevindim...



Gecenin 7.kategorisi gelsin bakalım. "En İyi Grup"



Sonuçlara bakıldığında her ne kadar rahat almış gözükseler de önceleri Gripin ve Kreş'le başa baş gitti sevgili pinhani. neyse geç de olsa albümleri patladı ya, daha süper olamazdı. Efendim, ödülü vermek için geceye suskun puskun katılıp sonradan şen kahkahalarıyla ortamı şenlendiren Löbran geliyor...



Kayıp insan Löbran, mikrofonu eline aldı, bırakmıyor konuşuyor da. Önce Lost adasında mahsur kaldığını ve ne Jack'in ne de Sayid'in onu kurtaramadığını, kendi gücüylen geri dönebildiğini ve dönüşünün de muhteşem olacağını, yakında yeni bir albüm için hazırlıklara başlicanı anlattı salondakilere. Ve sonra hızlı bir hareketle "Pin-hani nerde?" dedi ((: iğrençti löbran, başkalarının yanında yapma bu espriyi e mi (((: Efendim Pinhani'ye gelirsek, bir sevinç, bir sevinç. Çok mutlu oldu kuzenler ;)



Şarkılar dedik, Albümler Yarışamaz Mı? Olur, Bal Gibi De Olur. Sıradaki Kategori "En İyi Pop Albüm"



Hani demiyim demiyim diyorum ama kardeşim bu kategorinin birincisi en baştan da belliydi. Tabii ki de "Nasıl Delirdim?" Ödülü vermek için ise, sevgili Meliş Sümüklükız geliyor...



Meliş zarfı açıyor ve uyuz uyuz "Hande sen kazandın, gel de al ödülünü" diyor. Ben içimden "döverim kızım seni sümüklü gel buraya" diyorum. Hande ise, "teşekkürler, emeği geçen herkese" diyor ve haklı olarak sabahtan beri ödülü kaptırdıktan sonra seviniveriyor efendim.

Gelelim gecenin bilmem kaçıncı ödülüne. Ödülümüz "En İyi Rock Albüm" gelsin adaylar...

Yine bomba adaylar. Kişisel favorim Pinhani ve Asfalt Dünya da olsa, Hayko'nun alışına sevinmemek mümkün müdür? ya da daha doğru bir soruyla, müdür müdür müdür? :p öyk... Olmuşsun sen... :)))) Ödülünü vermek için ise "Son Kez" kim geliyor? Meliş Sümüklükızıngünlüğü. (Dat-dara-dat-dat-daaat...)

Meliş gene içi kıpır kıpır ama heycanından çaktırmıyı abisi. "ve Haykooooooo!" diyor artık nerdeyse kuzu sarması oluyorlar ((: Hayko bu kez daha da bir coşuyor, "vvvvvuuuewwww" yapıyor. Meliş zaten dört köşe ((: Oy yavrular.



Şimdi de "En İyi Video" Adayları gelsin bakalım...




Aman efendim, kimleri görüyoruz? Valla süper klipler her biri. Tek şaşırdığım neden nil'in enfes klibi daha ön plana çıkmamış ki? sapına kadar hak ediyordu bence ödülü cem özkan'la beraber. Emre ise mükemmeldi evet, gürcan keltek yine döktürmüştü evet ama gene de ne biliyim ya... Neyse efendim, gecenin en önemli ödüllerinden biri olan Video'nun ödülünü verecek olan ünlü blogger kim dersiniz? Skully geliyor efendim... (Haydi Bakalım Kolay Gelsin! :p / Daha bi bangır bangır kıllığına :p)

Efendim, Skull, koca dana geliyor ağır adımlarla, üzerinde beyaz ceket, beyaz gömlek, beyaz pantolon, beyaz ayakkabı, beyaz kravatlarla (: bildiğiniz beyaz balina ;) "Herkese İyi Akşamlar" diyor sanki çok ciddiymiş gibi. Hepimiz "Öberh" diyoruz. Can'lar arası diyalogla "ççç" diyoruz :) Sonra açıyor zarfı, "Emre!" diyor, emre bir heycanlı sormayın. hemen "ben almam, ödülün asıl sahibi Jon Thomas, gelsin o alsın" diyor. Sonra Skull "Lan manyak, yönetmen alacaksa Gürcan alsın" diyor ve bu kez "Can"lığı kasıtlı olarak da savunmuyor. Sonra Gürcan geliyor, Jon'un hayalleri kırılıyor. Gürcan, Can'dan ödülü Canlı Canlı alıyor ve ödül Gürcan'ın ellerinde Canlanıyor. :))) öyk...



Bu diyalogun üstüne kim iyi gelir diyoruz ve hep beraber F.D.'yi sahneye çağırıyoruz...

