birkaç kötü site. nihaha. ayrıca da kendi biloğumu kendim yaparım. hahayt!
fak feysbuk
tambılır
blogg.se
vkontakte.ru
stumble
okuma sitesi
formspring
imdb
ekşi sözlük
twitter
ask.fm
good reads
deviantart
triancula single listesi
profil
last.fm
eksprensip
limonyak
boş zamanlarımda kendimi sevmiyor değilim.




Thursday, June 29
biriyle fena halde konuşmaya ihtiyacım var,
biriyle fena halde dertleşmeye...

Labels:

2 comments



Faz-la za-man kal-ma-dı
ge-ri sa-yım baş-la-dı..

10..9..8..7..6..5..4..3..2..1..0..!

bum!

Labels:

0 comments


Wednesday, June 28
Resimlerle Şarkılar'ın Kraliçesinden gelsin,
ellerine sağlık.
.
"...ver,
eminim vardır yanında..."

Labels: ,

0 comments


Monday, June 26
Hollanda..... :(

Labels:

2 comments


Sunday, June 25

"Gerçeğin Rengi Gridir" demiş Andre Gide..
ne de iyi demiş;
gidin çok geç olmadan Pastoral Senfoni'yi alın,
birazdan yine okumaya başlicam kendilerini..
90 sayfacık..
şiddetle öneririm (:
bu da işte klasik kitap tanıtımı ,
buyrun...
Pastoral Senfoni, okura birden fazla dünyanın kapılarını aynı anda aralar. Günlük türünde yazılmış eserde ortaya konan bir hikayeden ziyade, çok sesli bir senfonidir. Günlük bizi hem papazın, hem de karısı, oğlu ve âşık olduğu kör kızın dünyalarına götürürken, çok sesli bir senfoniye dönüşür. Gide romanın adıyla, Beethoven’ın en önemli eserlerinden biri olan Pastoral Senfoni’ye de gönderme yapar. Bir papaz dünyanın ve aslında yaşamın bütün renklerini kör bir kıza, bu senfoni aracılığıyla anlatmaya çalışır.Büyük içsel fırtınaların yansısı, romanda şaşırtıcı derecede yalın bir kimlikle karşımıza çıkıyor. Görülen ve görülmek istenilen dünya arasındaki yakınlık veya uzaklıklar, otobiyografik özellikler taşıyan roman yoluyla okurun zihninde yeni anlamlar kazanmayı bekliyor.

Labels:

4 comments


Saturday, June 24
banane ulan
sevdim şarkıyı
alla alla ! (:

Glaciers Melting In the Dead Of Night
And The Superstars Sucked Into The Supermassive (:

artık zıçşalar dinlerim kendilerini (:
1 numara 1 (:

Labels:

0 comments


Friday, June 23



ideas are bulletproof...





.

Labels: ,

0 comments


Thursday, June 22


izlemediniz mi hala ?
hemen bi koşu gidin alın
süper, süper!!!

180 dakka boyunca koltukta çivilenmiş bi şekilde 8-10 karakterin yaşamından bi kesit anlatan Magnolia; ve orjinal konusu ve süper iki oyuncunun (kime göre neye göre) filmi götürğü sürpriz ve güzel bi sona sahip eXistenZ... süper..!!

Labels:

2 comments


Wednesday, June 21

"çekirdek"siz "bonibon";

yeni çıktı,
tüm marketlerde!



o çok haklı
o çok başarılı
bikere onun bi onur belgesi var
daa nolsun ?!

Labels:

2 comments


Tuesday, June 20


.. o şimdi cennette...

tatlı tatlı uyu, yakışıklı çocuk,

oyuncakların bana emanet.....

Labels:

0 comments


Monday, June 19
Lady Darbanville'ine kavuştun dost (:
mutlu musun?

