birkaç kötü site. nihaha. ayrıca da kendi biloğumu kendim yaparım. hahayt!
fak feysbuk
tambılır
blogg.se
vkontakte.ru
stumble
okuma sitesi
formspring
imdb
ekşi sözlük
twitter
ask.fm
good reads
deviantart
triancula single listesi
profil
last.fm
eksprensip
limonyak
boş zamanlarımda kendimi sevmiyor değilim.




Saturday, September 29

sene 1999. gri bir hava. beyazları keskin, griliği uçuk fotoğraflar. uykusuzluk damla damla merdivenlerden süzülmekte. depresyon hırkan sırtında, hava soğuk, oda soğuk. palton tatsız. "ve"lerin sarkmış ceplerinden. kapı kapanır. karşındaki kırmızıya başlar. hastalıklı bir müzik eşlik eder.


"hayat zaten çok ahlaksız, ister hakla ister eğil."



puslu günler

yalnız kışlar

kalpsiz bacaklar

sersem ruhlar.



hep yalnız.


hep.

hep.

hep.

Labels:

4 comments


Wednesday, September 26
hayır fransızca bilmiyorum, bilmek istemiyorum da zaten. dünden beri bu anı bekliyordum. hani o müthiş hayalkırıklığını resmileştirmek için hebire, cnbc-e'nin sitesine bakıyordum. bu kadar mı insan delirtilir. sen git benim filmimi (artık yazmıyorum ezberlemişsinizdir) oylamada 1.seç, sonra gel, "oylarınızla belirlediğimiz "depuis qu'otar est parti" filmini "SİZ" seçtiniz, güle güle izleyiniz." de!
BOK!
ulan bu kadar mı salak yerine konulur. oylamanın şıklarında dahi yoktu, e madem 2 ekim'deki filmi siz seçiçcektiniz neden o eylülden kalma oylamayı kaldırmadınız, ey salak site yöneticileri!
oy veren herkesten özür diliyorum. başka da bişey demiyorum. affedin beni. "affettim seni çocuk" deyin ben anlarım...

Labels:

3 comments


Monday, September 24
sera hanım bizi sobelemiş, "elindeki kitabın 187.sayfasındaki ilk cümleyi olduğu gibi bloga yazmassan öldürürüm seni, canına okurum senin" demiş. e napalım artık, silah zoruyla da olsa yazıcaz bişeyler...
"Raskolnikov merakla baktı bunu söyleyene." Dostoyevski /Suç Ve Ceza
gönül isterdi ki şöyle daha uzun, daha edebi ve sanatsal bişeyler olsun ama napalım, şans (:
ben de umutsuz olmakla beraber;
ashkar , purplehaze ve soldansay'ı sobeliyorum. bakalım neler olucak.

Labels: ,

14 comments


Sunday, September 23

Aralık'ın en soğuk günüydü sanırım. Deli gibi üşümüştüm "aslında". Hediyeler, sürprizler. rüzgara inat yürümeler. tadı damağımda öyle bir kalmış ki. açlıktan titremiş bulunmakta olduğum bu üşüme durumları hep o ana odaklıyor beni. (:

"çaydanlık"ı kırmamak için çaba göstermeler, çamura batıp çıkmalar. karın yağmasını beklemeler. asansörde 32 diş sırıtmalar.

iyi ki de her şey böyle. günlerin, yılların anlamlılığı olayı diye bişey varsa, bu durumdan farklı olması imkansız. (:

Labels:

8 comments


Friday, September 21




merdivenlerde oturmuştum. basamaklardaki tebeşir lekelerinin yanındaydı tüm eksiler. koca bi yaşlının gözündeki yaşı silmişti içgüdüden yoksun köpek. sonra renkler karıştı, saydam duvarlar gökyüzünü boyadı. kan geldi yerdeki karıncanın kalbinden. süzüldü basamaklara. parçalandı. döküldü. ve kavuştu geçip giden hiçliğe. sustum. unuttum.