F.D.'miz önce ilk albümden Tria'nın da favorisi olan "Adı Sevda"yı söylüyor. Biz mest oluyoruz. Bilhassa "Sen Asla Dün Olmayan, Bir Yaşanmamış An" kısmında... Sonra bir de bugüne özel "Cumartesi"yi söylüyor. Hepimiz bir ağızdan "Gülmeeeee" diyoruz. Ki F.D. olmasa hepimizin gülesi de çok hani hani hani, mast bi fani misali... Ve Son Şarkı... "Ötekinde Kayıp Giden Yıldızlar, La La..." ile gönlümüzü bir kez daha fetheden "Beni Bırakma" ile finalini yapıyor mini konserinin f.d. üstelik ekranda da klipten görüntüler yansıyor. hepimiz daha da bir duygusallaşıyoruz...

Peki ya bu duygusallığın üstüne kim iyi gelir? Tekrar köyümüze geri dönüyor ve "Skullllll" diyoruz ve bir "bu ne dünya kardeşim? " der gibi "What A Wonderful World" diyoruz ve gülüyoruz ve diğer ödülün adaylarını ekranda gösteriyoruz...


Yine adaylar güzel ama zaten sonu belli. bir Ceceli zorlardı emre'yi ki zorlayamamış. gönlüm elbette bertuğ'dan yanaydı. murat'ın dönmem'i de enfestir, elektronik poptur, kırın ön ve arka yargılarınızı artık ;) Ödülü vermek için yine Skullovsky geliyor... [Haydi Bakalım, Kolay Gelsin Remixxx.... :)]

Skull gene sakin. Açıyor. "Lan Emre, gene mi sen?" diyor ve tereddüt eden emre'ye bakıp ekliyor, "gel gel, senin ödül bu korkma, i will give you award :p) Emre de çok ciddi hani aslında da heycanlanıyor gene. Sony BMG'ye teşekkürlerini ediyor ve ödülünü havaya kaldırıyor kırmızı ceketiylen beraber...

En iyi çıkış yapan erkek olur da kadın olmaz mı? İşte Adaylar...

Bu kategori zaten gecenin en garanti kategorisiydi. Sıla tam 101 oy olarak açık ve seçik ara birinci oluyor. Ben tabii zevkten dört köşe. Yok, sadece aldığı için değil, ödülü verecek olan Ashkar da İstanbul dışında olduğu için ödülü yine ben veriyorum efendim... Yaşasın Ashkar, sağol, varol! :))) (Dat dara dat dat daattt (Akustik versiyon)) :p öyk...



Görüyorsunuz işte, allah sevenleri ayırmıyor ve Sıla Feat Tria olarak 3.kez düet yapıyoruz. Süper ya daha ne istiyim ben? Hat-Trick-Hero Tria! Sıla artık iyice uçuyor mutluluktan ve oy gönderen herkese ve Tria'cığına çok teşekkür ediyor. Yerim kız seni ben...



Ve Sondan 3. ödüle gelelim. "En İyi Çıkış Yapan Grup"




Ve gecenin en çekişmeli kategorisiydi en iyi çıkış yapan grup. Önceleri Kreş açık ara önde götürürken, sonra Pinhani ve Üçnoktabir bastırdı, arkasından sürpriz bir şekilde Zakkum liderliği ele geçirdi ve son dakika golüyle Pinhani ödülü kaptı. 2.ödüllerini ise, Skull'un aksine simsiyah giyinen Tosbaa kardeş veriyor. Ve çağrıyoruz hep beraber... (Haydi bakalım, kolay gelsin...)



"Allah Allah" (((: tosbaa, sahneye bir çıktı biz ürktük. Şapka siyah, tişört siyah, pantolon siyah, ayakkabı siyah, çanta siyah, don bile siyah :))) vallahi billahi hatta ilahi tosbaa :)) Kendisi çok konuşmadı bu aralar işi gücü var zaten meşgul insan, açtı ödülü, verdi ödülü gitti :) Gece Partisine bile katılmadı kereta, zeki patates! Ödülü alan Pinhani kuzenlerinin sevincini bi görücektiniz. anam anam diyim ben size...



Finale Bir Kala: En İyi Düet...




Valla ne yalan söyliyim, Kenan'ı severim, Sıla'yı severim, ...Dan Sonra'yı severim, klibi severim, müziği severim ama düet kısmı açıkçası pek de süper değildi. Ödül kesinlikle bence yılın düeti olan Özge Fışkın & Levent Yüksel - Unutulurmuş'a gitmeliydi ki anca 3.olabildiler. Gripin & Emre Aydın düeti ise yılın en kötü şarkılarındandı bana kalırsa. Ödülü ise sevgili Hakan, Bursa'da olduğu için yerine yine ödülü ben vericem. (Bak Sen Şu Şansa :p)





Allahım. Bir insan bir insana tam 4 kez mi ödül verir ?? :)))) Sıla'cım hak ettin, koş, çoş, bu tören senin törenin. Sıla Feat Tria olarak maxi single çıkaracaz haberiniz olsun :))


Son Ödül : "En İyi Alternatif"

5 isim de Tria FM'de sık çalınan şarkılara imza attılar diyemesem de, yine de çok beğenildiler, istek aldılar, verdiler, falan filan. Önceleri Bedük ve Portecho arasında geçen yarış, sonraları Efsun'un da katılmasıyla 3lü bir savaşa dönüştü. Sonra Bedük bir anda sustu, Banu Ünüvar sıfır promosyonla dahil oldu. Sonra o da yarıştan koptu ve Efsun coştu. Riskk ise gecenin en az oy alan ismi iken, bir anda oylarını inanılmaz boyutlarda yükseltti ama ipi göğüsleyen ve ipe göğüs atan Efsun oldu. Gecenin son ödülünü ise Ömürcek veriyor efendim...