Labels: ,

0 comments


Sunday, June 18
susadım,
sıcak nefes içmeliyim
üşüdüm,
buzdan bir kalbi yudumlamalıyım
kayboldum,
çakıl taşlarımı denize dökmeliyim
duydum,
kulaklarımı çekmeliyim

nefesim kesilsin
kalbim kırılsın
denizin dibine vuriyim
kulaklarım acısın

ve ben "nereye kadar" demeden
önce kendimi kendimde anlatıyım
sonra da içimdekileri kumlara kusmalıyım

sonra??

zaten mutlu olucaım için
"yine" konuşmama gerek kalmicak (:

"çok güçlü olmak lazım"
- güçlüyüm ben, bak çok daha mutlu da olucam- söz! (:

Labels:

0 comments


Saturday, June 17
....

güne, kaldığı yerden devam eden küçük insanlar yine uyuyorlardı, ben de "dinlemem" diye bağırmış olsam da daha önceleri, yine melankolik sonbaharı hissediyordum yatağımın altında... "mavi"ye bulanmış "gözyaşlarım"ı aynadan görünce ürperdim... biri trompet mi çalmaya çalışıyordu, yoksa notaları gerçekten de böyle miydi... o anda "siyah kadın" ı gördüm... karşımda duruyordu, belki de adım atmamı bekliyordu, hani onu kovmam için bir istek belirtisi... bende yoktu bişeyler... gitmesini istemiyordum ki; beni meraklandıran gizemli kadını neden kovayım ki odamdan... "kaçış yok... kaçış yok..." tutkularımı tutuklayan katil ruhlu bir adam çıktı sonra biranda, kanatlarımın güneşe bulandığı o ürperten soğukta tenime dikenlerini batırmaya başlamıştı bile... "o" ise bakıyordu yüzüme, yapmak istediklerini yapıyormuşum gibi...son kez siyahını döküp, aydınlığa karışacakmış gibi... benim yardımımla... engel olmalıydım, beyaz kanatlı kızıl saçlı yeşil makyajlı meleği bulmalıydım... ama yoktu... katil ruhlu adam mı öldürmüştü onu yoksa? hayır, onun bi suçu yoktu ki... sadece sevilmemişti, kimse onu anlamamıştı... bana benziyordu aslında; onun kadar beyazı sevmesem de, kanatlarından melankoli damlıyordu sert ritmli "karga" sesli mutlu ifademin... onun gibi... ya da.. "hayal ettiğim" gibi... bilmiyorum, gerçek düşündüğüm gibi olmalıydı... ama ya değilse.. ya siyah kadın'ın yalanları gibiyse... ya gerçekten yeşil makyajlı beyaz melek suçluysa ve katil ruhlu adam tarafından öldürülmeyi haketmişse...

metro bulmalıyım... gitmeliyim... uzaklara... siyah-beyaz filmlerden çok ama çok uzağa... gökyüzüne, gökkuşağı'na...

"biri beni de siyah kadın gibi metro'ya bindirip sonra kargo'yla gitmem gereken yere teslim etsin...lütfen..."

cümle için saolasın onr (: taptım, tapıyorum, tapıcam... (:

Labels:

0 comments




bak kimler gelmiş...


hala mı üzgünsün ??

Labels:

0 comments


Friday, June 16
o artık yok şimdi,
"hiç"lerin sevgisinde,
yalnız büyülerin tepesinde.


"dudak titriyor ve göz gülüyor,
Ve gene de yükseliyor yukarı sitem dolu,
kalbin karanlık gecesinin resmi,
Göğümün kapısındaki o müşfik yıldız.
Işıldıyor o zaferle- ve daha sıkı kapanıyor dudak
-ve akıyor gözyaşı..."

sonsuzluğun gece mavisi egosuna doğru...