Labels:

3 comments


Wednesday, September 19
kişisel not: aşağıda yazılanlar kurgu değil tamamiylen gerçektir. sakın yapmaya kalkışmayın, ruh ve akıl sağlığınız elden gidebilir, gerçi aşağıdakileri yapabilmek için sanırım zaten bu ikisinden de yoksun olmak gerekir. teşekkürler.
saat 9. elimde cnbc-e'nin aylık minik dergisi. ekranda "the tudors". dergiyi açıyorum. çok uzun bir zamandır izlemek istediğim filmin acaba bu salı mı önümüzdeki salı mı yoksa bambaşka bi salı mı yayınlanıcağını öğrenmek istiyorum. sonunda sayfayı buluyorum. yayın tarihine bakmaya çabalıyorum. bulamıyorum. geri geri geliyorum. hayır sonradan öğreneceğim diğer "rakip" filmlerin hepsi de benimkiyle aynı kederi paylaşıyorlar. hiçbiri durumdan haberdar değil. sonra bu kahrolası site gözüme çarpıyor. listeye bakıyorum. 3 film. hemen filmime oy veriyorum. 7.000'ci oy benimmiş. seviniyorum baya. we don't live here anymore. naomi watts var. six feet under'dan peter krause var. daha n'olsun? sonra "rakip" filmlere de bakıyorum. acaba kaçta kalmışlardır diye. enduring love, 800lerde. gülüyorum. işte bu diyorum. ve sonunda dün gece herkese cehennem zamanı geçirtmemi sağlayan o aptal gerizekalı salak 80 dakkalık red eye'e bakıyorum. hangi aptal bu filmi izlemek ister diyorum. bi bakıyorum ki o da ne! 19.000! hemen sinir oluyorum. direk msn'de insan avcılığı yapıyorum. ilk babama rastlıyorum. sonradan anlıyorum ki aramızda en azimli olan da oymuş. teklifimi kabul ediyor ve inatla tıklamaya başlıyor. saat 12'de oylama bitmek üzere ve ben koca zamanı boşa harcayıp tüm oyları, son 2 saatte atmak zorundayım. eylül ayı filmlerinin son halkası sonuçta diyorum. sonra sonra bakıyorum, kötü gün dostum kaan ve blog kardeşim melish'de, işini gücünü bırakıyor, deli gibi tıklamaya başlıyoruz. sonu gelmiyo tıklamaların. ara sıra blog kardeşlerden sera'da nazlanıp nazlanıp "iyi peki, tamam 2 tıklıyım,seni mi kırıcam,çok aptal bi film o ama neyse" diyor, 3-5 kez tıklıyor. ben inatçı keçiyim ya, illa geçicem kafayı koymuşum bi kere...
saat 12'yi biraz geçiyor. artık insanlar ölmüş bi şekilde yeter mi, kaybettik, tamam mı devam mı diyor ben hala inat ediyorum. ve sonunda ölüyoum. herkese 458320.kez teşekkür ediyorum, gidip yatıp uyuyorum. saat sanırım 1 olmuştu o zaman. skor ise, red eye, 21.000 (evet kalleşler arttırmış), we don't live here anymore ise 16.615 (evet kaydettim bu sayıyı)
bu sabah oluyor. ben ümitsizlikle siteye bakıyorum. Red Eye seçilmiştir diyor, allah belanı versin diyorum. ama ama o da ne? 2 ekim diyor. 2 ekim'de seç bu sefer diyor kahrolası sienbisi. hemen sonuçlara bakıyorum. biz 400, enduring love 6.
herkese kriz geçirterek 2 saat içinde verilen o 9.000'in üzerindeki oyların hepsi kaybolmuş!
intihar etmek istiyorum, çünkü biliyorum dün geceki o 3-5 insan beni bugün öldürecek (:
"allahım neydi günahım, günahım neydi allahım" .
edit : daha şimdi o kabus gecesinde destek olduğunu öğrndiğim sevgili "büyük boy" battaniye'ye de sonsuz sevgiler, saygılar... hakikaten çok mahçup oldum şimdi ama ben ya (:

Labels:

6 comments


Tuesday, September 18
baktım da demin. hani nerde o eski blogger kardeşler? ya bi sene önce hepimiz şakır şakkır yazıoduk neler oluyor size, neler oluyor bize. anlayan beri gelsin.

ayrıca "herkesi anladım da, ya ama bari mtlda dönsün" kampanyası başlatmak istiyorum. hatta du, başladı bile.

