birkaç kötü site. nihaha. ayrıca da kendi biloğumu kendim yaparım. hahayt!
fak feysbuk
tambılır
blogg.se
vkontakte.ru
stumble
okuma sitesi
formspring
imdb
ekşi sözlük
twitter
ask.fm
good reads
deviantart
triancula single listesi
profil
last.fm
eksprensip
limonyak
boş zamanlarımda kendimi sevmiyor değilim.




Thursday, August 31

Sabret Can; 1 ay kaldı...
Ekim'de kavuşçaksın!


Labels: ,

4 comments


Wednesday, August 30
Sessizce çoğaldığın zamanları hatırla,
Gökyüzündeki titrekliği göğsüne soktuğun,
Onunla "keşke"leri yaşadığın
Kırıklarda yürüdüğün
Sokaklarda süzüldüğün
Tokatlarda küçüldüğün hücreleri hatırla...
Sus şimdi;
Artık yarınlar dünü kovalamaktan bıktı...

Labels:

7 comments



Bir Film Bu Kadar Mı Gothik olur allahımm!!
Bayıldımm
Üstelik 99 yapımı
Takıntılı olduğum o meşhur 99 hani (:
Buram Buram Gerilim isteyenlere gelsin benden!
İyi Stigma'lar....

Labels:

7 comments


Tuesday, August 29

...............

Bugün günlerden Pazartesi, en sevmediğimiz gün... Tanıştığımız ve konuşmaya başladığımız gün Salı'ydı... Pazartesi'yle hiç bir zaman yıldızımız barışmadı...
Şu anda kocaman bir piyanonun önünde 3 sene önceki sevgilinle o sevdiğiniz parçayı çalıyorum... Bir zamanlar ne kadar da farklıydı herşey... Siz çok mutluydunuz, yaşattığınız mutluluk bana da yansımıştı ve güç almıştım gururlu geleceğinizden... Her gece siyahın daha koyusunun olduğuna inandığımız renkler eşliğinde melodileri yarıştırmıştık, ben de senin yansıttığın ışıkla içimdeki harfleri kusmuştum bir gecede... Ve o gece benim için kocaman bir birikimi doğuran bir anne oldu... Yeni yeni farkediyorum...
Şimdi daha tiz tonlardayım... Hassaslığım üstümde, eskiden beraber dinlediğimiz sert ve mutsuz parçaları buldum ellerimde bir anda... Seni zorla hatırlattı bana, kızgınlığımı hiçe sayarak... Kusmak istedim, "Hayır" diye bağırdım... Ama olmadı, eskide kalmış küçük ve masum dostum beni yaratandı... Onun şarkılarıyla, sözleriyle, hisleriyle ben "ben" olmuştum, nasıl içimdeki koca melankoliyi öldürebilirdim ya da bıçakla kesip alabilirdim... Aslında ilk başta denedim, çok canım acıdı, çok kan aktı... Öleceğimden korktum, seni kırmak ya da öldüğünü görecek olmamı o an hiç hissetmedim... Sonra ne mi yaptım? Senden miras kalan melankolinin üzerine yara bandı yapıştırdım, dudaklarımla yaladım, pis kanı akıttım ve koca bir bezle sardım... İyileştirdim içimde kanayan "sen"i... Geçmişte yaşayıp bana mutluluk veren o kızıl saçlı kızı...
Biliyorum o artık yok... Saçları ne kırmızı, ne de sözleri kırmızı... Kirlendi o da tuhaf yarınlarla... Kayboldu, boğuldu iç sesiyle.. Hayır... Seni suçlamıyorum, ama ben seni değil geçmişindeki seni seviyorum... Hani ben bir eskiciyim ya, benim için en değerli olanıydı eski "sen"...
Caddeye bakıyorum şimdi... Yağmur ıslatıyor caddeyi, yıkıyor tüm yapraklardaki engelleri... Bir bebek düşüyor annesinin isteğiyle... Süzülüyor temiz bir koku.. Annesi hiç ağlamıyor, karşısındaki genç adama bakıyor... Onun dudaklarına yapışıyor.. Çevredeki bir kaç insan bebeği kaldırıyorlar hemen, ama olmuyor... Masum sözler parçalanıyor, dağılıyor kaldırımda... Bebek ölüyor... Yağmur şimdi daha da şiddetini arttırıyor, daha kuvvetli ağlıyor...
Kelimelerimi seviyordun sen... Hala seviyorsun... Hepsi senin içindi, çünkü başka birini anlatıyordum durmadan, sen de hep güzel cümleler kuruyordun...
Ya şimdi?
Hayallerim gerçekleşti, hayallerin bulandı...
Mutluyum,
Mutsuzsun...
Şimdi bir başkasını yaşıyorum...
Onu anlatıyorum durmadan, ona anlatıyorum sade düşlerimi. Artık bilmemen gerek, yazdıklarımda artık ulaşmamam gereken bir "sen" var...

Şarkı bitti...
Ruhun kirlendi
Biz bittik,
Harflerimiz silindi...