Labels: ,

0 comments


Wednesday, June 14

ösledim be seni ey sevgili datça kedisi...

kimbilir şimdi nerelerdesin,
yoksa hala o "manav" amcayla,
o tonton kadının bahçesinde misin...
o kadar özlemişim ki oranın
denizini,
balıklarını,
çakıl taşlarını,
sizin kedigillerin hepsini,
sakinliğini,
yeşilliğini,
sessizliğini,
huzurunu,
mutluluğunu,
bakirliğini,
uçurumlu yollarını,
dik yamaçlarını...

daha sayiim mi yoksa,
böle bakmaya dewam mı ediceksin ?
galiba 2.si...
olsun, biz seni böyle de seviyoruz... (:

Labels:

2 comments


Tuesday, June 13
o kadar mutlu oldu m ki gecenin bi yarısında williee'yle konuşurken bi baktım bi çağrı.. aldırmadım devam ettim "kalbi camdan"ı dinlemeye... sonra bi mesaj geldi... kim olabilirdi ki?? kim??? (: ve... bi baktım sonra... o da kim??
herşeyin toz pembe geldiği o süslü dakikanın hiç ölmemesini istedim o saniye galiba ilk olarak.. şuanda hala etkisindeyim, işallah böle de gidicek... çok mutluyum çok...
ben bir eşşeğim diye 9043904392 kez yazsam olur mu acaba... başliim ben...
ben bir eşşeğim
ben bir eşşeğim
ben bir eşşeğim
ben bir eşşeğim
ben bir eşşeğim
ben bir eşşeğim...
-walla şukadar copy paste değil bizzat alın teri.. (:
son bi not daha, bu mutluluğu bana yaşatan sevgili ZO'ya çok teşekkürler.. o olmasa şimdi ben 32 diş + 32 tel braketi şeklinde gülemiyo olucaktım... seni seviyorum Pervane, seni seviyorum (:
oldu mu ? (:

Labels:

2 comments


Monday, June 12
...........
demin kocaman bi güneş vardı... elimde çay vardı... kedisi olan bi kadın vardı televizyonda... aklımda bikaç sevimli insan vardı... çocukluk anılarım yanaklarımdaydı yüzümü yıkayıncaya kadar...hepsi gitti... "git gidebilirsen" dedim ama gitti, gidebilme cüreti gösterdi hepsi, utanmadan... "ben nerdeyim??" bilmiyıorum... artık yüzüm çamurlu... üstelik daha demin yıkanmıştım eskilerimden, nerden geldi ki şimdi bulutlar kahvemin üstüne? neden... zaten su katmıştım yeteri kadar, neden daha fazla su... üstelik kirli ve tozlu bi su... hıh.. komik bi ses tonun var evet katılıyorum, hatta duyar duymaz gülmemek için zorluyorum kendimi, ama olmuyor işte, sende kemanların sesini bastırmaya çalışırken komik duruma düşen bi kadıncağızın portresi var tam üstünde, gömleğinin yakasında... yok yok pardon, ayakkabının topuğunda... pardon... özür dilerim, "terk ediyorum" demeden önce bi çılgınlık yapıp affetmicek misin... en azından deneyebilirsin... ya iyi de... ya ben özür dilemiştim :( çok mu zor affetmek... üstelik 3 saniye'ydi sadece... kendimi kendimle eğlendirebildiğim ve komik bi duruma düşmeme kendim tarafımdan izin verdiğim... sesini yükseltme.. "kendime" hakaret etmiyo musun... "söz veriyorum"susucam artık, uslu bir çocuk olucam, ama bana bi oyuncak ver de ağlamıyım zırlamıyım, sen sert ritmlerde melankolik sözler söylerken, yoksa fazla "acı" olur, kaldıramaz kimse o müziği... bizim müziğimizi... sessizce parçalanan, parçalandıkça çoğalmaktan çok dağılan ve kaybolan...
peki, sustum...