Labels:

7 comments


Friday, September 14


sene 1945.


onlar da hep insandılar.


ve sevgiye inandılar.


ve saygıya inandılar.


senin gibi.


benim gibi.


Labels:

2 comments


Monday, September 10
bi çocuk vardı, kayboldu.

"evet, hepsi bu."

Labels:

3 comments


Thursday, September 6
4-5 sene önceydi. 8.sınıftaydım. serviste bi kız vardı, tonton, sakar ama o kadar içi dışı bir ve sevimliydi ki... aramızda en küçük oydu ve herkesi en çok keyiflendiren kişi de o sevimli kızdı. annemin öğrencisi ve çook sevdiği kızlarından biri olma özelliğinden dolayı da tabi bana çok daha sevimli geliyordu. devamlı annemi ne kadar çok sevdiğini, aslında ne kadar şanslı bi çocuk olduğumu söyleyip dururdu. daha küçücüktü 6.sınıfta mıydı neydi. zaman geçti ben marmara'dan ayrıldım sonra bi baktım. allah. dilara benim annemle kanka olmuş. onun cep telefonunda kızım diye kayıtlı dilara'nın numarası. bi kresinde parası yetmedi diye annemin sırf onun için arabayla koşa koşa onun yanına gittiğini hatırlıyorum. annem iyi biridir. ama hayatta bunu belki de benim için bile yapabileceğini sanmıyorum. lapTopta'ki resimleri... beraber gezilerde, yarışmalardaki çatlak ama komik hareketleri... şirin, sevimli şey...
bugün haber geldi. dilara annesiyle marmaris'ten dönerken bi trafik kazası geçirmiş... annesi ağır yaralıymış, ama dilara'yı ne yazık ki kaybetmişiz. duyunca inanamadım hangi dilara dedim. yaşam dolu o bıcırık sevimli neşeli kız nasıl ölebilir? hayır hala inanmıyorum buna. belki de o ölmeyi hak eden en son kişilerden biri şimdi 17sinde mi veda etti herkese, tüm sevdiklerine?
kötülere bişey olmazmış ya. işte böyle oturdum kaldım. dondum. annem ağladı ben teselli ettim. ve bitane damla düştü o kadar. neden bu kadar mutluyken, henüz ölmek için çok gençken? neden...
rahat uyu tatlı kız. bizi ne kadar üzdüğünün farkında değilsin belki ama sana söz veriyorum. annemi senin kadar çok çok sevicem ve onu senin yerine de hep öpücem... tülay öğretmenin ve ben seni çok ama çok özlicez...

Labels:

6 comments


Monday, September 3
vauv.
sıcak çikolata içtiğim günleri ne kadar da özlemişim... (:

Labels:

8 comments


Saturday, September 1
bu düzensizlik daha ne kadar düzenli bi şekilde gidicek, bilmiyorum. ama sanırım bu kayboluş beni o şe'e daha çok yaklaştırdı ve çekici hale getirdi. siyah ama sıcak. beyaz ve zevk'li. itici ama estetik. maskeli kelimeler, çingene yürekler.

Labels:

2 comments


geçmişimin kara lekeleri
April 2006
May 2006
June 2006
July 2006
August 2006
September 2006
October 2006
November 2006
December 2006
January 2007
February 2007
March 2007
April 2007
May 2007
June 2007
August 2007
September 2007
October 2007
November 2007
December 2007
January 2008
February 2008
March 2008
April 2008
May 2008
June 2008
July 2008
August 2008
September 2008
October 2008
November 2008
December 2008
January 2009
February 2009
March 2009
April 2009
May 2009
June 2009
July 2009
September 2009
October 2009
November 2009
December 2009
January 2010
February 2010
March 2010
April 2010
May 2010
June 2010
July 2010
August 2010
September 2010
October 2010
November 2010
December 2010
January 2011
February 2011
March 2011
April 2011
May 2011
June 2011
November 2011
December 2011
January 2012
March 2012