Ömürcek yine sarı-sarı sahneye renk katarken, konuşmasında önemli bir olaya dikkat çekmeyi de başardı. Şöyleki, salon hala tıklım tıklım doluydu ve bu da bir İLKti. "süpersin tria" dedi :)) ben de böbür böbür böbürlendim sahne arkasında... "And The Tria Goes To... Efsun!" dedi ve gitarist Özer askerde olduğu için ödülü Gülay tek başına aldı ve oy veren herkese teşekkür etti. Ömürcek'in çok sevinmesi dikkatli gözlerden kaçmadı :)))


Ve Kapanış... Şebnem Ferah Sahnede...

Şebo'nun gecenin finaline yakışır şarkı seçimleri bizi bir kez daha hayran bıraktı. Şıklığına ise laf yok. Tek kelimeyle dünyanın en güzel kadını olmuştu bir anda. süperdi! ki o hep öyleydi! Önce son zamanlarda herkesin bayıldığı "Sil Baştan" geldi. Biz hepimiz duygusal patlamalar yaşamaktaydık o kemanlar eşliğinde. Arkasından ise Tria'nın kişisel favorisi olan (ve hatta oylama bile yaptığı ve yalnızca 1 oy alabilen) "Ay" geldi... Özellikle "Bu Ev Artık Yuva Değil, Bütün Eşyalar Üstüste, Terk Etmeden Önce" kısımları, "wuuu-oooo" kısımları ve finalindeki herşeyin bitişini simgeleyen davul ve sonu gelmeyen acı çığlıklar... Tria içerde zevkten 444 köşe birden olmuştu ve kendini sahneye atmamak için "give me a reason not to love you" diyerek sayıklıyordu... Final şarkısı ise, hem AB grubuna hem de total gruba hitap eden, herkesin bildiği ve en sevdiği Şebo şarkılarından "Sigara" oldu. Yine mükemmeldi Şebo...

Geceyi renklendiren herkese sonsuz teşekkürler. 2009 Tria Müzik Ödülleri'nde görüşmek üzere...

Sponsor: SkullCell , Tuborg , Sony BMG

Labels: , ,

28 comments


Friday, April 25
bu postum senin için geliyor ve "kim-olduğunu-bilirsin-sen"
...

çok canım acıdı. bebek demiyorum. diyemiyorum. hala hevesli değilim buralarda sürtmeye. ne pismişsin sen be blog. yüzsüz, arsız. o kadar sövdüm arkandan 32 laf söyledim yine de bana "hoşgelmişen gurban, bıyır çay?" dedin. yok cümlelerime kanmayın. çok sinirim bozuk, çok feci kırasım var, dökesim var. ya herşeyi geçtim, AYIP diye birşey var, bilir misin sen? SAMİMİYET diye öldürecesiye cümleler kuran beni nasıl parçaladın bilir misin SEN! sümüklü SEN! ayıp olmasın canlarıma, yavrularıma. bu post böyle bir posttur, sktrin edin, hazır ben edemezken.

not: tria müzik ödülleri afra'lı tafra'lı insanlar topluluğu yüzünden şimdilik iptal edilmiştir. ilerde ne olur bilemem, her şey tria'nın parmaklarının ucunda. 1 ay boyunca oy yollayan insanlar, yazık oldu size. Ve resimlerini ŞAKKADANAK yollayan ve hiçbir ücret talep etmeyip bir de üstüne kapris de yapmayan MİNE, MELİŞ, LÖBRAN ve SKULL'a TEŞEKKÜRLER! Gece için özellikle hazırlanan ŞEBNEM FERAH ve KENAN DOĞULU'ya ise şükranlarımı sunuyor, özürlerimi kabul etmelerini diliyorum.
not 2: ameliyat güzel geçti, haberiniz olsun.

not 3: "verin elime de kırayım cadının derisi kara elini" demek istiyorum hala ve hala. alamadım hızımı. grr...
not 4: "kim-olduğunu-bilirsin-sen" sana diyorum, damadım sen anla! postunu tostumu yedikten sonra lostlicam.

Labels: , , , ,

8 comments


Wednesday, April 23
"bazen ne işim var burda?" dersin. ben de dedim. heves denilen şey kırıldı mı, iyileşip de magnum çikolatasını yiyemiyor. şişiyor ve ruhu burkuluyor. bir delilik anı değildi. belki öyleydi ve ben keçiliğimden hevese yormayı seçtim. makyaj da yapmadım, süslemedim de harfleri. hadi yeter bu kadar.