Labels:

2 comments


Sunday, June 11
yok artık dünya kupası falan yazmicam, öle devamı gelir die düşünenler avuçlarını yalasın, kusuruma bakmayın.. dışarda öle güsel bi yağmur var ki, dışarı çıkmak için giyinen "bana" çok güzel bi şekilde kapak oldu, kahve içmeye hazırlanmaktayım... LeoN havası var dışarda... nerde benim cd'im???

yasmadan geçemicem...

4 YANIMI KUŞAT BENİM
4 GÖZÜNLE BAK BANA
4 ELİNLE TUT BENİ
4 KERE ÖP BENİ...!!!

Saygılar... Sevgiler...

mathilda bekle beni geliyorum (:

Labels:

0 comments


Saturday, June 10
ewet.. işte karşınızda loni'den 2006Dünya Kupası'nın ilk 4 maçının yorumları (:
A grubu..
Almanya: 4- Kosta Rika: 2 bu maç şu ana kadar oynanan 4 maç içinde en zevkli maçtı bana göre, evet saklamıyorum bi köşede almanya'yı favori gösterdiim doru ama cidden de güzel goller attılar her ne kadar savunma hata yapıp bazen çok açılsalarda.. kosta rika ise enerjisini kanıtlamış oldu attığı 2 golle, kesinlikle aradan geçen 4 yıl onlara yaramış..
Polonya:0- Ekvador:2 acaip derecede sıkıldıım bi maç olmuştr kendileri; şöle diim; ikinci yarısını doru dürüst islemedim bile ne yazık ki; Polonya benim için cidden de büyük bi hayalkırıklıı yarattı; hele 1-0 dan sonra atıcakları yerde yedikleri 2.golden sonra onlar da iice zırvaladılar.. Ekvador ii takım hoş takım olablir ama bence grupta ikinclik için Kosta Rika'yla yapıcakları maç çok önemli eer Kosta Rika bu enerjisini o maça da yansıtırsa Ekvador avcunu yalar- ki yalamalı da.. Polonya'^nın işi bundan sonra bi hayli zor, 2.maç da Almanya üstelik.. kısaca benim gönlümden geçen Deutschland mit Costa Rica , merakla bekliyoz.. (:
B grubuna gelince..
İngiltere:1- Paraguay:0 evet.. elbette herkesin bu maçtaki favorisi İngiltere'ydi ve beklenen oldu ve maçı 1-0 aldılar.. açıkçası Roque Santa Cruz bişeler yapabilseydi Paraguay adına sürpriz bile olabilirdi çnkü hava o vakit oldukça sıcaktı; ve iki takım da istenilen performansı ortaya koyamadı.. Crouch'un 2 metrelik boyuna karşın hala bi mal oldunu da düşünmeden geçemicem..!
İsveç:0- Trinidad & Tobago:0 benim 90 dakka başından ayrılamadıım 2.maç oldu şu ana kadar oynanalar arasında.. açıkçası maçtan önce herkesin ortak bi fikri vardı o da İsveç'in minimum 3 maximum 5 gol atıcaı hatta rekor bile kıracağı.. Trinidad'ın yaş ortalamasının 29 olmasından dolayı Zlatan'ın savunmayı yıkıp geçicei falan da gayet de sölendi.. gelin görün ki; futbol 90 dakka ve beklenen olmadı (aman allahım kendimi spiker sanmaya başladım(: ) ve isveç ne zlatan'la ne larsson la ne de affedersiniz kazma deyimini sapına kadar hakeden Allback'la bi varlık gösteremedi.. Trinidad o kadar ii savunma yaptı ki maçın sonlarına doğru hücum'da yalnız bi adamları yapaylanız biçare İsveç kalesi dibinde kendi halinde mücadele veriyodu.. Zlatan'a yapışan trinidadlı uzun saçlı defans oyuncusu adı saço mu sako mu ne; maç boyunca çok merak ediorum acaba yorulmadı mı ? ulan bi dakka ayrıl herifin dibinden.. olmadı işte.. isveç'i bu grubun favorisi olarak gören ben kendimi; maçın sonunda Trinidad'lı insanların sanki 5 farklı üstünlüüe sevinir gibi yaptıkları sevinç gösterilirni aval aval seyrederken buldum..
Arjantin - Fildişi maçı da 2-0 gidio keyfim yerinde (: hdi bakalım..