Labels:

4 comments


Monday, August 28
bugün cevaplarının içine ne katıyosun bilmiyorum ama hepsi çok lezzetliler,

ellerine sağlık... (:


"Battaniye'nin Lezzetli Cevaplarının Ardındaki Müthiş Gerçek Acaba Ne ? (:"


Biri Benim Olmadı Daha
Daha Bulamadım Ki
Kimse Farketmedi Daha
Daha Sevemedim Ki

Karşımda Çok Yakında ;
Yıldızlar Var Aslında...

Labels:

4 comments


Saturday, August 26
kal dersen,
kalamam dersem,
gücenme.
yan dersen,
yanamam dersem,
gücenme.
Bu gece
aaa...
Ben ay!

Labels:

0 comments


Friday, August 25
Bu sabah sokaklar soğumaya başlamıştı, ne yapraklar sararmıştı ne de baharların sonu kapıya dayanmıştı... Ilık bir düş sonrası hissedilen ürperti gibiyi bu sabah... Çocuk yeniden doğmuştu, Kız ise sessizliğe bürünmüştü... Çocuk, gözleriyle ezberlemişti kızın sessizliğini. Kız bihaberdi dünyadan, pastaneye gidip karnını doyuramayacak kadar üşümüştü. Parasızdı. Gösterişsizdi ve en önemlisi senfonisindeki kemanların akoru bozulmuştu, ses gürültülü ve hatalı çıkacağına tamamen susmayı yeğlemişti...
Kızın kırmızı ayakkabısını minibüsün basamaklarında gördüğünde çocuk oldukça şaşırmıştı. Nasıl olabilirdi ki? İlk defa susmayı seçmişti o kız gibi. Anlatmamıştı "sessizliği", paylaşmamıştı. Ama duyulmuştu sesi bir şekilde. Adımlar, çocuğun siyah ayakkabısının önünde durmuştu. Selam vermişti rugan ayakkabılar, siyah ayakkabılı çocuğa. Çocuk, düşlerinin gerçeğe dönüştüğü tuhaf mutluluk oyunlarından bir zannetmişti tıpkı diğerleri gibi. Ama herşey gerçekti. Sessiz prenses konuşmuştu ve ilk defa dimdik ayakta, kendinden oldukça emin gözüküyordu. Çocuk, sıcak gülüşüyle karşılık verip bir anda konuşmaya başlamışlardı... İnsanlar yine huzursuzdu ön tarafta, onlar her zaman tuhaf karşılarlardı insanları kapalı kutularda... Değişen bir şey olmamıştı, yine yadırgamışlardı kanayan yalnızlıklarıyla...
Minibüs tekerleklerinin yoldaki dansı sona erdiğinde, kız çocuğa bakmıştı üç saniye boyunca, soru sorarcasına... Çocuk, her zaman kendisiyle kavga etmesinin sebebi olan utangaçlığını yanda oturan simsiyah saçlı dedeye bırakmıştı. Siyah kalbini örten siyah gömleği ve siyah saçlarıyla kusursuz görünüyordu şimdi... Kalabalığın hızlı gölgesini takip eden çocuk ve kız yavaşça yürümeye başlamışlardı... O an ikisi de şaşırmıştı. İkisi de neden bir arada yürümek zorunda olduklarını bilmiyorlardı. Gitmek istedikleri yere bir an önce gitmek için "güle güle" deyip, tuhaf sabahın akıntısında yalnızlığa bulaşmayı o an için düşünmüyorlardı... Zamanı yavaşlatıp,kadehlerine doldurduktan sonra yudum yudum içiyorlardı... Sadece akıllarındaki soruların seslerle sevişmesine yardımcı oluyorlardı.. Ve nedense bu konuda sessiz kız çok daha hızlıydı... Kız sıcak bir gülümsemeyle belki de en baştan sorulması gereken o en basit soruyu sordu. "İsmin?"
Sonra bir anda karşıda kocaman bir bina gözüktü, insanların gürültüsü yeniden çoğaldı ve arabaların pis ve kirli kornaları gökyüzünü karalamaya başladı...
Yollar ayrıldı, zaman ayırdı, adımlar vedalaştı...
"Siyah" ve "Kırmızı" ayakkabılar, yürüyen düşlerinden uyandı...
*%101 Gerçektir... (:

Labels:

2 comments


Thursday, August 24
Şu anda yanmış bitmiş ölmüş gebermiş tükenmiş durumdayım...
Siz siz olun, sakııın 20 yaş dişinizi çektirmemezlik etmeyin,
Gidin biran önce kurtulun bu illetten;

Tellerim yüzünden dişin önündeki telli dişe zarar vermemesi için çekilen 1 saatlik bi eziyete katlanmayın!

Labels:

4 comments


Wednesday, August 23
"o ve sen"nasıl da kolaydır "biz" lafını "siz"den duymak..
"biz", "biz"lere alışık değildik,
belki ondandır.


şimdi?

Şebnem Ferah'tan daha da ince bi tonla, çığlıklar eşliğinde "Ben Bir Mülteciyim" diye bağırma zamanı.

Belki'lerin yalnızlıklarını farketmemesi için.