Labels:

9 comments


Sunday, April 20
"bahar gelmiş, hoş gelmiş". tadı bulaşıyor kulaklarıma. "bir kadın şarkı söylüyor" diyor kadın anormal bir şeymiş gibi ve üstelik burası suudi arabistan da değil, malezya da! çok yakınız o ayrı. ve boşum. su gibiyim hatta. "iç beni" diyorum marilyn'ciğim gibi. monro değil, mensın beybi. huzur doluyor ki ben tıka basa doluyum onunla, sen tam tersini sansan da. uğraşmıyorum. saçımı savuruyorum fön makinası eşliğinde. saçlarımın dipleri oksijenle, azotla maç yapıyor. oysa ben henüz körpe bir deliyim. şebo demişti ya "henüz çok erken" diye. ayrıca sawyer allah belanı versin. kitaplık var. koltuk var. ışık var. ve ben dalgalı rüzgarla uçuyorum "kalp kiracılığı"nı anlatan şarkıyla. ve aylardan ekim. hava da soğuk hani. duştan çıkmışım, somon gibiyim! hadi bu kez de "ye beni" evet monro olabilir bu kez.

bonus track:

minibüsteyim. o kadar eminim ki kendimden. müsait bir yer sanmıştım meğersem komple komploymuş. 2 adım. hop. ayağım mantara girdi bebek. çok canım acıdı, çeksene mantarı bebek! genç kızlar, kıskanç delikanlılar bana gülüyor bebek. teyzeler vah'lıyor ve ben de inatla gülüyorum şöferin anasını babasına satarak yavrum. kimyonu, diş macunu bunlar hayatın bebiş.


akustik versiyon:

bak şimdi elimde bir tane peçete var. ben güneşe tutuyorum, ama görsün beni yine de kırmızı!

hava çok sıcak. sevdiğim birinin iç organları havayı koklicak 1 hafta sonra. ve sonra 1 ay boyunca açım! şimdi bir kelime ederdi küçük tria ama neyse.


remix:

arkadaşım bana oha, "şimdi" mi "geldin?" dedi "çok şaşırdım" dedi. "hatırlatıyım" şu formülü dedi bir ara da hatta. söz konusu olan logaritmik türevdi. demet akalın boşuna halktan biri, dobra biri değil bebiş. kopuyoruz ne ucuz türk hava yolları...

Labels: , , , ,

8 comments


Friday, April 18
1- İki insan birbirini 4 yıldır tanıyıp da sadece deli gibi içten ve samimi bir tane gülüş, bir adet "merhaba" ve bir adet "canım benim, sen nasılsın?" ve "kendine çok iyi bak" kalıpları üzerinden de çok fazla şey paylaşabilirmiş. Çok pis kıskanıyorum abim seni, iyi ki varsın ve ayda yılda bir apartmanda karşılaşsak da o mükemmel gülüşün sayesinde hayat katıyorsun bana ;) ve ben senin adını bile tam bilmiyorum sen bana benimkini bas bas söylerken ve evet yenilgiyi de kabul ediyorum, ama hala dünyanın en mükemmel gülen 2.insanıyım...
2- Bütün gün yemek yemiyorum artık. Sadece arkadaşımın simidini yiyorum. Öyle yapınca tadı daha mı güzel oluyor, ne?
3- Eskiden ben boşluğa bakardım ve insanlar dolar taşardı penceremden. Şimdi ben bakıyorum ve üstelik görüyorum da. Evet bu kez kimse yok.
4- Uzatmicam artık. Kısa cümlelerle sevişiyorum. Herşey basit, herşey kısa. Skull felsefesi. Yerim onu ben, özledim lan.
5- Bugünümü ve yarınımı en iyi anlatan parça yine Mirkelam'dan çıktı. Mirkoviçim sen tanrısın. Eğrelti otu, apartmanlar üstüme geldi bugün bütün gün. Ve sen "hadi yok et!" dedin bana ve benim içimden apartmanlar, insanlar geçiyordu ve dans ediyordum gerilimli ritimle. "Sevgi tanecikleri üze üze üzerime düşüyor"du ve ben gülümsüyordum. Başka ne olsun ki? Hiçbir sorunum yok ki.