Labels:

0 comments


evet.. dünya kupası da hayırlısıyla panzerlerin 4-2siyle başladı ve bölece ben de CM yaz sezonumu resmen açmış oldum, resmen diorum çünkü öle demiştim söz evrmiştim sabredicem uland emiştim ama ben naptım 4gün boyunca her dakka ya film isledim ya CM oynadım (: şimdi 5.senemdeyim, kulubüm Paris Saint Germain.. hadi annatiym biras neler yapmışım.. ilk sene, her zamanki hödüklüümle, sıçıp batırdıım o iğrenç Anelka nın ikide bi sorun yarattı, doğru düzgün transfer yapamadıım bok ötesi o sene.. tahmin edersiniz ki alınan 6.lığa dua edip hemen yaz sezonunda transfer çalışmalarına başlamıştım bile, doğruca Anelka 22.5m.$'a Valencia'nın yolunu tutar ve bölece, Alex, Ronaldinho, Rudy Haddad (evet bu yıldızı alnımın akıyla bn yarattım! (:) raat bi nefes alır, takıma huzu çöker.. 2.senem, benim en kutsal senem, UEFA kupası'na Inter Toto'dan katıldıım ve Yarı Final'de ne hikmetse, Valencia'ya boyun eğdiğim, üsülmediim, yıkılmadıım sene.. sonuç ? tabiki de şampiyonluk.. ligde ikincilii ya Guingamp(guingamp diip geçmeyin herifler nerde veteran hepsini aldlar) ya da Rennes almıştı hatırlamıyorum bile! 3.sene ise 2.seneye oranla daha zordu benim için çünkü artık yavaş yavaş yeni futbolcular gelmelyidi.. Nouma'yı almıştım, Rothen'i küme düşen Troyes'dan almıştım.. Camel Meriem, National lige düşmekten son anda kurtulan Sochaux'dan çok ucuz bi fiyata alınmıştı.. Fulham'dan yetenekli insan Malbranque, kaleci Pannetau, St.Ettienne'dn Mettomo, Montpellier'den Belbey gibi isimleri almıştım.. Haddad ve Ronaldinho müthiş bi performans sergiliodu, Flamengo'dan gelen Reinaldo ise hala ne yazık ki bekleneni verememişti ama hala kadromda bi köşede duruyodu.. 3.sene Marseille'dan adeta son saniye golüyle ( teşekkürler ey sevgili Haddad ! ) şampiyonluğu alıp deli gibi sevinmiştim.. çok ama çok sürpriz bi şampiyonluktu.. zaten son saniyede şahsımdan golü yiyp küme düşen Le Havre'da o kadar hırs yaptı ki bu durumu 4.sene hırs yapıp 1.lige tekrar döndüler (: açıkçası ben son anda ellerimle kümede kalmasını sağladıım Monaco için üsülmüştüm çünkü cidden adamlar düşse belki çok daha fazla sevinmiş olabilirdim ama neyse.. 4.sene; Nantes , Guingamp , Rennes, St.Ettienne gibi kulüpler beni gene yine yeniden zorlamış olasalar bile Roni'min müthiş futboluyla ve attı 46 golüyle (evet bu kendi adıma bi rekor! (: ) PSG'yi üstüste 3.kez şampiyon ilan etyirtti.. ayrıca bu son senede, Avrupa'da yeniden adımı duyurdum ve Şamipionlşar Ligi'nde Çeyrek Finale kadar yükseldim.. sonra ne yaızk ki Arsenal azıma zıştı ve elendim.. ama olsun yıkılmadım ayaktayım; ve takımım öbür sene gerek Ş.Ligi gerk Lig Şampionluu, gerek Lig Kupası gerek Fransa Kupası gerek Fransa Süper kupası olmak üzere bütün kupalarda iddialı bi şekilde geliorum gümbür gümbür (: neden bu kadar vurguladım çnükü 2 müthiş transfer yaptım (: 1.si defansın gözbebeği akdeniz delikanlısı Alessandro Nesta, d,iğeri de Roma lı oyun kurucu Emerson.. (: vet onlar da PSG ailesine katıldılar.. ha bi de genç yetenek Auxerreli Mexes de kadromda artık.. şimdi yepiyeni umutlarla 5.senemde PSG'ye artık daha süper kupalar kazandırmak için elele gönül gönüle yarına umutla bakıyoruz; bekle bizi Avrupa; PSG gelio !! (:

edit: Roma harbi dehşet oynuyo adamlar 3 sene boyunca ş.ligi final,nde kaybettiler; 2 kere de aldırlar.. vueyy...!

Labels:

0 comments


Friday, June 9
hiç mi
sevmedin?

hiç mi
sevilmedin?

mevsim sonbahar..

Labels:

0 comments


Thursday, June 8

kitabına da koymuşsun;
e ben de fırsat bu fırsat değerlendiriyim dedim,
ha bi de en içten dileklerimle kutlayıp,
güzel satışlar elde etmesini (!) temenni ederim..
-tbiki ticari düşünmüyorum sçmalama (:


yaz dönüşü bişeler bekle benden,
ilham perisi amca,
Henri Rousseau'ya da burdan selamlar.. (:

Labels: ,

0 comments


Tuesday, June 6
kör olsaydım geçmişi göremezdim ama görüyorum..


"..diyemediklerimi hissediyorum..."

güzel!

Labels:

0 comments


Friday, June 2
bu klibi (sus konuşma) sonunda bugün isledim (: 2 sene önce Kadıköy'De 98-99-00 senesine ait ne kadar Blue Jean varsa; hepsini eskicileri tek tek gezerek satın aldıım gün geldi aklıma klipteki "WILSON" marka parfümü görünce.. (: adeta klip boyunca gözümüze sokmuşlar ve baya da komik olmuş açıkçası (: şimdi blu jean le dergiyle klipin parfümün ne alakası var dienler olabilir, şöleki; akşam eve dönerken yolda tesadfüen bi tanesine bakıodum ve teo röportajını açmıştım, bi klipten bahesiolardı tam bi sayfa boyuunca, ben de hatrılamaya çalışıodum ulan böle bi klibi yok ki Teo'nun diye, artık kısmet bugneymiş (: cidden de röportajı yapan- ki muhtemelen özlem gürel'dir- arkadaşın eleştirdiii kadar varmışş bu klip (: benim gibi yıllardır bu klibi hiç görmemiş ve islemeyenler açsın dream türk'ü, gecenin bi yarısında görürlerse hak versinler; ben bekliorum blogumda bi köşede..

Labels:

0 comments


geçmişimin kara lekeleri
April 2006
May 2006
June 2006
July 2006
August 2006
September 2006
October 2006
November 2006
December 2006
January 2007
February 2007
March 2007
April 2007
May 2007
June 2007
August 2007
September 2007
October 2007
November 2007
December 2007
January 2008
February 2008
March 2008
April 2008
May 2008
June 2008
July 2008
August 2008
September 2008
October 2008
November 2008
December 2008
January 2009
February 2009
March 2009
April 2009
May 2009
June 2009
July 2009
September 2009
October 2009
November 2009
December 2009
January 2010
February 2010
March 2010
April 2010
May 2010
June 2010
July 2010
August 2010
September 2010
October 2010
November 2010
December 2010
January 2011
February 2011
March 2011
April 2011
May 2011
June 2011
November 2011
December 2011
January 2012
March 2012