Labels:

2 comments


Tuesday, August 22
Hava sıcak ama gayet de üşüyorum,
hasta falan değilim
nedense buraya gelince daha da çok üstelik
acaba neden???
üzerime bi "battaniye" örtün,
rest çekmiş olmasın
kızmasın
ben küçük bi çaydanlığım
yerde bi paspas gibiyim,
bir "kilim"im bile yok benim
Kader Anı...
bakalım hala battaniye yok mu ortalıkta??
Açılsın Kapılar;
"Film Gibi"de büyük heycan
dıııı dıdım dıdım dıdım dııııı dıdım dıdım dıdım dıııııı dıdım dııııı dıdım dııııııı dıdı...
yok yok "battaniye" kesin "kilim"'i kıskanıyor (:
bi de "kilim"'in kim olduğunu bilsem ,
ahh ahh...

Labels:

2 comments


şamata şeklinde bi yaz geçti bu yaz geçenkinden daha bi uçuk ve deli oldu (:
çocukluğumu yaşadım biraz da hatta.
bikaç sürpriz insanla karşılaştım, hoş oldu..
en güzeli de tesadüfler..
hayatım boyunca bir araya getiremem dediğim insanlarla beraber olabilme duygusunu tattım, ne mutlu bana...



*resmen klavye tuşlarını kullanamıyorum,
işte tüm korkum budur benim msn'i açmama sebebim (:

Labels:

2 comments


Sunday, August 20


Fazla söze gerek yok.. Audrey Tautou ne kadar muhteşemdir bu filmde.. ne kadar muhteşem bir filmdir ayrıca.. optimizm'in doruklarında bir yolculuk adeta.. çilekli puding'in üstüne komedi ve dram..

işte bu!

Labels:

2 comments


Saturday, August 19

6 Ekim '06

AraF geliyomuşş!

filmde kimler var kimler...

en başta Vega kliplerinin prensesi Akasya!!!

sonra bi de Murat Yıldırım varmş ,
bi yerden gözüm ısıryo ama çıkaramıyorum..

Filmin müziklerindeyse bilin bakalım kim??
baş harfi hayko ikinci harfi cepkin !!!

üstelik Soundtrack şarkısı Hayko'nun en bayıldığım şarkısı;
SON KEZ!!! üstelik youtube.com 'da klibi bile var!!



(reklam gibi olmasın ama napiim.. şarkı güzel oyuncular da ii, yapmamız gerek.. ayıp olur sonra di mi?? )

Labels: ,

3 comments


Thursday, August 17

7 sene önce devler büyük oyunlarını yudum yudum içerken,
kızıl saçlı kız gitarıyla karşımda duruyodu..
kendinden bahsediyodu, bana adadığı koskoca albümüyle sözlerimi çalıyordu..
kızgın değildim sadece neden bu kadar çocuk olduğumu sorguluyordum.
Artık Kısa Cümleler Kuruyorum.......
SeVDikleriM SeVMEdiKLERiM yanımda....
Kabullendim herşeyi olduğu gibi.......
yola çıktım
yarınlara!
SON GÜNLERDE..
ÇOOOK DÜŞÜNÜR OLDUM,
ZOR ZAMANLARI
ÇABUK ATLATIR OLDUM......
Bakıyorum aynaya her gece,
---İÇİM RAHAT!! BİRAZ YORGUNUM sadece..
hayatıma giren herkese, yaşanmış herşeye..
Teşekkürler!
Büyüyorum, sizinle...
*Keşke Senfonik versiyonunu da dinlesem şimdi.. :(

Labels: ,

10 comments


Wednesday, August 16
evet... huzurlarınızda yine ben.. o kadar çok şey biriktridm ki anlatıcak.. "bunu aklımda tutup ist.a gidince blog'a yaziim" dediim o kadar çok olay oldu ki.. neresinden başlasak (:
evet tatil yine kısa geldi, yine güzeldi herşey, yine biraradaydık, üstelik bu yaz sürpriz insanlar da vardı hayatımızda, kırıklarımı dökmeye gitmiştim ya hani, dökmekle kalmadım direk yerin dibini kazdım ve boşalltım hepsini.. geçen sene de böyle başlamıştı "farklı" insanlarla.. şimdi yine herşey farklı, en azından artık susmayı biliyorum,
mutluyum.. mutluyum.. mutluyum..
CATAORMEGİERDEDİ... (:

Labels:

0 comments


geçmişimin kara lekeleri
April 2006
May 2006
June 2006
July 2006
August 2006
September 2006
October 2006
November 2006
December 2006
January 2007
February 2007
March 2007
April 2007
May 2007
June 2007
August 2007
September 2007
October 2007
November 2007
December 2007
January 2008
February 2008
March 2008
April 2008
May 2008
June 2008
July 2008
August 2008
September 2008
October 2008
November 2008
December 2008
January 2009
February 2009
March 2009
April 2009
May 2009
June 2009
July 2009
September 2009
October 2009
November 2009
December 2009
January 2010
February 2010
March 2010
April 2010
May 2010
June 2010
July 2010
August 2010
September 2010
October 2010
November 2010
December 2010
January 2011
February 2011
March 2011
April 2011
May 2011
June 2011
November 2011
December 2011
January 2012
March 2012