Labels: , , ,

5 comments


Tuesday, April 8
bak, karşında kocaman sokakların neşesi. ışıklarımız damlıyor duvarlarının sarısını kirlettiğimiz o yamalı evden. daha ne istenebilir ki? -miş ki? ama neymiş, miş'miş, istenirmiş. yoksa ben ellerimi açmış kendi etrafımda 270 derece üşürken, sen suyun şeffaflığına mı aşıktın? yoksa suyun adsızlığına mı? tanıklığına mı? kan da akmıştı üstelik sakin ve mutluymuş gibi. öbür taraftaysa yeşil çimlerin ışıltısı düşmüştü gölge gibi. düşünmeyince güzeldi, düşününce daha da güzeldi etraf, çevre, sen ve ben. aramızdaki boşluk da mesafeyle tıka basa doluydu, ama bu klasik salak ve arabesk aşk değildi. olmasındı. midem kalkıyor senin 4 sene sonraki aşk anlayışını görünce. en fazla da senin her tiksindirtişinde. kötü, çok fena. bir de bana bak. yavrum. canımın içi. böbeğim ya. patatesli kızartmam, elmalı turtam ya. senin de tadın güzeldi başlarda. evvela sıcaktın. ve biraz da fazla pürüzsüzdün, doyulması zevkliydi belki. belki sende belki'lerden fazlaydı ve o yüzden insanlar gözüne baktığında kendinden bir şey buldular. ama sende çok kolaydı bu süreç. sana biri bakıyordu ve direk bitiyordu gerilim. işte sana aşk! bir de bana özendiğini söylüyordun. konuşmaya gerek kalmıyordu çünkü sen yalıyordun kelimeleri en sıcak tavrınla. bir müddet sonra o sıcaklık mide bulantısına dönüşüyordu bende farkında olmadan. "meğersem sen benim midemi kaynatıyormuşsun"a dönüyordu oyuncaklarımın şifreleri. güzeldi bir şeyler. ama fazla şey'liydi. bak bana şimdi, ki eminim bakmak için deliriyorsun bir kendimi versem sana... ama kendimi vermiyorum. sana da. nil gün'ün "verin ve rahatlayın" terapisi gibi de değil bu komiklik, bakma bunları yazarken seni ayak 4.parmağımda oynattığıma, severim seni. hala'sını bilemezsin. bilme zaten. bende hatır gönül işi kalbe işlermiş. işte o mide bulantısı olmasa, belki de hala. ama basitsin sen! paçozsun sen! salon adamı çizgimi bozdurursun sen benim! var yaaa, kızıııım. sen böylesin işte. güzel miymiş gözlerin önünde hazırlayıp, arkasından lafları yollamak? pardon "aşkım" sen hep geç kalıyordun... çiğ mi? hı-hı!

Labels: , ,

8 comments


bu kez neyi kutluyoruz???? bilmiyorum bebeğim. ama çok ferahım ben. en şebnem'inden hem de. "kalbim ellerim kadar küçük" gibi değil de daha çok o hiç sevmediğim "günaydın sevgilim" gibi. bailaaaaaa, vivaaaaaaaaa, hasta la vistaaaaaaaaa diyesim var. bas bas bağırasım, alttaki yeni evli karı-koca polisin tepesini attırasım var. evet attırasım da var. allahım duy sesimi. hatta "mambo ay-yi-ya" ya da mesela meriç gibi "stir mi ap" yapmak istiyorum, mesela hasta olduğum helena paparizou (taş kadın, laf söyleyen ahmet çakar olsun en bikinilisinden, ya da remix versiyonu olan porno yıldızı halinden) gibi "jigolo"sunun buram buram güney amerika kokan gitarıylan ve blendax reklamı müziklerini andırışıylan hoppidi hoppidi çakkıdılayasım, çakkıdı çakkıdı hoplayasım var. "oooops"diyesim var, "bom-çiki, hey, ooo-ooo, whoo-hooo" yapasım var, sokağın ortasında gördüğüm her yaşlı teyzenin poşetlerini minibüslere fırlatasım var. teyzeler arasından en tontonunu hakiki miss turkey 2008 seçesim var ve onunla ilk önce bir sağa bir sola dans edesim, onlara salsa dersi veresim var. hey! hey! hey! jüri üyesi olarak da carmen electra'yı falan çağırasım var. (paris hilton madem geldi o da gelsin, burası demet akalın gibi, en büyük hakkım banane banane, evet "ne"ler bitişik hem de) hatta carmen'le 9-8 yapasım bile var, onu da bırak benim iyice gazı mazı geçip debriyaja gelip "vay anam vayyyy" gibi çığırıp gürman kardeşler'in evlerinin önü'sü gibi, 99-88 yapasım bile var. "bırak bu işleri, senden çocuğum olsun carmen, evimin kadını ol carmen" diyesim bile var. çocuklarımın sıfatlı doğacaklarını bilsem bile olsun be kardeşim. ben geçmişim kendimden bebekleri düşünesim mi var? alllaaahhhh, alllaahhhh....... :))))) süpeeeeeeeeeerrrrrrrr... süper lan herşey. harbi gülüyorum. "wwwhyyy, whhhhyyy" , "i wanna reactiooooonnnnn, şın şın şın" ekşiiiiiiıııııııınnnnn...
...
son dakika... tria isimli süper bıdık insan istanbul'da kırılması zor bir rekor kırdı. kendisi dans pistinde kıçını kaldırmadan en uzun süre dans pistinde kendini kaybeden insan ödülünü kazandı, durduramıyoruz doktor hanım, şş lan tria kalk lan kırdın rekoru eşşek herif, şakası bile kötü, kalksana laan, olümm şşşşş... aha! adam gitti! (: vaaay anam vaaaaayyyyy... hop hop! batçibananowheleyoheleo,ooopsssdeleyocigoloooo...

Labels: , , ,

6 comments


Ş.D.: Şok Şok Şok! Ünlü Blogger Tria Leon (Yaş: X) İstanbul'da akşamüstü 6 sularında göz tacizine uğradı! Haberimizin ayrıntılarına geçmeden önce gelin isterseniz sözü kurbanımız ve hepinizin gönlünü kurban bayramında kurban olurcasına gün etmiş, hatta almış vermiş o sizi yenmiş tria'ya uzatalım. Tria'cım nedir bu işin aslı gerçeği? Bu arada tria'cım sen lafa girmeden ben telefonlarımızı hatırlatıyım, 0212 alan kodumuz, 24530978474830'i arayın ve "canlı dobra" programına katılın efendim. evet tria'cım nerden başlayalım? anlat bize o günü en baştan...

T.L.: Şimdi Şenayayay Düdük hanımcım, ben böyle uykusuz her gece takıldığım bir geceydi, çok güzel bir gece geçirmiştim ve uyuyamamıştım ve işim gücüm vardı uyumalıydım, ama olmadı, olamadı, gözüme bir uyku giremedi. ben de dedim bu böyle olmicak tria, sktr et uykuyu...


Ş.D.: aaaa tria'cım anlıyorum olayın şokundasın ama canlı yayın burası, tüm 777 milyon dollar baby bizi izliyor canım lütfen biraz daha sakin olalım.


T.L.: ha ama reytinglerin yükseliyor boru mu şenay, maaşın yükseliyor boru mu şenay, iyi tamam tamam. Neyse ben böyle uykusuz, bitkin, harap bir haldeyim, işte öğlen evden çıktım, hatta gitceğim yere gittim, süperdi, sorun yok, karnım da toktu aslında ama dönerken allah canımı alsın ki ölüyordum halsizlikten, uykum başıma değil de başka yerlerime vurmuştu şenay'cım, bi gör var ya.


Ş.D.: ah tridine bandığım tiril tiril tria'm, kıyamam sana lan ben...


T.L.: şenay'ım allah aşına bir de bir gör, açılayım diye duşa girmiştim böyle cildim süper, saçlar en kısa halde, üstüm başım bir gör sen bile şaaparsın beni aslında ben sana o kadar diyim canım... neyse sonra ben minibüse bindim, en arka sola oturdum, önüme de bir tane amerikalı sanırım adı "cate brown"du, o geldi oturdu, oturur oturmaz bir gözgöze geldik ki sorma, 29'unda olup da 21'inde gösteren kadınlar gibiydi şerefsizim :)) hani yaşım ufak da olmasa yemin ederim anında böyle...


Ş.D.: allah iyiliğini versin tria'cım, [ağlasana lan, zırlasana lan, konuya girsene lan, program bitçek lan] ah, ah, ah, hah, hah, hah.


T.L.: neyse şenaycım, senin de vaktini almiyim ne diyordum, cate diyordum vuruldum diyordum. sonra sağ yanımdaki 3 yolcu arkadaş bir anda indi ve kod adı necati olan bir arkadaş geldi minibüse şenaycım. arkadaş böyle büyük biri, gs'li forma var hatta, bu böyle parasını verdi, 2 saat bekledi, şofer dedi, "hemşo geçsene arka bomboş", geldi bu yanıma bir de! tam dibime! cate'i gördü gidemiyor yanlar bomboş anasını satayım. ah ulan ben cate'ciğim gelir dedim gel gel sarışınım gel, gel sana aşığım gel dedim gele gele necati geldi şenay, ben ağlamiyim de kimler ağlasın şenay...


Ş.D.: tria'cım peki hiç mi bakamadın cate'ciğinin yüzüne, hiç mi canım?


T.L.: yok bebeğim inan ki böyle yamuliyim ki göremedim doğru düzgün yüzünü ilk bakıştan sonra... ah şenay'ım vah şenay'ım...


Ş.D.: peki sonra tria'cım?


T.L.: şenay reklam arasına girelim miiiiiii, ister misiiiiiiiiiiiiiiin?


Ş.D.: peki o zaman sakın bir yere ayrılmayın, tria leon bizlere çok önemli şeyler anlatıcak, yüzde yüz gerçek, reklamlardan sonra görüşmek üzere efendim.


Ş.D.: ee tria dahaa noldu, abi ne manyak herifsin ya, taciz maciz dedik orayı nasıl bağlicaz peki sen lafın neresinden girdin abi, benim seyircim unutmaz bu kısımları, bak kısaltalım mı, şöyle de sen mesela...


Şenay hanım mikrofonuz...

Labels: ,

5 comments


uyuşturucu kullanan arkadaşlara saygı duyuyorum. ben bugün bu hikayeden bir bunu anlarım abicim ablacım. uykusuzluk uyuşturucunun alasıymış, yaşlı bir insana anlamsızca baktığımı farkettiğimde ben bunu daha iyi anladım. sonra minibüse bindim leyla gibiyim, böyle insanlarda bir sevinç, bir mutluluk. ahah kıçımla gülüyorum tria sana böbeğim. neyse gene alakasız bir giriş yaptık haydi hoppidi hoppidi devam edelim o zaman. (bak şimdi piyano introsuyla başlayan ve hemen arkasından cıstak cıstak cıs'larla :p devam eden şarkılar gibi oldu yazı, nakaratta "uçuyoruz ne güzel kamikaze" beybi...) ben böyle yorgun argın ölmüşüm bitmişim, attım kendimi minibüse, maşallah yine çok alabalık, efendim, kefal, çipura'yız bugün de. oooo hayri beyler siz de mi buradaydınız? aman tanrım "ruhi bey, nasılsınız?" aman da aman,fatma'yla nuriye teyze seda sayan'dan mı geliyorlar yoksa? :)) malum iş çıkışı yavrular, hepimiz yorgunuz... neyse geçtim en arka sola, oh, misler gibi oturuyorum, hafif uyku bastırıyor arada ama iyiyim ben. sonra bizim allahın cezası minibüsün şöferinin içindeki yaramaz çocuk uyanıyor ve bir anda kendimi dakar rallisinde hissediyorum, sebastien loeb mübarek, subaru, subaru diye bağırasım geliyor (gerçi citröen'e geçmiş de olabilir kaç zamandır hiç takip edemedim loeb'ümü) ama o da ne? midem! aç midem! 11'e 11 maç yapmak için top istiyorlar benden, yemek yiyemem ve idare edemem anne diyorum, anne kim diyor bana "bizim takımın kaptanı" ben de akşam görüşürüz, heyo heyo diyorum. sonra işler tıkırında ilerlerken hani böyle çocukluğunuzdan utanırsınız da bir "10 yaş daha büyük olsam" dersiniz dicem ama demiceğinize eminim (sizi yaş komplexlileri :p ahah) hani işte eğer bir gün derseniz eminim bu an içindirdir. allahım o ne güzel güzellik. sarışın muhtemelen amerikalı bir hatun, yanında arkadaşıyla tam da önüme oturuyor bıcır bıcır konuşuyor, bir kere göz göze geliyoruz ben eriyorum böyle sonra "ben büyüyünce yağmur atacan olmak istiyorum!" diyorum, sonra aklıma yağmur atacan geliyor ve ben bir koşu böğürmek istiyorum, üstelik midem de aç... böyle tuhaf tuhaf ilerlerken, benim yanımdaki 3 insan topluca "idare edemem anne" tavrıyla minibüsle yollarını ayırıyorlar, kimse kalmıyor arkada, diyorum bu beni sapık sanmazsa arkaya mı davet etsem ne (ne sapığı uleyn, mis gibi çocuğum lan ben, küçül de cebime gir tria, ama olsun ben bişey yapmam sana oyyy yavrum gel buraya i will give you candyyy) ama şöyle de bir gerçek vardır ki kadın eminim 29'undadır. nedense güzel kadınlar hep 29 oluyor. tabii bir de 30 olamama durumundan kaynaklı da olabilir bu. "ben hala 29'um takıntısı" :)) sonra yanıma böyle keçi bir abi geliyor gs'li forması, fanatik gaztesi buram buram kokuyor burnuma, ama adam kıçını kıpırdatmıyor, dicem ona "abi gs'lisin kıyak adamsın da ya bi git ya" yamuldu heralde o da cate'i görünce. hayvan herif. ve hayır ben kıskanç bir insan değilim.

Labels: ,

8 comments


Wednesday, April 2
(: !ısapıs keşşe etşi kaclon .neb ik memetsi kamaşay ad radak o netaz meh. minime eniğecileg çnukrok anab ad namaz o ed eniy ama, de meste lubak inirib nadnıralnamacok nunub edmişimçeg nıkay muroyusuk ikleb idmiş. mecilkeb kilezat nednirib adnışay 02 pileg anışay 04. macluroy ed neb nüg rib ev micneg koç züneh ...ed eniy ama niyeş reh royulo ısanam acnıyamruk elmüc muroyilib ev utnuva muroyilib. keçreg refes ub ama. admılka ibig nüd ed relmenöd mığıdaşay ınısala nıralacamrıdnak .rav reş yib eyid igves üknüç muroyırışaş. imidnek muroyidessih ibig ralıcıkraş nekeç pilk 3 adna ınya emübla iney.

Labels: , ,

17 comments


ellerim, kollarım, bacaklarım, eklemlerim ve o sözlerimi hükümsüz kılan tırnaklarım hep havadaydı benim. kelimeler vermiştim, tövbeler etmiştim hatta. "bilmem neden -miştim?" öyleydim. "o şimdi fena"ydım, güzeldi güzeldi, canım diyordum, yavrum diyordum, "vefasızlık diz boyu" diyenlerin kıçlarına diz atıyordum, "dizim kemik bağladı ondandır bebek" diyordum. gülüyordum be. ötesi mi vardı morların, sarıların, yeşillerin? sonra yağmur çiseliyordu, ben dışarda işler karıştırıyordum, sonra duraklamak zorunda kaldım. salgın yayılıyordu, kaçmalıydım ama tutkunu olduğum dalgalı melodi, kırgın ritim ve çatallı ses üçgenini biri çığırıyordu. kimdin sen be abi? "sanki hastalık gibi..." hangi müzik dükkanı, hangi radyo istasyonu bu denli gerçek bir şeyler çalabilirdi, kim dayanabilirdi ve dahası kim acı çekmekten herhangi bir istekte bulunabilirdi? bu bir delilikti ve bir ben bunu gülerek bile yapabilirdim. sonuçta 40 şarkılı listelerin 40 numarasında takılacak bir şarkı vardı ortada ve yine bir ben çarpılmıştım ellerimde poşetlerle. üstelik karnımda inanılmaz bir tokluk, yüzümde o şebelek tria gülüşlerinden biri vardı saniyeler öncesinde. sanki 1 sene önce bu zamanlarda ilk dediğim "pandaaaaa" kelimesi gibiydim ben... eve döndüm, şarkıyı aradım, klibi izledim. meğersem çalıntıymış, meğersem herkes "ben bildim" havasında "kalbini mi kırıcam affedersin" cümlesi hiç kurulamayacakmış gibi sidik yarıştırıyormuş da haberim yokmuş. ama ertuğ bunu rahatlıkla kabul edip olayı izah edebilecek kadar da gerçekmiş, başkaları gibi bunu gizleyip komik bir duruma düşmemiş. şebnem'in "hiç olmamış gibi yapamazsın"ına katılmış ve açıklamış açıklanması gereken gerçeği. boşver ertuğ, hem zaten çok da kötü bir klipmiş... hayat bu ya, tv'de de bir baktım, o çatallı ve etkileyici ses. ahmet çakar'la şansa bak. adam 40'larında ve fazlaca suskundu, "işte budur"du. ne gerek vardı saçma anlatımlara. kırgın sesin vardı zaten senin, o anlatıyordu ve senfoni yapmanın anlamı da yoktu. koskoca da adammışsın üstelik, bir gül, bir cümle kur, bir sus ve bol bol "evet" de. böyle de olmalıydı. oldu da. sonra bitti, gitti. asıl program bittiğinde ben başladım zaten. "evet, evet, evet" ben hiç evet dememiştim ve ben eğer poşetlerle yürümeye, ıslanmaya, akşamüstü dinginliğinde dolaşmaya karar vermesem ne sokak "tek yürek" inlicek, ne 40 yaşındaki suskun evet'li sade ve gerçek adamı burnum dinlicek ne de şarkısını hayvanlarca söylicektim. ve tabii ne de skull'asım gelicekti. acıklıydı belki ama bugün de daha yeni başladı...

Labels: , , , ,

8 comments


tarla soğuk. ve yine gelmiş nisan. mavi nefes almakta kararsız ve direniyor gündüzün berrak göğsüne. biz gülüyoruz rüzgarın verdiği ürpertiyle. hatta güneşleniyoruz rüzgara karşı. sabaha karşı. yağmur yağmaya başlıyor denize düşen ağaçların üstüne. ağaçlar bize yol veriyor bu kez. belki de sadece bu kez. ışıltımız ağaçların boynunu büküyor. ve zafer bizim! halimiz oldukça sıcak, parıltımız damlaları çıplaklığımıza yapıştırıyor. hatta seviştiriyoruz dalgalı avuç içlerimizi mavinin tuzlu yüzüyle. halimiz çok daha iyileşiyor. rüzgar esiyor, biz şarkı söylüyoruz, biz birilerine veda da ediyoruz aslında. ışık da yayıyoruz bilmediğimiz kim?'lere. iyiyiz biz. deprem oluyor. gol oluyor. hırsız kaçıyor. motor yanıyor. ve hatta canımız portakal çekiyor! ve iyiyiz biz.
***
"biraz yavaş konuşsak, yol verir belki tüm ağaçlar" demiş melis danişmend. sabaha karşı'larının tek manası bol sözleriydi bunlar ve güzel hareketlerdi bunlar. onlar da gitmişler, aynı kadronun abisi cenk beylerin maltlı gruplarının kliplerinin yönetmeni ve aynı zamanda malt'ın davulcusu güray gürsoy'a demişler, "abi ocağına düştüm, bizim kliplerimiz tutmuyor, sen bize şöyle malt ayarında bir klip çek" güray da "tabi canım ne demek" demiş ve ortaya aşmış bir klip çıkmış. tipik malt klibi olmuş. zaten kadro yüzde elli aynı. melis'i çirkin bulanlar sıkıysa bu klipte çirkin bulun. tamam kızın hayvan kadar uzun bacakları ve fazla ince sesi ve fazla düz sözleri ve hatta fazla kalın kaşları var ama buna da bir kusur bulmayın be kardeşim. sözüm sana paaaaavır tüüüürk, önce müzik, pavırtürk!

Labels: , , , ,

7 comments


geçmişimin kara lekeleri
April 2006
May 2006
June 2006
July 2006
August 2006
September 2006
October 2006
November 2006
December 2006
January 2007
February 2007
March 2007
April 2007
May 2007
June 2007
August 2007
September 2007
October 2007
November 2007
December 2007
January 2008
February 2008
March 2008
April 2008
May 2008
June 2008
July 2008
August 2008
September 2008
October 2008
November 2008
December 2008
January 2009
February 2009
March 2009
April 2009
May 2009
June 2009
July 2009
September 2009
October 2009
November 2009
December 2009
January 2010
February 2010
March 2010
April 2010
May 2010
June 2010
July 2010
August 2010
September 2010
October 2010
November 2010
December 2010
January 2011
February 2011
March 2011
April 2011
May 2011
June 2011
November 2011
December 2011
January 2012
March 2012